- Kategori
- Felsefe
Cumhuriyet ve Demokrasi -5

Hak hukuk yanında herkes birbirine eşittir. Hiç kimsenin hiç kimseden, her hangi bir zümrenin de her hangi bir zümreye karşı ayrıcalığı olmadığı gibi her hangi bir üstünlüğü de yoktur. Herkes haktan hukuktan yana, kanun önünde birbirine eşittir. Hiç kimse için haktan hukuktan asla sapma yapılmaz. Çünkü yapılan yada yapılacak olan her sapma sistemi bozar. Onun için demokratik sistemle yönetilen tüm ülkelerde haktan, hukuktan sapmalar sistem için en tehlikeli virüsü oluşturur. O nedenle de asla sapma yapılmaz. Bu bağlamda asla hukuk değiştirilmez. Hukukun arkasından dolaşılmaz. Hukuka uygun olmayan her ne ise o değiştirilir. Yada değişime o tabii tutulur. Bu şekilde oluşturulup korunan bir sistemle de toplumdaki yerleşik düzen korunarak toplum huzuru sağlanmış olur.
Dolayısıyla demokrasi, insana değer veren, medeniyet ve çağdaşlık yolunda sürekli ilerlemesine yönelik haktan, hukuktan yana olan, tüm varlıkların yararına ve doğal hayat içinde bir arada yaşamalarını sağlamak üzere oluşturulmuş kurallar sisteminin adıdır. Başta söylendiği gibi insanı insan yapma yolunda hakka hukuka yönelik görev ve sorumluluk bilinci içerisinde sistematik olarak oluşturulup kazanılmış tüm insani değerlerin adıdır.
Onun için demokrasi insanlıktır. İnsan olma işidir. Üretim işidir. Ürettiğini kardeşçe paylaşma işidir. Paylaşımcılığı artırma işidir. Paylaşırken adil olma işidir. Yapılan her iyiliğin, her güzelliğin insani yönde değerlendirilip ödüllendirilmesi işidir. İnsanı insan yapan tüm ortak değerlerin korunması, korunan değerlerinin artırılması işidir. Bunları yapması için uyuyan değil, sürekli uyanık olup her şeyin farkında olan insan işidir. Onun için okuyup yazma, öğrenip eğitilme işidir
Tüm bunların sağlanıp yerine getirilmesi için de insanın sürekli demokratik kurallar çerçevesinde rızasıyla evrimleşmesini, evrimleşirken geliştirilmesini, gelişirken de dönüştürülüp değiştirilerek demokratlaştırılıp, olgunlaştırılmasının sağlanması yönünde vatandaşın sürekli eğitilmesi için devlet olarak elden gelenin yapılması işidir.
Çünkü insan ne boşuna yaratılmıştır. Ne de başı boş bırakılmıştır. O nedenle de dünyada yaşayıp var olan her insanın sürekli kendi hayatını kolaylaştırması gerekir ki, insanoğlu sürekli ilerleyip gelişip olgunlaşsın. Demokrasi denilen sistem tamamen bu yönde oluşturulmuştur. Onun için demokrasi denilen sistem, insanın kendine verdiği değer kadar değer verir. İnsan kendine değer vermediğinde de o da her şeyi değersiz kılar.
Onun için sistem oluşturduğu değerlerle önce bizi (insanı), sonra da kendini sistem içerisinde oluşturulmuş olan demokratik yollardan korumasını bilir. Çünkü kendi varlığını koruyup kollamasını bilmeyen bir sistem, eninde sonun da çökmeye mahkumdur. Onun için o da toplumla birlikte toplum içinde yaşarken kendini varlığını koruyup kollayacak sistemlerini oluşturup geliştirir. Aksi takdirde kendi gibi yaşayıp var olan bir varlık içinde yaşayıp var olması, varlığını sürdürmesi mümkün değildir.
Peki ülkemizde buraya kadar yazdıklarıma uyan bir demokratik sistem, demokratik yaşam tarzı bu gün için var mı ? Demokrasiyi yaşayıp demokrat yaşıyor muyuz? Yaşatıyor muyuz ? Yada yazdıklarım anlamında ülkemizde demokrasi uygulaması var mı? Derseniz, bende size hayır, yok derim. Çünkü daha bizim demokrasimiz çok küçük. Ancak çocukluk dönemini yaşıyor. Onun için düşme, kalkma aşamasında. Onun için hata, kusur çok oluyor. Dilerim, tez zamanda bizde İnşallah dünyanın en ileri demokrasisini oluşturup yaşarız.
İşte o zaman bizlerde Ulu Önderimiz Atatürk’e layık bir Türkiye’yi oluşturmuş oluruz. Ne mutlu Türküm demeye de gerçek anlamda hak kazanırız diye düşünüyorum. Bu gün için yeterli gelişmeyi sağlayamamış bir ülkenin insanı olarak hem geçmişimizdeki kahramanlarımızdan hem de dünyanın gıpta edip imrenip kendilerine örnek aldığı o ulu önderimiz, vatanımızın kurucusu ve yüce kahramanımız Atatürk’ümüzden utanıyorum.
Burada kimseyi suçlamak istemiyorum. Ama Başın gitmediği hiçbir yere ayaklar gitmez. Onun için balık sürekli baştan kokar. Ayaktan kokmaz. Burada sürekli halkı suçlamanın da hiç bir anlam ve manası yok. İki de bir toplum neyse biz de oyuz demenin hiçbir alemi de yok. Bana göre çok lüzumsuz bir söz. Halkı suçlayıp sindirmekten başka bir şey değil.
Madem ki sen bizden akıllısın. Sorunları biliyorsun. Çözmeye talipsin. O halde çözünüz. Ne diye bekliyorsunuz. Ne diye beceriksizliğini örtmek için iki de bir boş laf üretip halkı suçlayarak bir daha beni seç demeye getiriyorsunuz. Ağzınızda her şeyi eveleyip geveliyorsunuz. Onun için de şimdiye kadar hiç birinizin. ne söyledikleri ne de şimdiden sonrası için söyleyecekleriniz anlaşılıyor. Hiç birinizde de hiçbir zaman şimdiye kadar hiç bir netlik olmadı. Yok ki, olsun. Onun içinde hep bulanıklılık, hep kirlilik. Nereye gidiyoruz, anlamak mümkün değil.
Ama toplumdan birisi ister kendi adına ister toplum adına olsun. Sistemin yanlışlığı ya da işlevi konusunda akla, ilme uygun olmayan bir şey söylediğinde de onu susturup linç etmeye yönelik her türlü hakareti yapıp demokratik olmayan olumsuzlukları sergilemektesiniz.
Çünkü demokratlıktan uzak, insani olmayan en kolay mücadele bu şekildeki saldırıyla yapılmaktadır. Kişisel menfaate yönelik göreve talip olanların demokrasi anlayışları da, uygulamaları da, demokratlıkları da ancak bu kadar olur. Onun için de rakip yada rakip olabilecek kişileri en kolay sindirip sistem dışına atmanın en kolay şekli biçimi budur.
Halbuki ülkemizin bulunduğu coğrafya, her haliyle ortada ve göz önünde bu şekilde dururken vatansever bir vatandaşın bunları unutup göz ardı etmesi asla ülkemizin geleceği açısından doğru değildir. Onun için bir ülke hangi sistemle yönetilirse yönetilsin. Sistemin ve yöneticilerinin en başta gelen birincil vazifeleri vatandaşın / vatandaşlarının huzur içinde birlik ve beraberliklerini sağlarlarken vatanın da bölünmez bütünlüğünü koruyup kollayıp sağlamak olmalıdır.
Yoksa zaten bunu sağlayacak temele oturtulmuş bir sistem başta kendisini koruyup kollarken ülkenin şartlarına göre (Tıpkı batıda olduğu gibi. Yani bu gün için bize göre ileri demokrasilerin yaşandığı batı toplumlarında olduğu gibi.) her türlü gelişmesini de çağın gerektirdiği gibi kendi şartlarına göre kendi oluşturur.
Sevgi ve saygılarımla.
./...
Cahit KARAÇ