- Kategori
- Güncel
Ceyar öldü! Yaşasın yeni Ceyarlar...

Ceyar (JR) öldü, yaşasın yeni Ceyar’lar.
Ceyar (JR) kim mi?
Tabi yaşınız küçük olduğu için hatırlamazsınız.
Ceyar (JR)1978-1991 yılları arasında çekilen Dallas isimli dizinin ana karakteri…
O zamanlarda öyle her taraf televizyon kanalıyla dolu değil. Milli gelirde öyle birilerinin söylediği gibi 20.000$ hiç değil. Ancak halk haftada bir TRT tarafından yayınlanan, genellikle de Pazar akşamlarına gelen yayından çok mutlu, halk memnun, milli gelirden aldığı 2000-2500$ kendisine fazlasıyla yetip artıyor.
Ülkede biraz anarşi var!
Olsun anarşi bu günde var!
Bu gün ülke bölünmek üzere!
Kim sesini çıkartıyor ki?
Dallas 1978-1991 yılları arasında yayımlanan haftalık pembe dizi tarihinin uzun soluklu dizilerinden biri. Türkiye’de de yayınlanan ve milyonları televizyon karşısına çeken dizideki Ceyar (JR) (Larry Hagman) karakteri, TV tarihinin en kötü karakterleri arasında sayılıyor.
Dizi Guiness Rekorlar kitabına da en çok izlenen televizyon programı olarak geçti.
Dallas dizisinin konusu kısaca şöyleydi: Petrol milyoneri bir ailenin etrafında geçen olayların anlatıldığı, karmaşık ilişkiler silsilesiydi.
Dizi bu özellikleriyle muhafazakâr kesimlerin büyük tepkisini çekmiş, ahlaksal çürümenin göstergesi sayılmıştı. Ancak memlekette ‘İleri Demokrasi’ olmadığı için dizinin yayından kaldırılması söz konusu olmamıştı.
Dizinin başkarakterlerinden Ceyar (JR) kötülüğün simgesi olarak tüm dünyanın belleğine yerleşmişti. Dizi sona erdi, tüm dünyada olduğu gibi bizde de dizinin etkisi epey sürdü. Aradan belli bir süre geçtikten sonra dizi ve dizi kahramanları bir bir unutulup gitti.
Şimdilerde arada bir kötülüğün simgesi olarak Ceyar (JR) hatırlanıyor.
Gelelim günümüzün Ceyar’larına: Eski Ceyar, bizim yeni Ceyar’ların yanında hayli sönük kalır! Yeni Ceyar’larımız öylesine becerikliler ki; Vatandaşın telefonunu dinlemeyi bırak, yatak odasına kadar uzanıyorlar. Sonrada bunu birileri aracılığı ile halkın beğenisine(!) sunuyorlar.
Neden söz ettiğimi anlamışsınızdır. Önce koskoca CHP’nin Genel Başkanı Deniz Baykal’a böyle bir tuzak kuruldu. Sonra sırada MHP vardı. MHP’nin 4 ismine ait olay görüntüler piyasaya sürülüp, halkın beğenisine sunulunca, bu arkadaşlar istifa etmek zorunda kaldılar. Tabi biraz da Devlet Bahçeli’nin bastırması ile.
İnsanın aklına şöyle sorular gelmiyor değil. Koskoca AKP içinde böylesine ilişkilerin olmadığını düşünmek biraz safdillik olmaz mı? Hatırlarsanız, meclisteki odasında sekreteri ile işi pişirenler, gayri meşru çocuğu olanlar, eşlerini dövenler hep gün yüzüne çıkmıştı. Hatta iki-üç-dört eşli AKP’li milletvekilleri bile olduğu söyleniyordu.
Onlarla ilgili neden bir kaset çıkmaz?
Yoksa onlar bu işi aleni yaptıkları için mi?
Bir otel odasında bir kadınla görüntülenme ile eşinden başka bir-iki veya üç kadınla evli olmanın arasındaki fark nedir?
O dinin gereği mi?
Haydi canım sende!
Zina ve fuhuş her zaman aynıdır!
Hiçbirinin savunulacak yeri yok.
Ancak bu olayların ahlaki olmayan yönü kadar, bu görüntüleri çekmek ve servise vermek de ahlaki değil. Hele hele bu görüntülerden siyasi rant elde etmeye çalışmak hiç ahlaki değildir!
Son dönemde siyasiler, özelliklede iktidar partisi yetkilileri, bu tip görüntülerin yayınlanmasından hiç rahatsız değiller. Öylesine ki, konuşmalarından memnun oldukları bile çıkartılabilir. Hal böyleyken, iktidar partisi ve hükümetin bu işi yapanları bulup ortaya çıkarmak göreviyken, onlar ellerinde olan tüm yetkiye rağmen, hala görüntüye konu olan siyasi partiyi suçlamakla meşguller!
Mantık şu: Yayınlanan görüntülerden kim çıkar sağlamışsa, bu görüntüleri o çekmiştir!