- Kategori
- Güncel
Çocuklarımız bizim tapulu malımız değildir...

İlkel toplumlarda, aşiretlerde ve feodal toplumlarda çocuklara ve kadınlara mal gözü ile bakılır. Önce aile içinde baskı ve şiddet uygulanır, çünkü onlar aile reisinin (babanın) malıdırlar. Sonra bu durum toplumun genelinde görülür.Kadınlar ve çocuklar ağır işlerde çalıştırılır.Psikolojik baskı ve şiddet görürler. Çünkü onlar insan değil birer maldırlar. Onların bireysel hakları yoktur. Onlar toplumun kölesidirler. Duygularının, hislerinin düşüncelerinin, görüşlerinin hiçbir anlamı yoktur. Onlar önce ailenin sonra toplumun malıdırlar. Hele kız çocuklarına katmerli baskı vardır. Aile içinde taciz, sokakta taciz çok normaldir. Geri kalmış toplumlara bakın bu olaylar çok sık ve sürekli (cezalar olmasına rağmen) yaşanır. Bu işler cezalarla çözülmez, verilen cezalar da zaten komiktir.
Bu işler eğitimle çözülür (ama şu andaki uygulanan eğitim sistemiyle değil.) Hatta şimdiki eğitim sistemi bu anlayışı daha da kuvvetlendirmektedir. Mecliste yeni kabul edilen eğitim kanunu ile çocuklarımıza seçmeli kuran dersi okutulacakmış. Aslında bunun adı zorunlu kuran dersidir. Çünkü bütün aileler çocuklarına kuran dersini okumalarını zorunlu tutarlar. Yapmayalım beyler çocuklara zulmetmeyelim! Çocuklar bizim kölelerimiz değiller. Tam tersine onlar birer çiçektirler. Onlara bu ağır yükleri yüklemeyelim. Çocuklarımız bırakın dinlerini isimlerini bile kendileri seçebilmeli. Eğer özgür toplum istiyorsak, eğer ileri toplum istiyorsak, eğer başarılı lider bir ülke istiyorsak bu kanundan hemen vazgeçmeliyiz. Hatta meclisten şöyle bir yasa çıkaralım; çocuklarımıza reşit oluncaya kadar (yani onsekiz yaş) isim de koymayalım, hiçbir dini de (bırakın eğitimini) dayatmayalım. Reşit olduklarında hangi dini istiyorlarsa (ya da dinsizliği de seçebilirler) seçsinler. İsimlerine gelince ; aileler sadece göbek ismi koyabilirler. Yine çocuklar, reşit olduklarında ( on sekiz yaş) kendi isimlerini kendileri seçebilmeli.
Bir başka konu; çocuklarımıza hiçbir ideolojiyi öğretmeyelim, dayatmayalım. Dünyaya da güzel bir örnek sunalım. Bizleri yönetenler çağdaş olmaktan dem vuruyorlar ya işte çağdaşlık budur.
Son söz , çocuklarımız milliyetlerini seçemezler .Ama bırakalım bari kendi dinlerini ve kendi isimlerini yine kendileri seçsinler.