​ Sipariş / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '12

 
Kategori
Öykü
 

Sipariş

Sipariş
 

Saat gece bire doğru, siparişi götürmek üzere çalıştığı fast food restoranından çıkıp motosiklete bindi. Adresteki semte daha önce gitmemişti. On beş dakika sonra oraya vardı. Dik bir yokuştan yukarı çıkmaya başladı. Buradaki mahallelerde yollar daralıp loşlaşıyordu. Tekinsiz bir sessizlik vardı, etrafta kedi bile yoktu. Aradığı sokağı bulunca saptı. Başka bir zaman tatlı gelebilecek rüzgar, şimdi irkilmesine sebep oluyordu. Apartmanların numaralarına bakarak ilerledi. Az ileride tartışan bir çift vardı. Adam, bir eliyle sokak lambasının direğine vura vura konuşuyordu. Onları da geçtikten biraz sonra adresteki numaraya ulaştı.
Motosikletten inip paketi aldı. Yavaşça apartmana doğru yürüdü. Kocaman, eski bir binaydı. Giriş katının altında en az üç kat daha olmalıydı. Burnuna ağır, hasta edici bir koku geldi. Kanalizasyon patladığında b...k kokusunun yanı sıra ortaya çıkan yoğun, insana çarpan o soğuk kokuya benziyordu. Gökte ay da bulutların arasına girmişti. Ortam onu iyice tedirgin etmeye başladı. Apartman kapısının önüne gelip 1 numara olduğunu tahmin ettiği zile bastı. İki saniye sonra kapı açıldı. İçeri girip ışığı açtı. Şeffaf ampulün zayıf ışığı tavanı bile zor aydınlatıyordu. Kapının yanındaki pencerenin duvarında bir CD vardı. Üzerinde ''Okan - Damar'' yazıyordu. Girişteki dairenin kapısında numara yoktu, aşağı inmeye başladı. Merdiven boşlukları iyice karanlıktı. Yakınlardaki bir dairenin içinden bir kapı gıcırtısı duyuldu. Sesi inlemeye de benzetti. Zihni şu anda korkusunu körüklüyordu. En alt kata indiğinde, karanlıkta merdivenin bittiğinden emin olmak için ayağıyla zemini yokladı. Bodrumun yanındaki dairenin zilini çaldı. Kalp atışları hızlanmıştı. Kapıyı genç bir kız açtı. Gayet normal gözüküyordu. Ona bakıp içeri gitti. Birkaç saniye sonra kapı tekrar aralandı ve bu sefer orta yaşlı bir kadın belirdi. Paketi alıp teşekkür etti. Hoş bir yüzü vardı. Gözlerinin altındaki gölgeler bu güzelliği pekiştiriyordu. Ücreti getireceğini söyleyip arkasını döndü ve içeri gitti. İşte o an, gözüne çarpan şey onu dehşete düşürdü: Kadının sırtının üstünde, omurilik hizasında, geceliğinin kumaşının ardından belli belirsiz üç tane çıkıntı gözüküyordu. Bıçak ucu ya da sürüngenlerin pulları gibi.
Herhangi bir şey olabilirlerdi, ama daha fazla düşünmedi. Geriye doğru sakince birkaç adım attıktan sonra paldır küldür koşmaya başladı. Kuruyan boğazı yutkununca acıdı. Bir kat çıkmıştı, diğer katı da geçerken merdivenlerde ışık kapandı. Tam anlamıyla zifiri karanlık olmuştu. Koridordaki borulardan sürekli su sesi geliyordu. Telaşla elini pantolonunun cebine attı. Telefonuna ulaşmak isterken eline bir sakız ve bir kart da geldi. Hepsini birden çıkardı. Telefonun ışığında sakızın paketini açıp ağzına attı ve çiğnemeye başladı. Karta baktı, gitmeyi düşündüğü masaj salonunun kartıydı bu. Şimdi, yaşadığı korkunun ne kadar anlamsız olduğunu düşünüyordu. Ortada tehlikeli hiçbir şey yoktu. Herşeyi kafasında kurmuştu. Hem siparişin parasını da almamıştı.
Rahatlamış bir şekilde tekrar ışığı yaktı. Basamaklardan çıkarken apartman kapısı açıldı. İçeri giren her kimse, hızla aşağı iniyordu. Bu sırada dışarıdan bir motosiklet sesi duydu ve yine aklına kötü şeyler gelmeye başladı. Bir an önce dışarı çıkmalıydı. Aşağıdan kadının sesi yankılandı:
''Beyefendi, parayı almadınız! Beyefendi!''
Kadın, yukarı geliyordu. İçini bunaltı bastı. O an aklına gelen ilk şey dudaklarından döküldü:
''Allah'ım şuradan bir kurtulayım, söz asla masaja falan gitmeyeceğim!''
 

 
Toplam blog
: 9
: 91
Kayıt tarihi
: 08.07.12
 
 

Öğrenciyim. Öyküler yazıyorum. Sinema severim. Ankara'da yaşıyorum. ..