- Kategori
- Öykü
Çöp

"O"nu tuhaf kılan bir sürü huyu vardır. Ama bence en tuhafı, insanlara asla kullanmayacakları hediyeler almasıdır. Zavallılar, o süslü paketi çocukça ve bir çırpıda açarlar. Ve o paketin içindeki her neyse, farklı yüzlerde hep aynı ifadeyi doğurur. İlk bakışta yüzün en üst katmanında nezaket-dürüstlük çatışmasını görürüz. Galibi, paketi açanın mizacı belirler tabii. Ama sıklıkla nezaket kazanır. Çünkü yüzde sahte bir tebessüm ve şükran belirir. Dikkatli gözler ise bunun altındaki şaşkınlığı okuyabilir. Bu şaşkınlığı, hediye seçimindeki devasa özensizlik yaratır. Ah "O" sadece biri için bir şeye para ödemekle ilgilenir. O kadar ! Bu şeyin kullanışlı olması, zevke hitap etmesi, ne bileyim insanı azıcık bir yerden ilgilendirmesi filan önemsizdir. Senin beğenmen önemsizdir. Bu şeyi hayatına tatlı bir hatıra olarak dahil etmen, kullanman da önemsizdir. "O" bunlarla ilgilenmez. Önemli olan şunlardır : biri için para harcamak, onu düşündüğünü göstermek ve kendi cömertliğini vurgulamak. Hatta kesinlikle sadece üçüncüsüdür. Yoksa insan bu denli absürd hediyeler nasıl alabilir ? Aslına bakarsanız, sadece bu üçüncüsü için bile alamaz. O paketi açan her insan evladı, karşısına çıkan bu hediyeden nasıl kurtulacağını düşünür,düşünür, düşünür ve sonra bunu düşündüğüne inanamaz, gülmeye başlar. İşte o gülüşün gerçek manasını anlamayarak buna bilakis memnun olacağını düşündüğünüz "kişi", bütün bunlara zerre kadar dikkat etmez. "O" nun işi, kim için aldığı henüz belli olmayan hediyeleri evindeki bir dolaba tıkıştırdığında biter.
Özensizliği biraz da şuradan gelir: Her zaman ve her yerden "aniden birine hediye vermem gerekebilir" diyerek çeşitli renk ve ebatlarda eşyalar satın alır. Bunları, daima düzensiz duran dolaplarında depolar. Ve hakikaten de hiç beklenmedik bir anda, sürpriz bir kişiye -mesela geçerken uğramış birine- hediye eder. Karmakarışık dolaplarından rastgele alır paketi. O kadar özensiz ve umursamazdır ki içinde ne olduğunu asla bilmez. Merak bile etmez. Ne de olsa başkasının malıdır artık. Kesinlikle başkasınındır evet, başkasının "baş belası"...
"O"nun bir balığa şemsiye, bir dilsize diksiyon kitabı ya da tereciye tere hediye etmesine hiç şaşılmaz. Bu, zamanla çevresindeki herkesin olağan karşıladığı bir duruma dönüşür. Onun alamet-i farikasıdır. Ve yakın uzak fark etmez, onu tanıyan herkesin ömründe en az bir kez tattığı bir duygudur. "Tattığı duygu " ifadesi fazla sevimli oldu, aslında "düştüğü durum" demek isterim. Çünkü insan basbayağı düşmek gibi bir şey yaşıyor. Hem de damdan düşmek! Bu absürdlük karşısında biraz canınız acıyor. Devamı bir değersizlik duygusu...Tabii çok yakınsanız "o"na, daha da acıtıcı olabilir. Sonra biraz düşününce üstüne, aman ne saçma şey aslında! Kullanmaz hatta eve bile sokmazsın,atarsın çöpe gider.