- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Cumhuriyet özgürlüğümdür diye tanımlarım!
Cumhuriyet mi? Bir süredir çalkalanmaktaydı. Can Dündar’ın geldiği andır. Bitmedi sancıları. Vakıf yönetimi Nadir Nadi’nin bıraktığı mirası da sattı.
Anımsıyorum o günleri. Berrin Nadi, İlhan Selçuk, Oktay Akbal, Ali Sirmen, Hikmet Çetinkaya, Serdar Kızık, Uğur Mumcu, Oktay Ekinci, Emre Kongar, Orhan Bursalı, Alev Coşkun, Mustafa Balbay ve daha ismini saymadığım o güçlü kadroları. Yazarı, çizeri. Cumhuriyet ailesiydi. Geçirdiği sarsıntılar mı? Güçlü durdular. Çok şey atlattı, Cumhuriyet.
Cumhuriyet içinde birlik ve beraberliğin güç oluştuğu, Cumhuriyet ailesiydi.. Savundukları düşünceler, Tük milletinin geleceği ve özgürlüğü oldu.
Cumhuriyet Anadolu, laiklik demektir. Evrensel insan haklarını savunur. Hukukun üstünlüğünü ifade eder. Şimdi neredeyse ülkede bu kavram bile söylenmiyor, unutuldu.
Bu kez başka. Demiş ya Sevgili İlhan Selçuk. Işık içinde yatsın. Bu kez başka bir şey, bu. Ergenekon diye, sabahın erken saatinde alıp götürdükleri, an.
Son ayları artık hastanede geçmişti, geriye kalan ömrü öyle sancılı günler geçirmişti ki, ülkesinin sancılarıydı çektikleri, yaşadıkları. Ancak o İlhan Selçuk’tu. Güçlü, gururlu ,dik durdu. Bir de, Cumhuriyet’i herkese paylaştırdığı, sevinç yaşatan duygusu. Laik değerlerini yaydığı İlhan Selçuk “Cumhuriyet ve laikliği” ömrünün sonuna dek omuzladı, emanet bıraktı, miras bıraktı. Işıklar içinde sevgiyle olsun.
Bu kez başka, evet. Önceki dönemlerde geçirdiğine benzemiyor. Ülkenin geldiği, çevrildiği şeyler başka ,siyasal, hukuksal , anayasal başka . Bugün tüm bunlar konuşulmakta.
Cumhuriyet daha önceki sancılarını elbette pek çok yaşadı . Ancak hep güçlü taşındı, kucaklandı, mücadele edildi. Kararlı davranıldı.
Her ne kadar zemin ülkede bu kez farklı gidiyor olsa da. Cumhuriyet , hiçbir şekilde yok edilemeyecek kadar büyük dava, milletin geleceği ve davasıdır. Gazete ise bu değerlerin temsilcisidir.
Cumhuriyet okuru ve ailesinden isek, geçit vermeksizin gazeteyi ana ilkeler ve temel eksenler üzerinde gururla hep taşıdık. Sahip çıktık . Cumhuriyeti Cumhuriyet, laik yapan işte budur.Cumhuriyet okurları ve sevenleridir.
Cumhuriyet Gazetesi’nin Vakıf Yönetimi’nce iyi yönetilmemesi içeriden bir kayıp, bir açık, zayıflık olmuştur. Yol açacağı sarsıntıları ve sancıları görmeyecek derecede “yol ve amaçlarından” vazgeçmiş olması, bizi oldukça derinden etkilemekteydi.
Gazetede o kaygı verici, derin endişe yaratan açıklamaları okumak . Gazete’nin kendi güçlü yazar ve kadrosunu karalayan açıklamalar gerçekten, ciddi derecede bugünün habercisiydi.
Gazete yönetimi o günlerde amaçlarını ve ilkelerini kaybetti. Cumhuriyet’e sahip çıkmak öylesi bir söylem filan değildi hep. “Cumhuriyet” mücadele demekti.
Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılan operasyon ve içindeki Nuray Mert’in yazısı . Gazetedeki karışıklığın , yapılan bu operasyonun durumunu ne acıdır ki, gözler önüne sermektedir. Cumhuriyet’te ne Nuray Mert’in yazısı olabilir, ne PKK övücüsü, ne de FETO savunucusu.
Yazılarını bir kuş misali kanatlanarak okuduğum Hikmet Çetinkaya’mı? Yazılarını çok uzun süredir okuyoruz. Ülkede henüz Feto ile mücadele yapılmazken, FETO’yla mücadele bayrağını ilk açan yazardır, belki de. Fettullah Gülen’in yapılanmasının Türkiye için bir tehlike olduğunu Cumhuriyet’in kadrosu ve yazarları o gün de durmadan anlattılar..
Ülkenin geçireceği sıkıntılar, sancıları uyardılar. Tehlikenin farkında mısınız, günlerce baş sayfaya yazdılar .
Cumhuriyet gazetesi hiçbir değer ve ilkeleri ile bugün yazarlarının gözaltına alınma sebeplerinin hiç birisiyle örtüşmesi hayal dahi edilemez.
Cumhuriyet kendi kadrolarına ve kimliğine teslim edilmelidir. Belki bu gün fark edilmeyen, ancak gelecekte görülebilecek ciddi, olumsuz sonuçlara yol açılmamalıdır. Zaman, tarih her şeye tanık olacaktır ki, bunlar yaşanmasın.
Gazete ivedi kendi değerlerine dönmelidir. Aksi taktirde önlenemez sorunlar, yitikler yaşayacaktır, derken tam da. İşte operasyon çıkıp geldi. Üzgünüz şimdi. Kaygılıyız şimdi. Kaygının ötesine geçti, artık süreç mücadeledir.
Cumhuriyet yazarlarının göz altılarının son ermesini, gazetenin kendi kimliğine kavuşmasını diliyoruz, istiyoruz. Mücadelemiz ülkemiz, mücadelemiz basının özgürlüğü, mücadelemiz Cumhuriyet’tir. Cumhuriyet özgürlüğümdür, diye tanımlarım.
Dilerim, dilerim. Dilerim Cumhuriyet yine huzur verir. İçindeki ateşi oynayan kalemler, dışarıdan gelen tüm operasyonlar hepsi gidip, bir gün kendi sadeliğine kavuşur. Cumhuriyet HUZUR demektir... Cumhuriyet NEFES almak demektir.