CHP: Strateji dururken şahısları tartışmak! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '14

 
Kategori
Siyaset
 

CHP: Strateji dururken şahısları tartışmak!

CHP: Strateji dururken şahısları tartışmak!
 

CHP, meseleleri değil şahısları tartışarak zaman kaybediyor.


Eskiden CHP için kurultaylar partisi denirdi.

Parti içi muhalifler her fırsatta imza toplayıp olağanüstü kongre toplanmasını isterler; kongre toplanınca da başta genel başkan olmak üzere parti yönetimine veryansın ederlerdi.

İşin tuhafı kongre sonucunda yönetimden birkaç kişi değişse de genel başkan koltuğunu korur, bağırıp çağıranlar yaşadıkları şehirlere dönerlerdi.

Yenilginin, gerilemenin nedeni olarak liderlerini görürlerdi.

Meselenin zihniyette olduğunu bir türlü göremediler.

Hala aynı şeyi yapıyorlar!

15 gün sonra Kurultaya gidiyor.

Her nasıl olduysa CHP’nin iki çalışkan kişisinin karşı karşıya geleceği bir kurultay yapacaklar.

KILIÇDAROĞLU-İNCE: DUYGU-MANTIK İKİLEMİ GİBİ!

Kurultayda ne mi olacak?

Hiçbir şey!

Kılıçdaroğlu, listeyi tamamlamak üzere yazıp yönetime taşıdığı ve zaman içinde birer ağırlığa dönüşen bazı isimleri ayıklayıp, bu kez onların yerine, muhtemelen onlara benzeyen yeni isimleri koyacak; İnce ise yapacağı ateşli konuşmadan sonra yönünü kesin olarak Yalova’ya dönecek.

Kim kazansa iyi olur” diye soruyorsanız, cevabım, her ikisi de şeklinde olacak.

Aklım İnce’nin, duygularım Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olmasından yana!

Ama kurultay delegeleri birini seçecekler.

Çünkü CHP’de, problemin hala kişilerde olmadığını anlayabilecek bir bilinç dönüşümü yaşanabilmiş değil.

Kılıçdaroğlu, 2011 seçimlerinden beri CHP üzerinden bir kısmı anlamsız, bir kısmı kesinlikle doğru bir projeyi hayata geçirmekte ısrar ederken, Kurultay aşamasına geldi.

Önce anlamsız ve dolayısıyla boşa kürek çekme kısmına değinelim.

Kılıçdaroğlu’nun eskiden merkez sağ diye bilinen partilerde politika yapmış insanları etrafına toplayıp, sonra da onları PM’ye hatta MYK’ya alması, anlamsız; çünkü bir karşılıkları yok. Karşılığı olsaydı, partileri tarihe karışmazdı.

Doğru olan kısmı ise yerel seçimlerde Ankara ve Hatay’da çalınan mayaydı.

O maya tuttu; 1970’li yılların CHP’sini saymaz isek CHP, ilk kez, CHP’ye oy verdiğinde cehenneme gideceğine inandırılmış bir kitle ile tanışma stratejisi izledi.

Bu önemli bir adımdı ama bu adımın yanına eklenen Penssylvania vurgusuna sessiz kalınması ve 30 Mart’ta çalınan mayadan alınan cesaretle Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday gösterilen İhsanoğlu taktiği yanlıştı.

STRATEJİNİZ YOKSA!

Penssylvania üzerinden cemaatle işbirliği yapılmasının doğruluğuna ya da yanlışlığına vurgu yapmıyorum; işbirliği iddiasını dile getiren AKP’nin ısrarlı saldırılarına karşı sessiz kalınmasını yanlış buluyorum.

İşin diğer yanlışı da iki turlu bir seçimde MHP ile ortak aday çıkartmak, matematiğin en temel yöntemlerinden biri olan kesişen kümelerden haberdar olmamaktan kaynaklanmıştı.

Kesişen kümeler ilkesi harekete geçti ve birbiriyle aynı yolu dahi kullanmamak için özen gösteren CHP ve MHP’liler ya sandığa gitmedi ya da diğer adayları tercih ederek, iki partinin 30 Mart performansının epey arkasına düşmüşlerdi.

Bu da Erdoğan’ın, 30 Mart’a oranla pek bir oy artışı sağlamamış da olsa ilk turda seçilmesine vesile oldu.

Doğruyu ve yanlışı bir arada yapabilen bir yönetim olabilir mi?

Neden olmasın?

Eğer bir stratejiniz ve buna bağlı olarak şekillendirdiğiniz bir iletişim planınız yoksa tesadüfler sizi nereye götürürse oraya gidersiniz!

Gideceği limanı bilmeyen gemiye rüzgar ne yapsın?

CHP’nin problemi kişilerde değil; bir stratejisinin olmamasındadır.

Stratejisi olmayan bir partiden algı yönetimi politikası olması beklenebilir mi?

Son dönemlerde söz ne zaman CHP’ye gelse bir algı yönetim problemi yaşadıklarına dikkat çektiğimi biliyorsunuz.

“İyi bir algı yönetimi, örgüt ya da kurum içi ilişkileri, örgütün ya da kurumun hedefleri doğrultusunda birleştirebilmek ve mesajı iletenle mesajın muhatapları arasında bir kader birliği sağlamakla mümkün olabilir.”[i]

Peki CHP ne yapıyor?

Stratejiyi değil, şahısları tartışıyor.



[i] Işık, Yüksel, Algıyı Yönetmek, Sis Yayıncılık, İstanbul, 2014, s. 86.

 
Toplam blog
: 102
: 682
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

8 Ocak 1961'de doğdu. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler..