​ Cumhurbaşkanlığı seçimi, başörtüsü ve kargaşa üzerine bir değerlendirme / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '07

 
Kategori
Güncel
 

Cumhurbaşkanlığı seçimi, başörtüsü ve kargaşa üzerine bir değerlendirme

Sanıyorum bütün dinlerde bireyin;
a- Allah’la,
b- İnsanlarla olan ilişkileri vardır.

İslam dininde bunlardan birincisine 'ibadetler', ikincisine ise 'muamelat' denir.

Avrupa'da, Rönesans ve reform hareketleriyle başlayan değişimin sonucunda gelinen nokta şudur:

a- Ferdin Allah’la olan ilişkilerini düzenleme (yani ibadet veya kulluk) kendisine aittir. Kişi, Allah’ı tanır, tanımaz; inanır, inanmaz; ibadet eder veya etmez. Özel hayatını, kıyafetini inancına göre düzenler ya da düzenlemez. Bireyin bu konularda, inancını özgürce yaşayabilme talebinde bulunma hakkı vardır. Laik devlet, ibadet ve bireysel tercihler konusunda, engelleyici düzenleme yapamaz, yasa çıkarmaz. Evde ya da kamusal alanda, ferden yahut toplu olarak, nasıl giyinileceğine, nasıl ibadet edileceğine karışamaz, karışmamalıdır. Eğer karışırsa demokratik devlet olma (hatta laik devlet olma) vasfını yitirir. İslamın, başörtüsü ile ilgili hükmü de bu bağlamda değerlendirilmelidir.

b- Bireyin, kamu ile olan ilişkilerini düzenleme ise devlete veya onun yetkili kurumlarına ait olmuştur. Günümüzde bütün demokratik devletlerin yasaları bu kurala göre düzenlenir veya öyle düzenlendiği varsayılır. Birey bu sahada, oluşturulmuş ve oluşturulacak yasa veya yönetmeliklerin inançlarına uygun olmasını talep edemez. (Mesela: faiz yasaklansın, içki haram kılınsın diyemez)Çünkü bu laik devletin var olma felsefesine, o felsefenin ruhuna aykırıdır. Laik devlet bütün din ve inançlara veya inançsızlıklara karşı nötr (yansız) olmak zorundadır. Laik devlet, hiç kimseye bir dini veya dinsizliği telkin edemez.

Bazı Avrupa ülkelerinde bu ayırıma riayet edilmiş olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple, bireysel bir hak olarak görülen başörtüsüne yasak konmamıştır. Zira başörtüsü, bireyin kendine özgü ibadi tavrıdır. Bu yüzden yasaklama yolu fazla tercih edilmemiştir. Fakat Türkiye’de, başörtüsü tartışmaları bu hızla devam ederse, Avrupa’nın tercihini örtü karşıtlarından yana koyacağını tahmin zor olmayacaktır.

Başörtüsü veya türban ya da kadınların (müslüman kadınların) dinen öyle inandıkları için başlarına örttükleri her şey, sadece başörtüsüdür. Türban, sıkma baş, siyasi simge gibi isimlendirmelerle, tepkisini sadece türbana gösteriyormuş gibi yaparak, anlam kaymalarına sebep olacak açıklamalarda bulunmak, bu konudaki samimiyetsizliğin tescilidir. Farklı siyasi görüş mensubu kadınların, kendi siyasi tercihleriyle hiç ilgisi olmadığı halde (siyasi simge denilen) türbanı taktıkları bir vakıadır. Bu, Türkiye'nin ve İslam dünyasının bir gerçeğidir. Beğenmeme, sevmeme, tenkit etme hakkımız vardır. Fakat onu, sahayı terketmeye mecbur bırakma ve sindirme hakkımız yoktur. Başörtüsüne çeşit çeşit isimler koyarak onu takanları potansiyel suçlu, laiklik düşmanı veya provokatör olarak nitelemek doğru değildir.

Bu ülkede, moda niyetine kulağını küpeleyen, derisini döğmeleyen erkek; göbeğini halkalayıp; kısa tişört ve düşük bel pantolon giyerek kaba etini gösteren kızlar hoşgörüyü hak ediyor da, başörtüler niye hak etmesin?

Cumhurbaşkanı olarak kimin seçileceğini bilmiyorum. Ama, başı örtülü eşi olan bir erkek, cumhurbaşkanı seçilir de Çankaya'ya çıkarsa; sel, deprem, gökten taş yağması gibi felaketler yaşamayacağımızı garanti ediyorum. Olursa cezama razıyım.

Eğer bir bela gelecekse bu, içimizdeki tahammülsüzler sebebiyle olacaktır. Yani ayağımıza sıkacağızdır!

 
Toplam blog
: 462
: 707
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..