- Kategori
- Spor
Çıplak gözle futbol
Sayın okurlar aşağıda iki alıntı var. İkisi de bugünkü Hürriyet gazetesi spor sayfalarından alındı. Normal gazetede bu iki yazı farklı sayfalarda ama üst üste geliyorlar.
İlk alıntı aynen Sn. İsmail Er' den,
"...Bonservisi elinde gezerken bulunan Alman Fink, adeta zorla gönderilen Cisse’yi mumla arattı. Fink’in varlığı ile yokluğu belli olmadı."
İkinci alıntı Sn. Korkut Göze' den,
"...3- Mücadelede savaşcı... Bazı isimler mücadeleyi farklı bir boyutta yaptılar. Fink, gerçek bir savaşcı. Yüreği ile oynuyor. Vatandaşı Ernst de aynı kandan. Tükenene kadar koşuyor. Diğerleri bu işi iyi niyetle götürmeye çalışıyor. "
Bende bir araştırmacı gazeteci olarak dünkü maçı seyretmeye çalıştım. Biraz uyudum, biraz okudum, biraz seyrettim. Seyrettiğim anlarda da ekranın altında o kadar çok reklam gördümki top oradayken olan tüm pozisyonlar kaçtı. Kuşkusuz o yayın hayır için yapılmıyor ama seyredilmeyecekse de hiç yapılmasın. Neyse bunu futbolseverler düşünsün.
Şimdi sayın okurlar el insaf. Bu iki sayın yazar çok büyük olasılıkla bu maçı sahada çıplak gözle seyrettiler. (Bayılıyorum bu söze. Giyinik göz nasıl oluyor. Gözlük veya lensle seyredenler giyinik mi seyretmiş oluyor ?)
Aynı maçta aynı oyuncuya baktılar. Tamam yorum özgürdür ama sonuçta bu somut bir oyun. Teorik olarak iki sayın yazar aynı maçta aynı oyuncuya çıplak gözle (zaten Sn. yazarlar bu yorumları benim gibi seyredip! yazdılarsa yandı gülüm keten helva) bakıp yaptığı veya yapmadığı hareketleri nasıl bu kadar farklı değerlendirebilirler ki? Hani yorumlar bu kadar farklı olmasa anlayacağım. Ama dikkat edin iki aşırı uçta yorum. Ama oyuncu aynı. O zaman bu sayın yazarlardan biri hatalı. (Geçen yıl belgeleri bende saklı bir Sn. yazar da F1' i bana göre seyretmeden yazmıştı büyük olasılık. Kendisine yazınca da en azından dikkatli okurlar beni uyardı diyerek nispeten günah çıkarmıştı. Allah' ı var adımı da yazmıştı sağolsun. -Her ne kadar olayı biraz çarpıtsa da bu işi yaparken-) Şimdi bana göre spor servisi şefine bir görev düşüyor, hangi yazarın yazdığı doğru araştırmalı. Yok eğer her iki yazarın yazdığı da doğru ise o zaman Hürriyet gazetesi bana göre bir daha ne hakem, ne oyuncu, ne teknik direktör eleştirisi yazmamalı/yayınlamamalı. Çünkü bu kadar somut bir olaya bu kadar aşırı uçlarda iki yorum da doğru olabiliyor ise hakemin bir anda verdiği kararlarda da onun kararıda, yazarın görüşüde doğrudur nasıl olsa. Aynı şekilde nasıl olsa bir bakış açısına göre teknik direktör de haklı oyuncu da haklı e tabi seyirci de haklıdır. Allahaşkına o zaman ne neden konuşuluyor ki futbol için ülkemizde. Neden bu kadar hırs, küfür, gerilim, harcama. Nasıl olsa her yapılan bir şekilde doğru. Üstelik daha baştan belli ki bu sene lig gene normale dönüp -ki öyle olacağını yazmıştım- 3-4 takımla geçecek.
Sayın okurlar gelin bu futbol sevdamızdan vazgeçelim. Bakın sahada dolaşma ile yürekten oynama aynı oyuncuda aynı maçta birleşebiliyor. Bırakın artık. Zamanınıza, paranıza yazık. Gelin bu eforu Kazdağında çakıl çıkarmak için kesilen çınar ağaçlarına harcayalım. Onun yorumu yok. Olay var mı var. O zaman gelin hep beraber her yerde ağaçlarımızı isteyelim. Onlarla nefes alacağız. Ama bu mantıkla, oynanmış, yazılmış futbolla sadece gerileceğiz. Gerilmeye' de itirazım yok ama, hiç değilse bari değse.