- Kategori
- Öykü
Çocuk ve deniz

Oltanın ucundaki sinsi kıpırtıyı ve misinanın işaret parmağı üzerinde belli belirsiz meydana getirdiği titreşimi hissetti. Ters yöne ani çekilmeyi daha şiddetli bir çekişle karşıladığında, oltanın ucundaki balığın ağırlığı kalp atışlarının hızlanmasına neden oldu. Hızla çektiği misina durgun denizde balığın sağa sola hareketlerine fazla izin vermeden kısalmaya başladığında, balığın gökkuşağı renkleri güneş ışıklarının altında yankılandı suda, yakamozlandı.
Oltadan çıkardığı iri bir lapina kıvrılıp sıçrayarak, ters dönerek, küçük dudaklı ağzını açıp kapayarak hareketsiz kaldı bir kısa süre sonra. Çocuk hayretle açılan gözlerinde azalıp çoğalan bir hüzün geçişiyle, balığın harika menevişli renk çeşitlenmeleriyle bezeli deseninde belirsiz, giderek sönüklenen, hafif bir ürpermeyle sonlanan geçişi izledi şaşkınlıkla. Gözlerinden denizin derin durgunluğu kayboldu balığın, matlaştı. Galsamalarının açılıp kapanması, dikleşen sırt yüzgecinin yatıklaşması, bir yelpaze gibi açılan kuyruk yüzgecinin giderek kapanması, yavaşlayan bir belirsiz titreyişle sonlanması ve durması gözlerinin önünde akıp giderken, içindeki sevinci de söndürdü. Denizin canı sönmüş gibisine geldi. Tuttuğu ilk balıktı. Büyük bir üzüntü içinde tuttu denize attı balığı. Balığın gökkuşağı renkleri suya sert bir dalış yapan martının mısır patlağı beyazlığına karıştı, kayboldu... Çocuk tuttu öfkeyle oltasını denize attı. Hafif sallantılarla akıntıya kapılan ve giderek uzaklaşan mantarın ardından tepkisiz baktı bir süre.Yüz hatlarında kırılıp düşen, giderek azalan bir sevincin kırık çizgileri yerlerini bir küskünlüğün hatlarına bırakırken döndü arkasını, içinde büyüyen bir hüzünle uzaklaştı.
Doğa ilk yazın renklerini giyinmişti. Tekne göl gibi durgun denizde tepenin yeşil yansımasının suyun mavisine düştüğü gölgelikte sessiz bir yarım yol tutturmuş, arkasında uzayan bir beyaz köpüklenme bırakarak akıyordu. Çocuk başüstü tahtalarının üzerine bir kolunu küpeşteden sarkıtarak denize uzanmış, eli, pruvada kırılarak iki yana ayrılan dalganın üzerinde sekerek ve sıçrayan su damlacıklarının yüzünü ve saçlarını tuzlamasına ve gölgelikten çıkan teknenin yanında suda sekerek akan güneşin yansımasının gözlerini kamaştırmasına aldırmadan gidiyordu. Karadan doğru esen hafif bir sabah esintisi dün akşamdan yağan yağmurun ıslak ot ve ıhlamur kokularını taşıyarak denizin kokusuna karıştırıyordu.
Tekne sol yanında uzanan dalgakıranın iri kayalarının yanından akarak, mendirekle ada arasındaki açıklığı tutturan bir dönüş yapıp limana girdi; gaz kesip süzülerek iskeledeki yerine baştankara yaptı. Adam alışkın hareketlerle motoru askıya aldı, balık dolu iki çavelyayı iskeleye çıkardı, müzayedenin yolunu tutarken seslendi.
- Ortalığı toparla, ağı temizleyip kıçüstüne istifle brandayı çek; sonra doğru eve.
- Olur baba.
Çocuk tekneyi kuruladı. Kıçüstünde dağınık duran balık ağını temizleyip düzenlemeye koyuldu. Ağın içindeki midye kabuklarını, yosun parçalarını, deniz anası kalıntılarını denize, bir iki küçük balığı teknenin önünde sabırsız beklemekte olan kedilere attı. Bir süre kedilerin balık kapmak için giriştikleri karmaşayı seyretti. Etrafta dönüp duran, dalıp çıkan, yükselip alçalan bir martı kalabalığının çığlıkları arasında, müzayedenin başladığını bildiren düdük sesi duyulduğunda tekneden kıyıya atladı. Kasaba yıllardır aynısını yaşadığı bir sabah görüntüsüne başlarken, insanlar da benzerini yaşadıkları bir sabahın giderek hareketlenen kalabalığına karışmaya başlamışlardı, yorgun ve bıkkın bir yalnızlığı sırtlayarak.
Okul hemen denizin yakınındaki yükseltinin üzerinde, çam ve çınar ağaçlarının kim bilir kaç kuşak öğrencinin oynadığı bahçesindeki geçmiş zamanı gölgelediği bir yerdeydi. Sınıfın penceresinden sabah güneşi altında yıkanan denizin ufkun sonsuzluğuna uzanan görüntüsüne dalmıştı çocuk. Sağ tarafta başı ak bulutlarla örtülü Kapıdağ, ileride Paşalimanı Adası ve Konya Boğazı görülüyordu.
- Balıklarını solunum sistemleri...
Öğretmenin sesi daldığı görüntüden ve hayal aleminden ayırarak sınıfa döndürdü çocuğu. Aklına tuttuğu lapina düştü. Geldi kırık bir tebessüm oturdu dudak kıvrımlarına...
- Sudaki erimiş halde bulunan oksijeni kullanabilmek için...
- Deniz; nerelerde geziniyorsun, daldın gene. Derse ver kendini.
Çocuk lapinanın umutsuzlukla açılıp kapanan galsamalarını ve dudaklarını kovladı zihninden. Kafası karışık derse döndü...
Akın YAZICI
25/Haziran/2015/Erdek