- Kategori
- Şiir
Çılgın nar ağacı

Hani bağırmaya çalışırsınız da bir türlü sesiniz çıkmaz. Yırtınırsınız. Birilerinin gelip kurtarmasını beyhude beklersiniz. Çabalarınız yetmez, kâbusunuzdan uzaklaşamazsınız. Düş yüklü kabarcıklar yanaklarınıza, yırtılan bir bez parçası gibi her temasında, hani gece uzar ya…
Ölüm hani kapanması imkânsız bir şemsiye gibi açarak parmaklarını, olanca gücüyle boğazınızı sıkmaya başlar ya…
Öylesine.
Kâbuslarımız aslında en kökten yaşantılarımızdır. Bilinçaltının gerçekliğinden kaçamamalarımızdır. Gerçek yaşamda da bizleri kovalayan imgelerdir. Gölgelerdir.
İşte bu an;
Bütün serviler gece yarısını gösterir
Bütün parmaklar
Sessizliği
Düşlerin açık penceresi dışında
Bir giz
Açıklanıyor yavaş yavaş
Ve renk gibi yıldızlara yükseliyor! (*)
Odisseus Elitis.
Gerçeküstücülüğün dilde sağladığı özgürlükle, sanki yeniden var oluyormuşçasına, onunla çılgın bir nar ağacına koşarsınız.
Kıbleden esen yelin kemerler arasında ıslık çaldığı
Bu beyaz avlularda, söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Nar dolu kahkahalar atarak aydınlıkta sıçrayan
Rüzgarın inadıyla, fısıltıyla; söyleyin, o çılgın nar ağacı mı
Şafakta yeşeren yaprakların ışıltısıyla
Bu zafer sevincinin renklerini coşturan. (*)
Kâbus ve görüntüler, ritmik düzenlemelerin imge zenginliğiyle sarmaş dolaş olurken, çığlıklarla acı bir güne dönüşen gece, o çılgın nar ağacıyla birlikte, Theodorakis’in “barut ve katır derisi kokan tanrılarına” ulaşır.
Başı taa havalarda, ışıyan ve övünen mor salkımlarla,
Tehlikelere açık, söyleyin, o çılgın nar ağacı mı,
Dünyanın orta yerinde şeytanın fırtınasını ışıkla parçalayan
Ve günün, üzeri türkülerle işli sırmalı örtüsünü
Boydan boya yayan, söyleyin, o çılgın nar ağacı mı
Günün ipek giysilerinden bir anda soyunup kurtulan. (*)
(*) Kaynak: Odisseus Elitis. Çılgın Nar Ağacı. Çeviri: Cevat Çapan.