- Kategori
- Güncel
Cinsel ve mali sapıklık 1

Öğrencisiyle yatan Amerikalı öğretmen
İnsanlık, binlerce yıl biriktirdiği tecrübe ve deneyimini, toplum hayatının mihenginde tartmıştır.
Sonunda, "iyi/kötü" ya da "doğru/yanlış" diye iki farklı olgu ortaya çıkmıştır.
İyi kabul edilen benimsenip, kötü görülen dışlanarak birlikte yaşamanın kuralları oluşturulmuştur.
Böylece, nerdeyse tüm insanlığın paylaştığı ortak değerler yani, "ahlâk kaideleri" ortaya çıkmıştır.
Buna göre her birey, dünya sahnesinde bir aktördür ve üstlendiği rolü en iyi biçimde oynamak zorundadır. Herkes belirlenmiş kurallara uyar, bunun dışına çıkmazsa sosyal hayat dengede kalacaktır. Aksi olduğunda ise, genel ahlak zayıflayacak ve toplum düzeninde çatlaklar meydana gelecektir.
Bu öngörüyle hareket eden insanlık, birlikte yaşamanın kuralarını koyarken rollerin, birden fazla olabileceğini veya değişebileceğini de düşünmüştür.
Şöyle ki, bir şahıs hem eş, hem öğretmen (veya tüccar) olabilir. Çocuk, büyüyüp, bir üst kademeye terfi edebilir. Bu önemli değildir. Önemli olan her bir aktörün, görevi esnasında hangi sahneyi oynadığını bilmesi rollerini karıştırmamasıdır.
Mesela, bir öğretmenin öğrencisine, bir büyüğün küçüğüne, bir şahsın komşusunun eşine hayat arkadaşıymış gibi davranmaya kalkmamasıdır. Kâr hırsına yakalananların, gözüne kestirdiklerinin malını yok pahasına elinden almamasıdır.
Hangi işi ya da mesleği icra ediyorsa etsin kimsenin, konulmuş kuralları ihlâl etmemesidir. Bulunduğu ortamda, konumunun gerektirdiği pozisyonun dışına çıkmamasıdır. Aksi durumda denge bozulacak, fertleri şok eden sosyal travmalar oluşacaktır.
Ne var ki, asırlardır taş üstüne taş koyarak geliştirilen bu toplumsal kurallar, son yüzyılda giderek kıymetten düşmüştür. Her birinin, cemiyet hayatındaki yeri tartışılır hale getirilmiştir. Yani geleneksel miras, çağdaşlık adına neredeyse tümden reddedilmiştir.
Gelişen şartlar, önce ailenin dibini oymuş, evlilik müessessini gözden düşürmüştür. Buna bağlı olarak nikahsız beraberlikler meşrulaşmıştır. Artık gözünü açan her ergen, yenisini buluncaya kadar birlikte yaşayacağı bir ev arkadaşı edinme imkânına kavuşmuştur. Böylece, geleneksel yapının taşları birer birer yerinden sökülmüş ve ahlâk denilen oto kontrol sistemi işlevini kaybetmiştir.
Aydınlanma devriyle bilimin, sanayi devrimiyle üretim ve tüketimin ekseni kaymıştır. Her üçü de asıl amacından uzaklaştırılarak, tutkuları tatmine yarayan araçlar haline dönüştürülmüştür. Bilim, ortaya atılan teoriyi doğrulamak, üretim daha fazla kazanmak, tüketim de farklılaşmak ve çevreye hava atmak için değerlendirilir olmuştur. Yani, başlangıçtaki asıl amaç unutulmuştur.
Açgözlülerin para ve mal hırsı, cinselliğin eski ve yeni usülle (pornografi) ticarete konu edilişi, toplum düzenini alt üst etmiştir. Para ve seks diyebileceğimiz bu iki açlığın ihtirası yaşadığımız dünyayı, içinde her çeşit şehvetin barındığı bir alan haline getirmiştir. Daha farklısına ve daha fazlasına sahip olma hırsı rüşveti komisyona, pornografiyi de çocuk istismarına kadar düşürmüştür.
Bu durum, aşırılığa eğilimli olan kişilerdeki çarpık duyguları tetiklemiş, onlara rollerini ve pozisyonlarını unutturmuştur. Böylece öğretmen öğrencisini, imam talebesini, akraba akrabasını, arkadaş arkadaşını, patron ortağını yoldan çıkarır hale gelmiştir. Küçücük çocuklar bile, aşağılık tiplerin çirkin arzularına kurban edilmiştir. Homoseksüellik, lezbiyenlik benzeri aykırılıklar normal ve tabii eğilimlerden sayılır olmuştur. Bunlar yanlış mıdır? Evet! Gerçek midir? Yazık ki, evet!
Çocukların ve gençlerin, zararlı sayılabilecek bazı şeylere ilgi duyabileceği, bunun da davranış bozukluklarına sebep olabileceği hiç hesaba katılmamıştır. Her birey, şeylerin arasında kaderiyle başbaşa bırakılmıştır. Dini dizilerin küçükleri etkilediği düşünülürken cinselliği, şiddeti, kanun ve ahlâk dışılığı çağrıştıran filmler hiç hesaba katılmamıştır. Medya ve aydınlar toplumu, bunlardan sadece dini olana karşı uyarmakta, öbür tarafına kör ve sağır kalmaktadır.
Çocukların cinsel yönden istismarı bizden kaynaklanan ve bize özgü bir eğilim değildir. Yıllardır batı dünyasının zenginleri uzakdoğu ülkelerinin otellerinde kendilerine sunulan çocuk yaştaki kızlarla sabahlamaktadır. Açıkçası, çocuklara yönelik sapkın davranışlar, (artık hiç bir müeyyidesi bulunmayan kadın erkek ilişkilerinden tatmin olmayan) çağdaş dünyanın insanlığa hediyesidir.
Günümüzde, kural dışı cinselliğin yaygınlaşması hatta, çocuklara kadar inmesi üstüne üstlük, ilişkilerin kamerayla kaydedilip herkesle paylaşılması dehşet vericidir. Esasen bazı kişilerce, (etkileme, hile, kandırma, rüşvet, komisyon gibi) normal dışı yollarla yapılan ticaret te bundan farklı değildir. Çünkü ikisi de kural tanımayan ve engellenemeyen bir şehvetin sonucudur, Bu zihniyet yapısı kendiliğinden değil ancak, içinde ailenin, okulun ve arkadaşların da bulunduğu çevrenin müşterek etkisiyle kırılabilecektir.
İnsanları ve özellikle kadınları kandırıp aldatmanın kahramanlık kabul edildiği bir vasatta, gençlerin kafası elbette karışacaktır. Kısacası, ortam nasılsa çocuklar ta öyle olacaktır. "Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" diyen boşuna konuşmamıştır. ..devamı var