- Kategori
- Sosyoloji
Cumhuriyetin kadınları!...
Kime sorarsanız sorun, size Türk kadınına haklarını
Büyük Atatürk’ün “verdiğini” söyleyecektir.
Türk kadını bu yönde en ufak bir çaba göstermemiştir,
Hani o milletvekili “yapılan” kadın milletvekilleri var ya
Kadın görüntüsünü kurtarmak için milletvekili yapılmıştır.
Meclis kürsüsüne hiç çıkmışlar mıdır, konuşma yaptılarsa
ne söylemişlerdir meclis tutanaklardan bulup çıkaramazsınız..
Eh, tıpkı bunun gibi, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de
çok partili hayatı aziz Türk milletine “bağışlamıştır”.
İnönü verdi , halk almadı. Ter dökmeden , çabalamadan..
1925 yılında çocuğun oyuncağını elinden alıp,
1945 yılında geri vermek gibi bir şey!
Bu memlekette, bir avuç, sosyalist dışında,
hiç kimse hiçbir hakkı için mücadele etmedi.
Sosyalistler de esip savurmayı iyi bildiler ama her sıkıyı
gördüklerinde çil yavrusu gibi dağılıp kaçtılar.
Üç beş genç silah atmaya kalktı, kendini darağacında buldu.
Dinciler mücadele ettiler !..
Örgütlendiler, çalıştılar, oy verdiler, verdirdiler..
Hem sosyal hem siyasal bir savaş verip bu noktaya geldiler.
Sosyalistler gibi aptallık etmediler.
Laik hanım kızlarımız da ya “paralı koca bulup rahata erme”
çabasıyla yetindiler, ya da televizyon seyretme keyfiyle...
Sınıf değiştirme sürecinin yalnızca “parasal yanıyla” ilgilendiler,
bu iş hangi noktaya gidiyor anlamadılar..
Atatürk onlara haklarını vermişti ya, mesele tamamdı.
Her şey hazırlop gelmişti.. Yorulmadan , ter dökmeden…
Devlet gerekeni gerektiği zaman nasıl olsa verirdi,
Büyüklerimiz her şeyi bizden daha iyi bilirlerdi..
Onlar ne verirlerse o kadar, ne zaman verirlerse o zaman...
Oysa, 12 Eylül’ün “toplumu ve özellikle gençliği pasifize zokasını
dinciler yutmadılar, Gizli –açık dernekler kurdular …
İmam hatiplerde yetiştirildiler..
Aydın hanımlarımız ancak gerçeği görmeye başladılar.
Şimdi, şafak attı … Korkuyorlar. Haklar ellerinden gidebilir.
Öyleyse mücadele edecekler.
“Bürokrasinin, halkın eğitim düzeyini yeterli gördüğü ölçüde
ve dönemeçte gıdım gıdım verdiği haklar” için değil,
çatır çatır, söke söke kendi öz çıkarlarını korumak için.
Ey Cumhuriyet kadınları sizlere söylüyorum;
Yani demek istiyorum ki, Cumhuriyet Halk Partisi’nin
“mahkeme kapılarında ağlama” yöntemiyle
kurtaracağı mevzilere fazla güvenmesinler…
Meclis toplantı sayısı konusunda da sökmedi bu,
cumhurbaşkanı seçimi konusunda da...
Bunlar boşa kürek çekmelerdir. Atı alan Üsküdar’ı geçiyor..