- Kategori
- Gündelik Yaşam
Cesaretin bittiği yerde esaret başlar...

"Korkakların hiç anıtı dikilmemiştir", "Kaplumbağaya dikkat et, başını çıkarmadan asla ilerleyemez" gibi önceden bildiğim sözler geldi aklıma.
Aşağıdaki yazı "cesaret ve korkaklık" üstüne. Bahsettiğim cesaret, durumunu göz önüne almadan çok çocuk yapıp sonra da "Allah rızkını verir" inancına sarılanların "cahil cesareti" değil.
Benim vurgulamak istediğim cesaret, her şeye rağmen, yılmadan usanmadan, yaşamın, sorunların, kaygıların, kötülüklerin... üstüne üstüne gitme cesareti. Cesaretin Bittiği Yerde Esaret Başlar...
Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan birfare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki, "Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem."
Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda şöyle diyor : "insanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor... Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korkttuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.
"Kaynak: Bilinmiyor"