- Kategori
- Anne-Babalar
Çocuklarımız için yapabildiklerimiz, yapamadıklarımız - 2

13) Doydum diyen çocuğa “hayır doymadın”, aç değilim diyen bir çocuğa “hayır açsın” denmez. Açlık duygusu midede meydana gelen kısa aralıklı kasılmaların oluşturduğu gerilimdir ve fizyolojiktir. İştah ise yemek yemeye yönelik psikolojik bir istektir ve kişiye haz veren bir duygudur. Normalde açlık iştahı doğurur ama bazen açlık olmadan da iştah olabilir. Aynı şekilde psikolojik nedenlerle açlık olması gerektiği durumda iştah olmayabilir.İştah ilk çocukluk günlerinde şekillenir. Sevgi elem, öfke ve hiddet iştahı bozar. Çocuklara yemek saatlerinde farklı ilgi göstermek, sevip okşamak veya tam tersine kızmak, öfkelenmek ve gerginlik yaşatmak iştah bozucu etkiler yapar. Bu şekilde yanlış yapılandırılmış iştah açlık duygusunu bastırır. 6. Aydan itibaren bebeğin kendisinin kaşık tutmasına izin verilmelidir. 18 aylık bebek mamasının en azından yarısını yiyebilir. Şimdi yemeyen çocuklarda hep anne babayı üzen bir konudur, ısrar etmeseniz çocuk günlerce bile aç kalabiliyor, etseniz iştah yapısı bozulup yemeğe tepki geliştirebiliyor. Burada tabiiki mucizevi bir çözüm yok ama bu problemi yoğun biçimde yaşamış bir anne baba olarak bazı şeyleri başardık. Öncelikle çocuklar aç değilim, veya doydum dediğinde onları kesinlikle yalancı çıkarmaya çalışmıyoruz. Burada en önemli mesele, sağlığı için, biraz gayret ederek belli bir miktar yemesini sabırla hatırlatmak. Daha önce söylediğim gibi sinirleri zayıf bir anne baba yemekte sık sık azarladığında bu durumu daha kötüye götürür, çocuklar durumu sonuna kadar kullanır. Ayrıca yemek yemedikleri dönemlerde çukulata şekerleme veremeyeceğimizi, çünkü sağlıkları için zaralı olduğunu ve bizim onları seven bir anne baba olarak bunu yapmadığımızı biliyorlar. Eğer çocuğunuz küçük dahi olsa sakinliği hiç bozmadan “çikolata veremem yavrum, çünkü bak doktor teyze de söyledi, hep açken yemek zararlı” demekten çekinmeyin, aynı sakin ve ilgili ses tonuyla gerekirse defalarca tekrarlayın. Ağlayacak ama birgün denemeyi bırakacaktır ya da daha seyrek isteyecektir. Hiç kural bozmamalı demiyorum, bazen yemek saati denk gelmez, arkadaşınızın çocukları yer, birine verip öbürüne vermemek olmaz, ozaman hiç direnmeden baştan verin ve bu seferlik olsun deyin. Genel olarak ise iştah probleminin makul düzeye inebileceğine inanın ve davranışlarınız bu rahat hali yansıtsın. Bu şekilde yavaş yavaş bozuk olan açlık/iştah dengesi düzelebilir.
14) Eğitim:
-Sadece sözel yapılmaz
-Gergin bir ortamda yapılmaz
-Yanlış tutumlar karşısında sert engeller oluşturulmaz ya da tam bir başıboşluk içinde olunmaz.
15) Uygun olup olmadıkları duruma göre size kalmış yaygın anne baba tutumları:
-Suçlama (sen her zaman böyle yapıyorsun zaten)
-Emir (Hemen yerine otur)
-Tercih ettirme (Aynı hareketi bir kez daha yaparsan ceza veririm)
-Eleştirme (Daha iyisini yapmalısın)
-Uyarma (Son kez hatırlatıyorum)
-Güven verme (Senin bunu daha iyi yapabileceğine inanıyorum)
-Utandırma (Sorumsuz!)
-Sözlü anlatım (Birisini rahatsız etmek iyi bir davranış değildir)
-Yargılama (Kitaplar yazmak için değil, okumak içindir)
16) Önemli olan soruları tam anlamıyla duyabilmektir. Eğer etkili dinlemiş iseniz bu, çocuğu dikkate aldığınızı, onu önemsediğinizi, aynı zamanda onun konuşmasını uygun gördüğünüzü gösterir. Bu da ilişkiyi kolaylaştırır.
17) Bastırıcı sözler çocuğun:
- kendisini suçlu hissetmesine
-anne babanın adil olmadığını düşünmesine
-sevilmediğini düşünmesine
-sert tepkiyle yanıt vermesine
-itirazcı olmasına
-kendisini yetersiz hissetmesine
-Özsaygı ve beğenisinden kaybetmesine yolaçabilir.
Bir anne babanın söylediği her sözü süzgeçten geçirmesi mümkün değildir. Çok fazla kontol ve duyguları bastırmak ta iyi değil. Ara sıra ağzımızdan istemediğimiz şeyler çıkabilir ki bu gayet doğaldır. Önemli olan bazı bilimel prensipleri tamamen unutup gözardı etmemek.
Bir sonraki yazıda 1970 lerde ilk defa ortaya konan, etkili anne baba eğitimi kavramında en önemli görülen aktif dinleme ve pratikte uygulanabilirliği konusu ile devam edeceğiz.
Kaynak: “Ana Baba Okulu” kitabı