Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Courbet ve Halil Bey

“DÜNYANIN KAYNAĞI”

ALEGORİ, COURBET VE HALİL BEY

“Paris Komünü Sanatçılar Birliği Başkanı”
Courbet, yaşadığı dönem ve sonrasın da gerek sanatı, gerek politik duruşuyla oldukça etkili olmuş bir isimdir. Ailesinin sahip olduğu ikilemli sosyal durum, köylü kökenlerine karşın; yani burjuva kimliği, Courbet’nin Fransa’nın kırsalındaki sınıf farklılıklarının kısmen farkında olmasını sağladı ve bu farkında oluş; onun kişisel ve sanatsal gelişiminde etkili oldu. Gerçek bir alegori ustası olan ressam, özellikle “Yeni Atina” olarak adlandırılan dönemin Paris’ine akın eden, bol paralı züppeler, körüklenen dinsel yapı, gasp, alkol ve fuhuşun karşısında dimdik durabilmiş devrimci bir sanatçı olarak, sanat tarihindeki özel yerini hak etmektedir. Tarihin tekerrür ısrarı ile yaşadığımız günümüz metropolü, bahsettiğim “Yeni Atina” ile bir hayli benzerlikler gösteriyor olsa da, aradaki önemli eksiklik, özellikle sanat camiasında Courbet’nin devrimci tavrının eksikliği olabilir. Birkaç gün önce Paris’te, 'Grand Palais'da açılan, Gustave Courbet sergisi, perdenin her açılışında tartışmaları da beraberinde getiren “Dünyanın Kaynağı” adlı eseri ve diğer resimlerinde işlemiş olduğu konular ile sanatçının yaşadığı dönem de sergilemiş olduğu muhalif tavrından dolayı ön plana çıkmaktadır.

“Talihsiz Resim”
En son 1988'de sergilenen resim, 1853 yılında, o dönem Osmanlı’nın Paris Büyükelçisi olan, Mardin Ailesinin akrabası (Halil Şerif Paşa öldüğünde, kızı Leyla Şerife, Kahire’de yaşıyordu ve Babasının İstanbul’da kalan mirasını alabilmek için kanuni yollara başvurmuştu. Leyla Şerife, davaya bakan hukukçu Muhammed Arif Mardin ile bu tanışma sonucunda evlendiler. Arif, Şerif, Betül Mardin, bu çiftin yakın akrabalarıdır.) Halil Bey tarafından Courbet’ye sipariş edilmiştir. Paris’te açılan sergi ile 120 yıl boyunca perdelik görevi üstlenen resimler ardında gizli tutulan “Dünyanın Kaynağı” adlı resim, yeniden haber olmaya ve tartışılmaya başladı. Fakat ne gariptir ki, her tartışma da nedense Courbet’nin sanatı ve kişiliğinin atlanarak, Halil Bey’in Osmanlılığı üzerine yöneltilmesi, ayrıca kadının doğurarak türünü (dünyayı) çoğaltma yeteneğine saygı duyulması gerektiğini gösteren görünürün ve eserin adının özellikle görmezden gelinmesi ve yüzeysel bir pornografiye kaydırılması, her şeyden önce Courbet’yi ve onun sanatçı kişiliğini dikkatle incelememek olarak değerlendirilebilir. Ressam bu resmi ile döneminde aşağılanan, hayata tutunmada zorlanan kadının aslında dünyanın kaynağı olduğunu vurgulamaktadır. “Courbet'nin "Dünyanın Kaynağı"nı yapmasının üzerinden 135, Paris Komünü'nün üzerinden 130 yıl geçti, ama Tanzimatçı, Devrimci, Sürrealist ya da Radikal, Courbet'nin meydan okuyuşu karşısında modernliğin dizleri titremeye devam ediyor hala... Diyor Ertuğrul Kürkçü”

“Ressamın Stüdyosunda Gerçek Bir Alegori”
Courbet, burjuva toplumuna sözünü sakınmadan karşı durması sonucunda, resimlerinin bayağı ve çirkinliğinden dem vuran bir hakaret selinin ortasında kalmasına yol açmıştı. Oysa gündelik yaşam ve konular, gerçeğin görsel benzerliğine odaklanan realizmin bu sıra dışı kurucusu ilgi duyduğu köylülere resimlerinde özellikle yer vermekteydi, hatta bu yer verme Courbet’nin saygı gösterdiği konularla sergilenmekteydi. “Ressamın Stüdyosunda Gerçek Bir Alegori” adlı eserinde, sıkça yaptığı türden tablolarından birinin önünde oturmaktadır; bu resim sanatına ilişkin “gerçeklik” ilkesini simgesel bir biçimde temsil eder. Gerçekliğe o kadar bağlıdır ki; Bir kilise için yaptığı resme melekler eklenmesi istendiğinde, “ben hiç melek görmedim; gösterin, çizeyim.” Sözüyle ilginç ve radikal değişimini ve duruşunu ortaya koymaktan sakınmaz. Ressamın stüdyosunu konu alan resimdeki çıplak model, ideal olmayan güzelliğin ete kemiğe bürünmüş bir tasviri olarak ressamın çalışmasını izler. Kalabalık resimde, ressamın arkadaşları, yakın dostları ve koleksiyoncular bulunmaktadır. Kendisini izleyen kalabalığa rağmen ressam dikkatini küçük bir köylü çocuğa yöneltmiştir. Dostları arasında Baudelaire’de bulunmaktadır ve bir köşede sakin bir halde muhtemelen şiir kitabı okumaktadır. Courbet, bu eserinin adı ile de kelime oyunu yapmaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere, ressamın yakın dostları edebiyat ve siyasetle ilgiliydiler.

“Bir Roman Denemesi”
<ı>“Kolay satabilmek için bir karış tuval boyamadım.” Diyen Courbet’nin, atölyesine gelip resim sipariş eden Halil Bey ile yakın dostluğu ve fikir uyuşması var mıydı bilinmez, ama bilinen o ki, ressamın bu esrarengiz bürokrat konuğuyla ilişkisi, ona yalnızca birkaç resim yapması ile sınırlıdır. Sipariş edilen bu resimlerin içinde, lezbiyen iki sevgilinin yatakta uyurken görüldüğü “Uyuyanlar”, “Yıkanan Kadın” ve “Dünyanın Kaynağı” adlı eserler bulunmaktaydı. Diğer iki resim değil de “Dünyanın Kaynağı” adlı resim, Halil Bey’in evinde yıllarca başka bir tablo altında gizli kalmış ve gizem Halil Beyi’in doğulu olması ile ilişkilendirilmeye çalışılması, resmin sonraki sahibinin tutumundan anlaşılacağı gibi bu oldukça haksız bir yargıdır. Çünkü aynı resmi 1956'ya kadar kendi koleksiyonunda bulunduran Fransız psikanalist Jacques Lacan'ın da Courbet'nin eserinin üzerini örtmek için sürrealist ressam Andre Masson'a aynı resmin kaligrafik bir kopyasını yaptırmış olduğu bilinmektedir. Hatta Lacan’ın web sitesinde bile aynı örtünün kaldırılmasıyla Courbet’nin resmine ulaşılabilirsiniz. (http://www.lacan.com/courbet.htm 'Dünyanın Kökeni' adlı tablonun orijinalini görmek için üstte göreceğiniz resim André Masson'a ait soyut kopyadır. Courbet'nin tablosunu görebilmek için Masson'un bu resmini tıklayarak sağ tarafa sürüklemeniz gerekli.) Enis Batur’a göre; “Halil Şerif Bey sıra dışı kimliğiyle Osmanlı Toplumunda, doğululuğuyla da batıda bir yabancı, ötekidir. Ait olamama sıkıntısının, onu yaşamın uç sınırlarını zorlamaya ittiği oldukça açık. Courbet’ye gelince: O da kendi toplumundan nefret eden, yapısı ve sosyalist tavrıyla içerdeki bir ötekidir. Özellikle Halil Şerif Bey’in kimliği etrafındaki pus, hakkında onca yazılana karşın pek dağılmamıştır. Bir kadının cinsel organını, kimliğini yok sayarak, üstelik doksan derecelik bir açıyla resmetmek fikri bu iki aykırı adam arasında nasıl gelişmiştir, belli değildir.” Durum böyle olunca da, yazarın birkaç yıl önce ayrı bir tartışma yaratan “Elma” adlı kitabı bir roman olarak değil de; yazarın deyişiyle “Bir Roman Denemesi” ile kişiler arasındaki bu sis perdesini aralamaya çalışmıştı. Çünkü Halil Şerif Bey ile Courbet arasında geçen diyaloğu düşlemek bile başlı başına bir roman konusu sayılabilirdi. Belki de, Halil Şerif Paşa kazısı sürdürülse, siyasal çehresi biraz daha aydınlanabilir ve Courbet ile aralarında geçen diyaloglar ihtimal ötesinde, ancak Realizmin büyük üstadına yakışır bir biçimde gerçeğe kavuşturulabilir.



 
Toplam blog
: 31
: 895
Kayıt tarihi
: 17.06.07
 
 

Hayattan alıyorum bütün kaynağımı. Sokağı takip ediyorum, insanları gözlemliyorum, kendimi sorguluyo..