​ Çözüm ve Barış Süreci- (4-A) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '13

 
Kategori
Siyaset
 

Çözüm ve Barış Süreci- (4-A)

Çözüm ve Barış Süreci- (4-A)
 

Öcalan Kenya'dan Türkiye'ye getiriliyor...


"ÜLKEMİ SEVİYORUM; ANNEM DE TÜRK...TÜRKİYE'Yİ SEVİYORUM, TÜRK MİLLETİNİ DE SEVİYORUM... ONLARA İYİ HİZMET EDECEĞİME İNANIYORUM"

Yanlış anlaşılmasın, aslında güzel sözler ama, bunları ben söylemiyorum... Bunlar, Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirilirken PKK lideri Öcalan'ın, uçakta Türk görevlilerine  - ölüm korkusu içinde - söylediği sözlerdir.

PKK LİDERİ ABDULLAH ÖCALAN, KENYA'DA YAKALANIP TÜRKİYE'YE GETİRİLİYOR...

Bir önceki bloğumda, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 19 yıl yaşadığı Suriye'den, Türkiye Devleti'nin yaptığı baskı ile sınır dışı edildiğini yazmıştım... Bu sınır dışı edilişin de, ABD ve Türkiye'nin işbirliği ile hazırlanan bir senaryo ile gerçekleştirildiğini aktarmaya çalışmıştım...

Şimdi bu süreçle ilgili bazı ayrıntılara özet olarak değinelim...

Abdullah Öcalan, Suriye'den sınır dışı edildikten sonra uluslararası ortamda serseri bir mayın gibi oradan buraya sallanmış ve nihayet Kenya'da duraklamıştır.

Burada, ABD(CIA), Türkiye(MİT ve TSK) ve Kenya Hükümeti'nin başrolleri paylaştığı ve diğer bazı uluslararası küçük birimlerin rol aldığı bir oyunla Öcalan yakalanmıştır...

Önce, Kenya Hükümeti'nin sınır dışı ettiği Abdullah Öcalan, kendisini kabul ettiği - ya da kabul ettiğini sandığı-  Hollanda uçağı yerine Türkiye'nin gönderdiği uçağa bindiğinin farkına bile varamamıştır. 

Öcalan, karşısında Türk görevlilerini görünce donmuş kalmış; kendisini sarıp sarmalayan ve sağını solunu, elini yüzünü bantlayan Türk görevlilerine ne karşı koymuş ne de bir şey diyebilmiştir... İlk aklına gelen ölüm korkusu olmalıydı ki - ki o sıralarda Türkiye'de idam cezası vardı-  hemen kendini bu cezadan kurtaracak sözler etmeye başlamıştır...

Bu sözlerin özeti şöyleydi :

"Ülkemi severim; annem de Türk... Türkiye'ye dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz hizmet ederim. Bir hizmet imkanı varsa daha üst düzeylere de bildirirsek, ben seve seve hizmet ederim. Ben hizmet edeceğim, çok iyi edeceğim. Türkiye'yi seviyorum ve Türk halkını da seviyorum. Onlara iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verirseniz yaparım. Pek sevindiğim bir nokta var. Eğer dikkat edilirse aslında konuşulacak bir konu bu. Ama içime öyle doğuyor ki, gerçekten iyi hizmet yapacağıma inanıyorum."

NOT : Bu ifadeler, Öcalan'ın Türkiye'ye getirildikten sonra, hükümet yetkilileri tarafından basına yapılan resmi açıklamalardan alınmıştır.

Öcalan, bebek katili olduğunu, Kürt Devleti'nin kurulması için Türk insanına ve hatta kendi insanına nasıl kıydığını unutmuş gibiydi

Abdullah Öcalan'ın, İdam edileceği korkusuyla bilinç düzensizliği içinde ve dili dolanarak söylediği bu sözler, bana göre, yalnızca kendini kurtarmak içindi. Bu bir anlamda da, yanlış da olsa kendi ideolojisine karşı bir ihanetti. Öcalan'ın, bu sözleri, bir anlamda da,Türkiye Devleti'ne verdiği "yardım ya da işbirliği" sözleridir...

Devlet, Öcalan'ın bu sözlerini unutmuş olamaz... Zaman zaman da, devlet görevlileri, Öcalan'a bu sözlerini hatırlatmıştı. Öcalan'ı Kenya'dan paketleyerek Türkiye'ye gönderen baş oyuncu ABD değil miydi? Bu paketleme Kürt sorununun ya da PKK olayının yön değiştirilerek siyasal alan taşınması anlamına gelmiyor muydu?

O günden bu yana, şu veya bu şekilde (örneğin avukatlar aracılığıyla ya da başka kanallarla) devletin bazı birimleri ile Öcalan arasında bir irtibat olmadığı söylenebilir mi?

Bu sözler aynı zamanda, 15 Ağustos 2009 tarihinde gündeme gelen ve medyanın dili ile "PKK liderinin ikinci yol haritas" ile başlayan ve günümüze kadar uzanan  "Çözüm ve Barış Süreci"nin de, yine bana göre ilk adımıdır...

MİT ve PKK arasındaki "Oslo görüşmelerini" ve 19 Ekim 2009'da, bir barış girişimi olarak başlatılan; ancak yanlış yönetilen ve başarısız bir şekilde sona eren "Habur" olayı da Öcalan'ın, devlete verdiği hizmet sözlerinde yer bulur..

ABD'nin, Öcalan'ı "idam edilmemesi" şartı ile Türkiye'ye göndermesi de, sorunun görüşmelerle ve demokratik içeriklerle siyasal alanda tartışılması  içindir..

Kısa, kısa...

Abdullah Öcalan, 15-16 Şubat'ta Türkiye saati ile sabaha karşı 03,00'da Türkiye'ye getirilmiştir. Getirildikten sonra İmralı adasında hapsedilmiştir... 31 Mayıs 1999'da yine bu adada yargılanmaya başlamıştır. 29 Haziran 1999 günü yapılan son duruşmasında "oybirliği" ile idama mahkum edilmiştir. Bu karar, 25 kasım 1999'da Yargıtay tarafından onanmıştır...

Not : Bu idam kararı, bazı medya tarafından geçmiş tarihe atıf yapılarak Şeyh Sait'in idam ediliş tarihi ile benzeştirilmiştir. Oysak i, Şeyh Sait'in idam kararı 28 Haziran 1925'te verilmiş ve ertesi gün(29 Haziran) infaz edilmiştir.(Bknz. Şeyh Sait İsyanı- iki blog- cd.)

ABD, Öcalan'ın idam edilmesini istemediğinden - daha önce de belirttiğim gibi bu husus teslim edilişin baş koşuluydu- infaz bir şekilde geciktirildi.

Çünkü, başta ABD ve Avrupa söz birliği etmişçesine, Türkiye'yi baskı altına alarak idam cezasının kaldırılmasını istediler. Baskıya dayanamayan Türkiye -biraz da Öcalan'ın teslim edilişi koşulunu göz önünde tutarak- 3 Ağustos 2002''de idam cezasını kaldırdı. Daha sonra da, Öcalan'ın idam cezası müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.

Kenya'dan getirilirken, korkudan altına bilmem ne etmesine ramak kalan PKK lideri Öcalan derin bir nefes aldı... Ama uçakta Türk görevliler aracılığıyla devlete verdiği sözün altında ezilmemek için başlattığı işbirliğini hala sürdürmektedir...

cdenizkent

 

 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..