- Kategori
- Çocuk Psikolojisi
Çocuk psikolojisi

http://www.delinetciler.net/forum/jojo-jojo-kimdirg-jojo-hakkinda-t22503.html
<ı>İlköğretim Çağındaki Çocuğun, Eğitim ve Davranış Psikolojisine Bütünsel Bakış (1):ı>
Yeni bir eğitim yılını daha geride bıraktık, çocuklarımız yıl boyu aldıkları eğitim ve öğretimin sonucu olarak, yeni bir sınıfa geçmenin verdiği mutluluğun yanı sıra, edindikleri bilgi, görgü ve anlayışında hazzını duymuşlardır sanırım.
Yıl içerisinde, çağrıldığımız okul toplantılarına genelde iştirak ettik, bu istişare ve bilgilendirme toplantılarında çocuklarımızın eğitim sürecindeki sorunları, çareleri tehdit ve kısıtları gündeme gelirken, aslen eğitim sürecinin bir parçası olmakla birlikte, eğitim işinin uzağına düşmeden velilerin ne yapması ve nasıl yapılanması gerektiğini de öğrenmeye çalıştık.
Yıl içerisinde ödev şeklinde kendini gösteren ağır yaptırımlar son yıllarda azaltıldı, kitapların okullarda olması ile ödevlerin ağır bir sorumluluk altına soktuğu çocuklarımızın bu yaptırım gibi ağır ödevleri ve not şeklinde tezahür eden cezayı ve takdiri de beraberinde getiren yükümlülüklerinin azaltılması eğitim adına önemli bir sonuçtur.
Bazı öğretmenlerin toleranslı yaklaşımları sonucu, çocukların psikolojilerinde önemli iyileşmeler görülürken, bazı öğretmenlerin ise; “senden adam olmaz”, beceriksiz “ “tembel” “uyuşuk” v.b. ithamları ile karşılaştıkları çocukların bizzat ağızlarından dinlediğim suçlamalardır,
Bu itham ve aşağılamalar, daha sonra çocuğun sınıftaki arkadaşlarının ağzına sakız olurken, haksız ithamlara maruz kalan çocukların psikolojisinde derin travmalar meydana getirdiği de bilinmektedir.
Katıldığım toplantılarda, öğretmenlerce, en çok vurgulanan hususlardan birkaçı, ilgisizlik, vurdumduymazlık ve itaatsızlık konularındaki hassasiyet olmuştur. Çocuk birkaç tekrardan sonra ödevini yapıyorsa, bunun derininde yatan sebeplerin araştırılmasına gidilmediği bir gerçektir.
Çocuk öğretmeni tarafından yapılan ikazların farkındadır. Ancak elinde olmayan nedenlerle, bunu başaramamıştır. Dermansızdır, yetersizdir, gücü yok, hatta mazereti var, zihinsel ve bedensel kısıtların etkisi altındadır.
Öğretmen, bu detayları araştırmadan asla karar vermemelidir, önce beliren ve görünen işaretleri iyi algılamak, sonra onun ismini koyma, çözüm de bu soruna uygun bir sonuç olmalıdır değim mi? Ancak, bazen bu bilimsel kuramın yozlaştığına ve çiğnendiğine, meskût geçildiğine çokça şahit olmuşumdur.
Çocuklar, merhametlidir, yardımseverdir, müşfiktir, sadece doğruyu söylemeye yönelik bir yapıları vardır, ancak bazı korkular ve muhtemel endişelerinden ötürü, bir konuda yalan söyleme yolunu seçebilirler ve gerçek olmayanı da gerçekmiş gibi senaryo ediverirler.
Olur olmaz baskılara maruz kalan çocuklarda tezahür eden bu durumun bilinen bir nedeni yoktur, ancak kaba kuvvet, şiddet, psikolojik baskı, dayak atma gibi halen eğitimin bir parçası olarak görülen tutumların çocuk ruhunda kalıcı tesirlerinin de payı büyüktür.
Genellikle, ebeveyn, kendi yapmaları gereken işleri çocuklara yaptırma eğilimindedirler, emir vermek, ev işlerinde aileye yardım etme anlayışı geleneksel aile yapımızda olağan karşılanır.
Teknolojik yenilikler sonucu, ev işlerinde, çocukların çalışmasına, katkı sunmasını gerektirecek işlerde kalmamıştır.
Ev işlerinden ziyade, bahçede, tarlada ağır işlerde çalıştırılan çocukların durumu da ayrı bir inceleme konusudur.
Bu ağır işlerde çalıştırılan çocuğa, her hangi bir ücret veya ödül de verilmediğinden, tehdit ve ithamlar sonucu yaptırılan işin tamamen bir angarya olduğunu görmekte, semeresiz bu işlerden mümkün olduğu kadar kaçınabilmektedir..
Çocuklar evde ödevlerini yaparken veya bir şey okurken, yapılan müdahaleler, çocuklarda yoğunlaşma eksikliğine neden olabilmektedir.
Ebeveynin aşırı iş gördürme istekleri bu itibarla asla doğru bir yaklaşım sayılamaz.
Çocukların evlerde, çalışma odalarındaki düzenlemede son derece önemlidir, yattığı karyoladan, ranzaya, masanın yüksekliği, ebadı, oturduğu sandalyenin ergonomik tasarımı, elektrik ampulünün voltu vb. kısaca her şey çocuğun beceri ve performansını olumlu veya olumsuz yönde etkilemektedir.
Öğretmenin ödev baskısı ile karşılaşan çocuk eve geldiğinde, bu baskıyı tolere edecek bir yardım eli ile karşılaşmasını gayet doğal karşılamak gerekir. Şüphesiz bu yardım eli de anne, baba ve kardeşlerinin yakın ilgisi olmalıdır.
Bir örnek kendimden vermek istiyorum. İlkokul 3. sınıf öğrencisiydim, öğretmenimiz bir ödev vermiş, bunu en güzel şekilde yazmamızı tembihlemişti. Ben bu ödevi eve gelip ablama yazdırdım, ablamın özene bezene yazdığı yazı ertesi gün sınıfta en güzel üç yazı arasında seçilmişti, öğretmenimiz, bu üç güzel yazıyı yazan öğrencilerin teneffüste dışarı çıkmamasını söyledi, zil çalmış, gururla tahtaya kalkarak beklemeye koyulduk, öğretmenimiz, bize teşekkür ettikten sonra, “çocuklar artık, yazı panosunun yazılarını size yazdıracağım demez mi! Ben hakkım olmadan güzel yazı yazanlar kategorisine dâhil edildiğinden, artık, o günden sonra yazısı güzel olanlardan biriydim, yazılarımı özenerek yazmayı alışkanlık haline getirdim ve bugün hala güzel yazmaya özen gösteririm.
Evde yapılacak yardımlar abartılmamalıdır, ancak bazen ödevlerin üst üste geldiği zamanlar oluverir, aynı gün hem matematik ödevi hemde iş bilgisi ödevi çakışabilmektedir, o zaman çocuğun psikolojisini tehdit eden baskıyı azıcık ötelemek için, yardım eli uzatan ailelerin sayısı küçümsenmeyecek orandadır.
Bu küçük yardımlarla, çocuk zihnindeki korku izale edilebilir, morali yerine geliverir, güveni artar, hiç te korkulacak gibi olmadığını görür, benim yukarıda verdiğim örnekte ki gibi belki de başarımı olumlar.
Çocukların her konuda, korkuyu yenmesi, dışlerini gıcırdatan, iştahına azaltan, psikolojik direncini bozan durumlarda, yapılan telkin ve motivasyonu çok zamanlar deneriz,
Ailelerin, çocuğun zor olduğuna inandığı problemin asla zorluğunun olmadığı hususunda kendisine yapılan telkinlerin sonucunda çocukların cesaretlendiklerine de çok defa şahit oldum.
Burada da bir örnek vereyim: Ortaokuldayım, İngilizce dersinde, yeni bir konuya geçmiştik, konumuz başarılı bir sporcunun 24 saatini anlatıyordu, öğretmenimiz tek tek soru yönelterek; “parçada anlatılan nedir? Diyor, sınıftan hiçbir cevap gelmiyordu, sonra bizi cesaretlendirici birkaç açıklamadan sonra, okuma parçasını birkaç dakikada tercüme edivermiştik. Demek oluyor ki öğretmenin taktik ve motivasyonu, birçok problemin üstesinden kalkmamızı sağlayabilmektedir.
Oyun oynar gibi çözüme gidilebileceği fikri zihinlerde yerleştirilmelidir.
Bütün bu olumlu telkin ve tafsiyeler ve de isteklendirme, çocuğun pozisyonunda değişikliklere yol açacaktır.
Ebeveyn, çocuğun vermekte olduğu mesajı, sorduğu soruyu, zihnindeki problemi iyi algılamalıdır. Çocuk meramını anlatmak istemektedir. Anne kendi işiyle meşguldür. Çocuğunu yarım kulakla dinlemektedir, Bu davranış çocuğu duyarsızlığa itebilmektedir.
Eğer çocuk normal yollardan cevap alamazsa, bildiği yöntemlere başvurmak ve problemini çözme arayışına girecektir.
Aşırı tehditlere maruz kaldığı hissine kapılan bir çocuk bunu gidermek isteyecek ve bildiği yoldan bu çözümü deneyecektir.
Veya çözümün asla mümkün olmayacağı hissine kapılıverecektir.
Anne ve baba çocuğu kifayetle dinleme temayülünde değildir, Çocuk tehdit algısına karşı çareler aramaktadır, çözümleri bu tehdidin kalkmasına yetecek düzeyde değildir, eksik olan bir şeyler geride kalmıştır, Bu durumda bu eksikliği giderecek ve olumlu sonuca varacak çözümlemelere paralel düşünmeyi sürdürecektir.
Çocukların bulduğu çözümler asla meseleyi tamamen çözecek çözümler değildir, sadece günü kurtaran çözümlerdir, çocuklar asla geniş çaplı çözümlere gidemezler, kısıtları vardır, mevcut tecrübeleri ve eldeki verilere göre çalışırlar. Çözüm tehdit ortadan kalkana kadardır veya hedefe ulaşana dektir.
Çocuk, hedefe varmaya çalışırken, bu çalışmasını istismar edeceklerdir, çocuk gelecek bütün yardımlara açıktır, gözlemleri soruşturması sürerken aldığı bilgiler yetersizdir
Bu durum algılama, analiz etme yetisi ile yakından ilgidir. Sorgu tekniği, ikna kabiliyeti gelişmemiştir. İlkel teknikleri kullanır. Sadedir.
Etrafına bakınır, gerekirse merhamet dilenir, yardım ister, çözüm bulmaya gayret gösterir.
Bir “şırıltı” , bir nesne, -obje- ona fikir verir, mevcut manzarayı analize koyulur, detayları bilemez, görüntüye aldanabilir,
Doğuştan, temiz ve masum bir gelişme içindeki çocuğun arzu ve istekleri de tamamen objektif ve olumludur, hile dürtüleri gelişmemiştir, yalana sadece ruh ve bedenlerinin görebileceği ezaya karşı bir tedbir olarak başvurur, böyle bir tehdit yoksa genelde doğruyu söylerler, bir atasözümüz olan; “çocuktan al haberi” bu görüşümüzü desteklemektedir.
Çocuk, üzerine durduğu, çözmeye çalıştığı problemin verilerine sahip değilse, bunu elde etmek için sorduğu her soruda detaya girer, esas isteği gözden kaçabilir. Anlatmak istediği esası gözden kaçırabilir veya anlatmak istediği konunun dışına çıkar bu durum da karşı tarafın anlamasını geciktirebilir.
<ı>Makale iki bölüm olarak hazırlanmıştır.ı>
<ı>ı>
<ı>ı>