- Kategori
- Eğitim
Çocuklarla anlaşmak…
“Bıktım bu çocuktan!”, “Çocuk mu! Allah korusun!”“Küçük canavarlar (!)” Bu ve benzeri yakınmaları çevrenizden sık sık duymuşsunuzdur. Çocuklarla anlaşmak nedense bazılarına çok zor gelir. Kanımca, onlar “Sabırla koruk, helva olurmuş” atasözünün içeriğini önemsememişler.
Çocukluk nedir bilir misiniz ? Öyküdeki gibidir. İki kişi iddiaya girmişler. Ben çocuk olsam bakamazsınız. Diğeri ben sabırlıyım, bakarım demiş. Biri çocuk olmuş. Diğeri de onun bakıcısı. Çocuk olan ağlamaya başlamış. Sormuş öteki, “Ne var?” “Süt istiyorum.” demiş. Getirmiş. İçmemiş. Çocuk olan biraz sonra yine ağlamaya başlamış. Bu sefer de “Bal isterim, ” diye tutturmuş. Bakıcısı getirmiş balı. Yememiş. Bir süre sonra yine ağlamış. “Yine ne var ?” diye sormuş bakıcısı. “Sütle , balı karıştırın” öyle içeceğim, demiş. Karıştırmışlar. İçmemiş. Biraz sonra yine ağlamış çocuk olan. Bakıcısı sinirlenerek sormuş. “Yine ne var?” Çocuk olan, “sütle balı ayırın, öyle içeceğim” demiş. Bakıcının iddiayı kaybettiğini söylememe gerek yok. Çocukluk işte budur. Çocuk eğitiminin başında her şeyden önce sabır gelir.
Anlaşmak, karşılıklı eşit şartlarda, görüşmekle başlar. Ama göz göze, diz dize. Sizler yetişkin olarak çocuklara yukarıdan bakarsanız, onlar üzerinde olumsuz bir egemenlik kurmak istediğiniz kanısına varırlar. Ama çömelerek onlarla – göz hizasında - konuşmayı hiç denediniz mi? Çoğumuz bunu yapmayız. Oysa anlaşmak için ilk şart budur. Bir misafirlikte bir kişi bizden daha yüksek bir yerde oturarak bizimle konuşsa, ne hissedersiniz? Hele hele, çocuklarla iletişim kurarken, onlara sırtımızı dönerek konuşmamızın, ne derece yanlış olduğunu hiç düşündünüz mü? Onları “adam yerine koymadığınızı” gösterirsiniz. Çocuklar her şeyi anlar.
Çocuklarla anlaşmak isterseniz, ikinci kuralı unutmayınız. “Çocuklara yetişkin muamelesi yapınız ama onlardan çocukça davranışlar bekleyiniz” Çocuklarla konuşmak için öncelikle – ortak ilgi alanlarını bulunuz – ve sözü fazla uzatmadan, onlara öncelik vererek, sizinle iletişim kurmasını sağlayınız. Kullandığınız dil, seçtiğiniz kelimeler onların seviyelerine uygun olmalıdır. Beden dilini de kullanmayı unutmamalısınız. Sıkıldıklarını hissettiğinizde de, onlarla oyun oynama seanslarına geçiniz. Ama bir şartla, çoğunlukla “oyunda yenilmesini bileceksiniz”. Ama hissettirmeden.
Dedeler ve ninelerin, torunlarıyla çok iyi anlaşmalarının, her iki tarafın da birbirlerini çok sevmelerinin nedenini hiç merak ettiniz mi? Bir dede olarak söyleyeyim. “Her ikisi de aynı yaştalar da ondan”. Boşuna dememişler. “İnsanlar yaşlandıkça, çocuklaşırlar.” diye. Dede ve nineler torunlarının ilgi alanları, sabırla ön plana çıkardıkları için, her ikisinin de ilgi alanları olur. Anne-babalar için, evlatlar “kabuklu ceviz” imiş. Dede ve nineler daha çok sevdikleri torunları için de “ceviz içi” derlermiş. Neden?
Karşı evde yaşayan, çok atak, yerinde duramayan, önüne geleni yumruklayan, anne ve babasına bile “İllallah” dedirten, “süper aktif” olduğunu duyduğum, okul öncesi çağda bir çocukla karşılaştım. “Çocuk gelişimi ve eğitimi” almış bir öğretmen olarak, onunla göz hizasına gelerek konuşmak için diz çöktüğümde, daha “merhaba” demeden, aniden bir yumruk attı. Gülümsüyordu. Üzüldüğümü, neden yaptığını sordum. Konuşmadı. Onunla arkadaş olmak istediğimi söyleyip ayrıldım. Ertesi gün , ona yine gülümseyerek “merhaba “ dedim. Durdu. Şaşkındı. Bakıştık. Başını okşadım. Göz göze geldik. Dün yaptığının doğru olmadığını, çok üzüldüğümü söyledim. Babasının yanında, “özür dilerim” dedi. O günden beri sıkı dost olduk. Kendinizi sevdirmek için uğraşmayınız. Davranışlarınızla sizi sever çocuklar.
Okul öncesi çağdaki çocukların eğitiminde, çevreyle daha iyi uyum sağlamaları, ev ortamının dışında, paylaşmayı ve arkadaşlığı öğrenmeleri ve el becerilerinin de geliştirilmesi için, “ana sınıfları”na veya kreşlere gönderilmelerinin önemini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Çocuklarla anlaşmak isterseniz, bir de şunu deneyin. “Kendinizi onların yerine koyun !”. “Onlar gibi düşünmeye çalışın !” Göreceksiniz sizinle daha iyi anlaşacaklar. Kanımca, çocuklar kendilerine değer verdiğinizi gösterdiğinizde, sizinle çok daha iyi iletişim kurarlar."Çocuk işte ! " demeden, onlara iyi örnek olarak, sevgiyle yaklaşmak kolayca anlaşmanızı sağlar. Ne dersiniz ?
Sevgiyle kalın. Saygılarımla.
Ali İhsan ÖZÇAKIR
MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)
e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com