- Kategori
- Siyaset
CHP’nin ideolojik ekseni nereye yol alıyor?

Oklar kırılıyor mu?
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Utku Çakırözer ‘in Sayın Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’a ev hapsi” önerisini nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna;
“Partiler arasında uzlaşma sağlanırsa meselemiz yok. Uzlaşılan her konu başımız üstüne.” diye yanıt vermesine,
İnanamadım, İnanmak istemedim!
Yok ya, bu kadar da olmaz dedim.
Hadi canım! Belki yanlış yazılmıştır veya Kılıçdaroğlu tamamen böyle demek istememiştir diye düşündüm.
Açıkçası Sn. Kılıçdaroğlu’ndan umutla bir açıklama bekledim ama tık yok!
Bunca yıl emek verdiğim partimin çizgisinin değiştirildiğine iyice inanmaya başladım artık.
*****
Kolunda dosyaları, yolsuzlukları açıklarken tanımış, sevmiştik onu.
Sanki sinirleri alınmış, sakin bir güçtü.
Sonra Baykal komplosu ile belki hayal bile etmediği,
CHP Genel Başkanı oluverdi.
Adına marşlar yapıldı.
Geliyor, geliyor Kılıçdaroğlu diye örgüt ayağa kalktı. Bir sevinç, bir mutluluk sardı hepimizi.
İlk yaptığı icraat, kendisini seçenleri partiden uzaklaştırmak oldu.
Dedik haklıdır. Kendi çalışma arkadaşlarını seçmesi doğaldır.
Bir miting alanında genel aftan söz etti. Dil sürçmesidir diye düşündük.
Çünkü ona güvendik.
Sonra milletvekili seçimlerinde gördük ki cemaatten, BDP den adaylar İstanbul’dan milletvekili oluverdiler.
CHP nin kapılarını açtı herkesi, kucaklıyor dedik soranlara!
"Laiklik tehlikededir diyemem" “ türbanı ben çözerim “dedi, içimize attık. Aslında kahrolduk.
AKP’nin bölücü Anayasa uzlaşı Komisyonu ve içeriği Türkiye’nin rejimini, üniter yapısını değiştirecek diyen örgüt, katılmayın diye feryat ederken ısrarla kalmayı yeğledi.
Hakkâri’de “Avrupa’da kabul edilen yerel yönetimler özerklik şartını aynen kabul edeceğiz” dedi.
Bıçak kemiğe dayanmaya başlamıştı artık. Ağlayalım mı, gülelim mi şaşırdık.
Ve en sonunda Kürt meselesini ben çözerim dedi yol haritasını hazırladı.
Güvendiğimiz dağlara karlar yağmaya,
CHP Cumhuriyetin kurucusu kimliğinden uzaklaşıp BDP ve AKP ile aynı kulvara koşmaya başladı.
Peki, ne oldu da Sn. Kılıçdaroğlu doksan derece dönüş yaparak partiyi, bizleri bu hale getirdi?
Tüm ulusalcılar delege seçimlerinde dışlandılar.
Yetmedi.
Kurultaydan sonra yapacak çok şeyim var dedi.
CHP ye daha ne yapabilir ki?
Sanki sihirli bir el değdi ve onu değiştirdi mi? Yoksa…
İst. 34.İl kongresinden sonra Sn. Ali Özcan’ın kaybetmesinin Taksim Hill Otel’de değerlendirmesini yaparken çıkan konuşmacıların çoğu genel başkan yardımcılarının onu yönlendirdiklerini söylüyorlardı. Yaptığım konuşmada bu tür sözlerle Sn. Kılıçdaroğlu’nu küçük düşürdüklerini” kendisinin bir aklının olduğunu “ söylediğim zaman bazılarından tepki aldım.
Doğruyu söyleyen 9 köyden kovulurmuş hesabı.
Konuşmama devam ettim sonra kargaşa bitti..
CHP çok sesli bir partidir herkes hakaret etmeden düşüncelerini rahatlıkla söyleyebilir.
Eleştirilerimi her zaman yaparım. Bu birçok kişinin hoşuna gitmese de.
Kimseye biat etmem çünkü.
Sosyal paylaşım sitelerinde bundan ötürü saldırılara uğramama beni AKP li olmakla suçlamalarına rağmen yazmaya, konuşmaya devam edeceğim. Anlamak istemeyenler anlayana dek…
Sen yanmazsan, ben yanmazsam karanlıklar nasıl aydınlığa çıkar değil mi?
Herkesten, her şeyden vaz geçerim ama yüce önderimiz Atatürk’ün ilkelerinden, devrimlerinden asla vaz geçemem.
Not: Oslo Anlaşmalarının linkini veriyorum bilmeyenler merak ederlerse okuyabilirler ve Türkiye’nin nasıl karanlıklara sürüklendiğini daha iyi anlarlar.
http://www.haber3.com/iste-pkk-ile-mitin-oslo-anlasmasi-1185839h.htm
Tünay Süer