Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '13

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
175
 

Çevreciler neden Bilimi karşılarına alıyor ?

Çevreciler neden Bilimi karşılarına alıyor ?
 

Hindistan'da nufus artışına rağmen GDO pamuk ekim alanları %90'lara ulaştıkça intiharlar düşmektedir


Bu başlık, uluslar arası bir çevre yazar olan fred Pearce ‘in  “Why Are Environmentalists Taking Anti-Science Positions?” başlıklı yazısının çevirisidir. Son günlerde tekrar takrar yayınlanan söz konusu makalede[1] yazar “biz çevreciler GDO’dan nükleer enerjiye sürekli olarak, yeşil standartlarını yükseltecek bilimsel savları dinlemeyi reddediyoruz. Bu yaklaşım, çevresel hareketimizi zayıflatmakta ve iklimle ilgili mücadelemizin güçlenmesini riske atmaktadır” ifadeleri ile yazısına devam etmektedir. 

Son günlerde uluslar arası arenalarda GDO ile ilgili bir seri çarpıcı gelişmeler yaşandı. Hiçbir uluslararası bilimsel kuruluşun desteklemek istemediği Saralini’nin fare denemeleri, Kaliforniya’da GDO’lu ürünlerin etiketlenmesi yönünde yapılan ve etiketlemenin gereksizliği doğrultusunda alınan kararla ilgili referandum, Hidistan’da GDO ürün denemelerinin on yıl için askıya alınması doğrultusunda açılan davalara mahkemenin ret kararları gibi… 2011 verilerine göre dünyada işlenen alanların %12’si, ticarete yansıyan tohum pazarının %36’sı biyotek tohumlara ait olsa da[2],GDO’ya karşı kampanyalarda da bir artış gözlenmektedir. “Hindistan’daki intiharlarda GDO’nun rolü”nden başlayan (pamuk tarımında %92’ye varan transgenik çeşitler ve azalan intihar olayları - Şekil!) savlar aşağıdakilerle devam ediyor:

“Canlıların patentlenemeyeceği” (Diamond - Chakrabarty 1980 davasıile canlıların patentlenebileceği yasallaşmıştır[3]);

“Kral kelebeğinin yok olacağı” (populasyonda hiçbir eksilme gözlenmemiştir);

“Tohumun her yıl değiştirilme zorunluğu” (Hibrit teknolojisinde 80 yıldan beri tohum her yıl yenilenir[4])

Madalyonun diğer yüzüne bakılabilmiş olsaydı, kişiler işte bu gerçeklerle yüzleşebileceklerdi. Biyoteknoloji karşıtları sokaktaki adamı daha işin başında, daha onlar pek uyanmadan, gerçek dışı ve bilimden uzak sloganlarla, adeta yanıltmışlar ve “donation – hibe” ile keselerini doldurmaya devam etmişler ve hala da devam etmektedirler.

Son zamanlarda, bilim karşıtı aktivitelerinin dünyayı kurtarma hareketlerine helal getireceği görüşleri öne çıkan birçok çevrecinin nedamet hisleri doğrultusunda hareket ettiklerine şahit oluyoruz. Bunlardan ilki Greenpeace kuruculardan bir ekolojist: Patrick Moore (http://www.brucegoldfarb.com/moore.htm). Kendisi, milyonlarca insanın hastalıklarına neden olan vitamin A eksikliğinin giderilebileceği bir GDO çeltik geliştirilmesine nasıl olur da birilerinin karşı gelebileceğini anlıyamadığını dile getiriyor ve şöyle devam ediyor:

Greenpeace vitamin A eksikliğinin başka yollardan karşılanabileceğini savunup, hiçbir eylem ortaya koymazken, çözüm üretenlere karşı çıkmasını anlışılır gibi değil

Örgüt bilimi bir tarafa bırakıp, dünyanın selameti ile pek ilgisi olmayan konulara yöneldi;

Çevreci gruplar bilim ve mantığı yavaş yavaş terk edip, bir süredir bilim ve mantık dışı uğraşlara yönelmiş bulunuyor;

Kalitesiz ve standart-altı bilimin toplumu yönlendirdiği bir dönemdeyiz. Tarımsal biyoteknolojiye karşı çıkışın nasıl bir mantığı olabilir?

GDO ile savaşa devam Greenpeace’in itibarını sarsmaya devam edecektir.

Diğer bir çevreci Mark Lynas (http://blog.nature.org/2013/01/mark-lynas-and-the-gmo-debate/), özellikle, çevreciliğe şüphe ile yaklaşan bir Danimarka’lı politikacıya pasta atmasıyle tanınmakta.  “Degrees” ve “The God Species” kitaplarının da yazarı olan Lynas 2013 Ocağında Oxford Üniversitesinde bir tarım kongresinde özür dileme konuşması ile biyoteknoloji taraflarının yüreklerine su serpti.  Konuşması esnasında öne çıkarttığı şu konular gerçekten ilginç:

Ben zannediyordum ki biyoteknoloji ile tarım kimyasallarının kullanımı artmaktadır. Sonradan öğrendim ki zararlılara dayanıklılık kazandırılan mısır ve pamuk tarımında daha az insektisit kullanılıyormuş;

Ben zannediyordum ki biyoteknoloji büyük firmalara yarar sağlıyormuş. Hâlbuki oluşan milyarlarca dolarlık artı değerden küçük çiftciler de yararlanıyorlarmış;

Eski bilgilerime göre, hasat edilen üründen tohum olarak yararlanamamanın nedeni terminatör teknolojisi sorumlu idi. Halbuki böyle bir teknoloji asla uygulanmamış ve hibrit teknolojisinde zaten tohum ikinci bir kez ekilemezmiş;

Zannediyordum ki biyoteknolojiyi kimse istemiyordu. Ama gerçekler öyle değilmiş. Brazilya’da GDO soya tohumu, Hindistan’da transgenik pamuk tohumu yasaklı bölgelere kaçak olarak sokuluyordu. Çünkü oranın çiftçileri bunları zorunlu olarak talep ediyorlardı;

Bana yeşil biyoteknoloji tehlikeli olarak lanse edilmişti. Ortaya çıktı ki hiç de öyle değilmiş. Biyoteknoloji klasik bitki ıslahına göre mutasyon ıslahı gibi güvenilir ve kusursuz bir yöntemmiş. Biyoteknolojide tek bir gen transferi söz konusu iken, klasik ıslahta sayısız gen transfer edilmekte ve bunların eleminasyonu için bir seri uygulamaya gereksinim duyulmaktadır.     

Bütün bunlardan anlaşılacağı gibi tarımsal biyoteknoloji topluma yeterince anlatılamamıştır. Fakat anlatıldığı takdirde karşıtların dahi sistemi benimseyebileceği ortaya çıkmıştır. Dünyada 160 milyon hektara ulaşan transgenik ürünlere hala karşı çıkanlar, olayın gıda güvenirliği, sağlık, sosyal, ekonomik yönlerini göz ardı ederek, olayın bilimsel ciddiyetini bir tarafa bırakarak kulaktan dolma bilgilerle hareket etmektedirler.

Konuya sogukkanlılıkla ve candanlıkla yaklaşmalıyız. Ve de güclü mantik ve gerçek bilime duyulan saygıyla.

Nazimi Açıkgöz



[2]Açıkgöz 2012, Dünya Biyotek Ürün Tohum Pazarı %36 ya ulaştı (http://blog.milliyet.com.tr/gidakrizivebilim)

[3]Açıkgöz 2012. Uluslar Arası Uygulama Sorunları İle "Islahçı Hakları" (Royalite), Güncel Hukuk (Aylık Hukuk Dergisi) Sayı: 2012/12-108, s35-37

[4]Açıkgöz 2013.  Biyoekonomi Hibrit Tohumculukla Yola Çıktı! https://nacikgoz.wordpress.com/2013/01/

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 144
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 426
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

1964 yılında Ankara Üniversitesini bitiren Nazimi Açıkgöz, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster