- Kategori
- Etkinlikler / Festivaller
Çukurova 3. kitap ve eğitim fuarı

Adana hali hazırda sürüklenen bir kent. Dışarıdan gelen göçü bir türlü sindiremedi. Her ne kadar dıştan aldığı göç durmuş gibi gözükse de kendi içindeki göç devam ediyor. Bu durum sürekli dengelerin bozulmasına yol açıyor. Siyasette, ticarette ve bürokraside alt üst oluşları beraberinde getiriyor. Böylesi bir kentte yönetici olmak ateşten gömlek giymektir aslında. Çok farklı anlayışlar, çok farklı beklentilerle karşı karşıyasınızdır. Herkes kendi sorununa odaklanmıştır ve hiç kimse yöneticinin de bir insan olduğunu, yemek yemesi, su içmesi, tuvalete gitmesi gerektiğini aklına bile getirmez. Sonuçta yöneticinin çevresinde oluşan kıskaç onu eski bildikleriyle hareket etmeye, gerçeklerden uzaklaşmaya, kendini tekrarlamaya mahkûm eder. Artık farkında olmadan yöneten değil idare eden konumuna düşmüştür. Adana’nın bu açmazdan kurtulması yöneticilerinin bu durumun farkında olmasıyla doğrudan ilgilidir. Yöneticinin tasarımcı olması zorunlu bir koşul değil ama onu besleyen bir veya birden çok tasarımcısının olması zorunludur.
Adana önümüzdeki sürece ilişkin bir kurgu, tasarım, ya da öngörü her ne derseniz deyin ortaya koyamazsa sürüklenmeye devam edecektir. Adana aleyhinde gelişen önyargılar perçinlenecektir. Bu bağlamda kitap ve eğitim fuarı yeni olanaklar yaratabilir. Adana’nın geçmişte olumlu imaj yaratmasında Çukurovalı sanatçıların, yazarların, şairlerin önemli katkıları olmuştur. Halen mevcut olan bu potansiyelin harekete geçirilmesi, bu fuarın geliştirilerek devam ettirilmesi Adana’ya sunulacak takdire değer hizmetlerden birisidir. Bu fuar sekteye uğrarsa suçlanması gerekenler Adanalılar değil yönetme sorumluluğunu üstlenenler olacaktır, olmalıdır. Elbette hiçbir etkinlik sıfır hatayla gerçekleştirilemez. Hatalardan ders çıkarabilirse bu ileride yeniden kazanım olarak geri döner. Burada durum tespiti ve değerlendirmenin önemi ortaya çıkıyor. Çünkü durum tespiti ve değerlendirme yapılmazsa düzeltmeye ve geliştirmeye yönelik önermeler geliştirilemez.
,
Gözlemlediğim kadarıyla fuara önemli sayıda öğrenci geldi ve zaman zaman tıkanmalar yaşandı. Öğretmenler kaygılıydı ve bir an önce kazasız belasız alandan çıkma telaşı içindeydiler. Onlara yardımcı olabilecek öğrenci velileri yoktu. Anlaşılan sınıfça ve okulca bir fuar bütçesi de hazırlamamışlardı. Fuar alanının bir kısmı boş kalmıştı ve koridorlar oldukça dardı. Salondaki ses yankı yapıyor ve yeterince anlaşılamıyordu. Eğitim, kültür ve sanatla ilgili olmayan kurumlar fuarda stand açmışlardı. Bazı oturumlara ilgi oldukça azdı. Sesli düşünerek acaba önümüzdeki yıl için: Okullara ve sivil toplum örgütlerine fuar etkinlik programı önceden gönderilerek ziyaretleri bir plana bağlanamaz mı? Her sınıf kendi kitaplığına fuardan belli sayıda kitap alacak gibi bir hedef konulamaz mı? Veli katılımını üst seviyeye çıkararak öğretmenlerin kaygısı azaltılamaz mı? Ara koridorlar biraz daha genişletilemez mi? Yerli yazar ve sanatçıları özendirici bir takım kararlar yaşama geçirilemez mi? Lise ve üniversite öğrencilerinin etkin katılımını sağlamak için sınav programları ayarlanamaz mı? Nitekim bu bir takım oyunudur ve başarı her oyuncunun görevini gerektiği gibi oynamasına bağlıdır. Şurası kesin, Çukurova’nın, Adana’nın bu fuara ihtiyacı var. Hepimiz en azından kendimiz, kentimiz, geleceğimiz için okumak, öğrenmek zorundayız. Rahmetli Uğur Mumcu’nun söylediği biçimiyle “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.” Ya da Konfüçyüs’ün söyleyişiyle: “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak tehlikelidir.”
Adana önümüzdeki sürece ilişkin bir kurgu, tasarım, ya da öngörü her ne derseniz deyin ortaya koyamazsa sürüklenmeye devam edecektir. Adana aleyhinde gelişen önyargılar perçinlenecektir. Bu bağlamda kitap ve eğitim fuarı yeni olanaklar yaratabilir. Adana’nın geçmişte olumlu imaj yaratmasında Çukurovalı sanatçıların, yazarların, şairlerin önemli katkıları olmuştur. Halen mevcut olan bu potansiyelin harekete geçirilmesi, bu fuarın geliştirilerek devam ettirilmesi Adana’ya sunulacak takdire değer hizmetlerden birisidir. Bu fuar sekteye uğrarsa suçlanması gerekenler Adanalılar değil yönetme sorumluluğunu üstlenenler olacaktır, olmalıdır. Elbette hiçbir etkinlik sıfır hatayla gerçekleştirilemez. Hatalardan ders çıkarabilirse bu ileride yeniden kazanım olarak geri döner. Burada durum tespiti ve değerlendirmenin önemi ortaya çıkıyor. Çünkü durum tespiti ve değerlendirme yapılmazsa düzeltmeye ve geliştirmeye yönelik önermeler geliştirilemez.
,
Gözlemlediğim kadarıyla fuara önemli sayıda öğrenci geldi ve zaman zaman tıkanmalar yaşandı. Öğretmenler kaygılıydı ve bir an önce kazasız belasız alandan çıkma telaşı içindeydiler. Onlara yardımcı olabilecek öğrenci velileri yoktu. Anlaşılan sınıfça ve okulca bir fuar bütçesi de hazırlamamışlardı. Fuar alanının bir kısmı boş kalmıştı ve koridorlar oldukça dardı. Salondaki ses yankı yapıyor ve yeterince anlaşılamıyordu. Eğitim, kültür ve sanatla ilgili olmayan kurumlar fuarda stand açmışlardı. Bazı oturumlara ilgi oldukça azdı. Sesli düşünerek acaba önümüzdeki yıl için: Okullara ve sivil toplum örgütlerine fuar etkinlik programı önceden gönderilerek ziyaretleri bir plana bağlanamaz mı? Her sınıf kendi kitaplığına fuardan belli sayıda kitap alacak gibi bir hedef konulamaz mı? Veli katılımını üst seviyeye çıkararak öğretmenlerin kaygısı azaltılamaz mı? Ara koridorlar biraz daha genişletilemez mi? Yerli yazar ve sanatçıları özendirici bir takım kararlar yaşama geçirilemez mi? Lise ve üniversite öğrencilerinin etkin katılımını sağlamak için sınav programları ayarlanamaz mı? Nitekim bu bir takım oyunudur ve başarı her oyuncunun görevini gerektiği gibi oynamasına bağlıdır. Şurası kesin, Çukurova’nın, Adana’nın bu fuara ihtiyacı var. Hepimiz en azından kendimiz, kentimiz, geleceğimiz için okumak, öğrenmek zorundayız. Rahmetli Uğur Mumcu’nun söylediği biçimiyle “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.” Ya da Konfüçyüs’ün söyleyişiyle: “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak tehlikelidir.”