​ CUNDA'ya Tramvay Geldi... / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '13

 
Kategori
Haber
 

CUNDA'ya Tramvay Geldi...

CUNDA'ya Tramvay Geldi...
 

Şimdilik CUNDA'da işliyor bu tramvay. Tabelasında öyle diyor.



 


”Cunda” denilince, ne gelir akla? Onu, Ali Bey Adası ile birlikte anacaksınız. Ayvalığın  küçük bir adası. Kedisi, delisi, ve ölüsü ile meşhur bir yer. Bir de her yerde karşınıza çıkan,  sizi test eden: “ Yanık dondurma yediniz mi?” levhalarını okursunuz sık sık. Sizi test ediyorlardır. Anlarsınız ya..

Araba parkı bol ama, tıklım tıklım. Akşam 20 den sonra içeriye araba almıyorlar. “Yerimiz kalmadı” diye. “Yahu diyorsunuz, arabamla mal götürüyorum bagajda. Dükkanıma boşaltmalıyım. “ Hayır olmaz” deniyor. O zaman insanları da içeri almayın. Memlekette sanki opera oynuyor. Yer kalmamış. Tabi bilet de kalmamış. Yerimiz yok diyorlar. O hesap.

HERKES KAFASINA GÖRE GÖREVLİ:Her meydan,  sokak araları, park yeri. Buraya trafik ve belediye karışmıyor. Park magandaları, kendi aralarında paslaşıyorlar. Onlar indiriyor, onlar kaldırıyor demiri de, öylesi yol veriyorlar vasıtalara. Buralar, onlardan soruluyor. Kim oldukları beli değil. Görevli resmi kişi statüsü verilmiş gibi davranıyorlar. Böylesi başıboşluk olur mu? Turizm, başıboşluğu kaldırır mı?

Belediye, buradan elini ayağını çekmiş. Herkes birbirinin sınırını tecavüz ediyor. Dükkan sahipleri yayıldıkça yayılıyor.

SAHİPSİZ KÖPEKLER İÇLER ACISI: Sahipsiz köpekler ve kediler adım başı. Tatilciler edindiği köpeği, yaz müddetince sevip okşayıp bakıyorlar. Dönüşte  alıp götürmüyorlar.  Onlar buranın öksüzleri. Kediler ise buranın kaşarları. Her taşın altında onlar.

KÖPEĞİNE GÖRE TURİZMDE DON BİÇMEK:  Marmaris’te bir adam vardı. Köpeğinin erdem kişiliğinden dem vurmak için şöyle anlatıyordu yanındakine. “ Bu köpek, yerlilere havlayi, turistlere nedense havlamay” Ne erdem amma di mi? Köpek kısmısı, turistlerden çıkar sağlandığını nasıl da biliyormuş değil mi? Bu anlaşılıyor.

Bayram ve seyranlarda tadı olmuyor. Sıkış depiş. Balıkçı restoranlarının ünündeki o tek yol boyunca, süslü püslü insanlarla bir koloni gibi sarmaş dolaş insan denizinde kucak kucağa akıyorsunuz.

NESİ MEŞHUR ?  Şoföre sordum. Keşke sormaz olaydım. “Cunda’nın nesi meşhur?” deyince,  kedisini, delisini saydıktan sonra “Cenazesi” diye cevap vermesinin  hemen ardından  tabutla önümüzden  bir ölü geçmez mi? Pes yani.

Mini mini eski Rum evleri. Hiç rastlamadım içinde incir bitmiş, dallanmış budaklanmış bir ev. Taş binalar bunlar. Yüksek ve sağlam. İçleri serin oluyor.

Güneş saati de burada. Yerlerde ayların adı serpilmiş. Hangi ayda doğduysanız, gidip üzerindeki metal plakanın üzerine basıp duruyorsunuz. Uzanan gölgenizin düştüğü yerde rakamı okuyorsunuz. Ve saatin kaç olduğunu öğreniyorsunuz.  Karşılığında saat kadranı da var.

ROUGE, EN MODERN BİR KAFE: Kafe ROUGE  sezona hızlı girdi. Maçlar için ekran da koydu. İlginç yanı tuvaletiydi. Sıra bekleyenler için, canı sıkılmasın diye, tuvalet girişindeki mini salon duvarları, tablolarla donatılmış. İnsan  resimlere  dalıp gittiğinde, sıkıştığını bile unutup gidiyor. İlahi Kemal !

CUNDA’DA BİR TRAMVAY:  Eh, saati öğrendiniz. Şöyle bir tur yapayım. Gidip bir rakılama yapayım diyorsunuz. Adaya tam girişte bir tramvay var. 34 numaralı TAKSİM - CUNDA yazılı. Binin ona, şehir turu yapın. Yerde ne ray var, tramvayın tekerleği bile yok. Hayali bir turlayın. O da zevk. Tramvay hasretiniz gider hiç olmazsa. Ama, manşetteki resim sahici. Bal gibi tramvay. "Tramvay büfe"

Belediye Bandosu Latin Müziği çalar ayda bir. Yerlilerden anlayan pek çıkmaz. Ama, nezaketen de, dinlerler.

Sık sık sanat galerileri açılır. İçlerinden en tanınmışı kırmızı elbiseli kızdır. Onu sergide, turistler bile tanıdı. Hiç unutulmamıştı. Günlerce konuşulmuştu.

TOPUKLARINIZA BİREBİR:Dar Arnavut kaldırım döşemeli sokaklar, iyi bir terapist aynı zaman da.  Topuk ve ayak tarakları ağrıyanlara birebir. Yürürken,  aralıklı  taşların arasına batıp çıkan topuğunuuzun her zerresine, ağırlığınız da bindiği için kan hücum ediyor. Bir nevi terapi. Ağrılarınız şıp diye diniveriyor yürürken. Bir meyhanede, bir şarap evinde otururken de, beliniz ve omurgalarınız, hepten düzeliyor. Zira masa da eğri, Sandalye da eğri. Siz de eğri oturuyorsunuz. Bu üç nesnenin eğrilik dereceleri başka başka ve yönleri değişik. Bu karman çorman oturuşta bile sıhhat var.

Denize de, Ada’nın görünür yerlerinden değil de, arka ve yan kısımlarından girmek lazım. Burası, sahte Bodrum havalarına bürünmeyi hiç kaldırmaz Cundanın plajları. Ayna gibidir suyu. Sizi ve gerçeği tam gösterir.

CUNDA’DA BODRUMUN ADI BİLE GEÇMEZ:Çıkınında Papalinası, / Heybesinde rakısı / Elinde mayosu / Deniz banyosu / Şengen, Mengen yengen / işte buralarda böyle kelamlar edilir. Baygın bakışlarla, gitarın mızrabına mayhoş mayhoş bakarak “Bodrum Bodrum. Biraz Uykuuuu. Biraz istediğim buydu. Bodrum Bodrum “ diye kimse böylesi laflar edivermez insana. Cunda Adasında  Bodrum, kalp para gibidir. “Geçmez”

HER ŞEY, “ROUGE”  İLE BAŞLAR: Cunda’da papalina  yemeden, dibek kahvesi içmeden, imparatorun lokmasını  yemeden, Güneş saatine uğramadan, birkaç kedi köpek kovalamadan, birkaç deliyle hırlaşmadan, Cunda -Ayvalık tramvayına binmeden, Rouge’da biralama yapmadan Cundaya geldim diyemezsiniz. Cunda, bu saydıklarımla Cunda olmaktadır. Hele hele Rouge’lu Kemal’in papalinasını da yemek lazım.

SOKAKLAR NEDEN YIKANMAZ ? Dar sokaklarında Belediye, bol köpüklü deterjanla  yıkamadığı için, buralar hem kokmaktadır. Zor mu geliyor belediyeye bu iş? Kirler, Arnavut kaldırımları üzerine katmer katmer olmuş. Bazı yerlerde, burnunuzu tutmadan o sokaktan geçemiyorsunuz.. Hadi belediyeden vazgeçtik. O sokaktaki esnaflardan üçü birleşip, bir kova detarjan ve çalı süpürgesi, olayı halleder. Bu ne bıkkınlıktır. Bu ne tahammüldür. Anlamak zordur. Onun için diyoruz. Belediye örnek olmalıdır.

AYVALIK BASINI SINIFTA KALDI:Ayvalık Festivali 1-9 Eylüldeydi. Bitti. Cundalıların hiç haberi bile olmadı. Duyuru zayıftı. Veya iş güç onları bağladı. Veya Ayvalık Basını, bu işi iyi kıvıramadı. Sınıfta kaldı.

Şimdi tatil bitti. Okullar da açıldı. Şimdi sıra  “Üç mevsimdir ayağımı denize sokmadım diyen” ada sakinlerinde.

İşte. Cunda’da bir koca yaz, böyle geçti.

Ört ki, ölem !

TEYZELERİ İLE İSTANBULDAN GELMİŞLER. KIZLAR OKUYOR. İKİSİ DE CIVIL CIVILDI.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..