​ Çuvaldız Kendime / Edebiyat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

22 Ekim '18

 
Kategori
Edebiyat
 

Çuvaldız Kendime

Çuvaldız Kendime
 

Mutlu Bir Yaşam, Zihnin Sükunetinde Yatar.


Aynanın karşısına geçip önce kendimdeki yanlışları bir göreyim. Sonra başkasına öğüt vereyim. Almak istemeyene gücenmeyeyim. Önce kendime ihtar çekeyim.
Kendim yanlış yazarken başkalarını uyarmak haddime değil, lakin genç kalemlerin dikkatsizliğine yönelik beni çok rahatsız eden, sık tekrarlanan bir yazım hatasından söz etmek istiyorum: "Yazıda 'de' hecesinin ayrı yazılması." Eğer 'de' ismin, 'de' hali ise bitişik yazılması gerekir. (Evde, bizde, gönülde vb.) 
Bir çok kimse bunu da ayrı yazıyor. 
Bağlaç olan 'de' ayrı yazılır. 
(Ben de, Ayşe de, vb)
Örnek : Kalem bende. İsmin de hali.
Ben de geleceğim . Bağlaç.
 
Bir de özel isimle birlikte olan de var, onun da üst virgülle ayrılması gerekir. Bunu ben dahil çok kimse biliyor, ama yine de özenmiyoruz. 
 
Benim yarım asır sonraki yazım hatalarım sağlık sorunlarından kaynaklanıyor. Zihin yorgun, gözlerin feri fluleşmiş, ellerin gücü tükenmiş, A yerine B harfine basabiliyorum. Doğru yazdım sanıyorum. Okurlarımdan hoş görü diliyorum. Yaş henüz sonbaharın başında,lakin yaşanmışlıklar yıpratıyor insanı.
 
Hatalar yapıyorsam, yazmamalıyım elbet. Ancak yazmak alışkanlığım, vazgeçemiyorum. Beynim yazmakla tatmin oluyor. Ruhum yazıyla gıdalanıyor. Bir kişi okusa yeter diye başladım ben yazmaya, hala aynı fikirdeyim. Yazımı okuyan o bir kişi benimle aynı görüşü paylaşıyorsa mutlu oluyorum. 
 
Hatalarımı uyaran olmayınca, doğru yaptığımı sanmıyorum elbet, farkındalığımı dikkatime vermek istiyorum. Alışkanlığımı düzeltemiyorum.
 
Yazılarımı yazarken gözlük kullanıp kullanmamam fark etmiyor. Klavyede harflerin yerini ezberlemişim, hızlıca aklıma gelen cümleleri yazıp geçiyorum. Gözlerimin zayıflamasından yazdıklarımı dikkatli okuma özelliğimde olmuyor. Zira kendi yazımı okurken şunu da yazsaydım, uzunca mı yazdım, soruları takılıyor aklıma dikkatim böylece dağılmış oluyor.
Sonradan eş, dost söylüyor. "Yazdığın konu güzel, ama imla kurallarına uymuyorsun" diyorlar. Gözüme sokarcasına gösteriyorlar yazımı, bakıyorum. Üzülüyorum.
 
"Eyvah, pek çok imla hatası dolu. Olmayacak yerlere virgül koymalarım, 'de' leri ayırmam gereken yerde ayırmamalarım. Noktadan sonra, küçük harfle başlamalarım. "Eyvah eyvah, ben ne yapmışım," diyorum.
Bilseniz kendime ne çok kızıyorum. 
"Onca yıl kalem kullanmışım" diyorsam, hata yapmamalıyım elbet. Lakin biraz da yerel basından kalma bir alışkanlık bu. 
 
Genelde çoğu yazarların editörleri vardır. Ulusal basında bile  yazılarında imlaya dikkat etmeyen nice gazeteci- yazarlar bulunuyor. Bazılarının danışmanları var, onlar bile uyarmıyor yazarı. Editörlük mesleği bu yüzden ortalığa çıkmış olmalı. 
 
Edebi eser yazanların da imla kurallarına dikkat etmediklerini, yazılarını birilerine düzelttirdiklerini biliyorum. Yaşları genç olanlara çok üzülüyorum. 
 
Edebiyat, edepten gelir. İmla kurallarına uymak, edebiyatın olmazsa olmazıdır. Yazım kurallarına uymak demek, dil bilgisini doğru yansıtmak demek. Okuru yanlış okumaya sevk etmemek, yazının içeriğindeki mânayı anlamayı kolaylaştırmak demek. Yazarın o an ki duygu ve düşüncelerini doğru ifade etmesi demek. 
 
Bizim yerel basında noktalama işaretlerinden gayri yazım konusunda hiç bir özellik yoktu. Ve yaşları benden büyük basın mensupları okulda hiç dil bilgisi dersi almamışlardı. Çalakalem yazıp geçiyorlardı. Gazete abonesi olanlarda hiç uyarmamış bunları. Sanırım o zamanki yerel basın okurları çoğunlukla ilkokul eğitimliydi. 
Bazı gazeteci bilinenlerin içinde ilkokul terkler bile bulunuyordu. 
Adam yokluğunda gazeteci sayılmış olanlardandılar. Onların yanında sürekli bulunmam beni imla konusunda çok köreltti. "Kıratın yanında duran ya huyundan, ya suyundan" derler ya. O misal, toyluğum da onları örnek alıp, alelacele yazıp bitirmeyi öğrenmişim. Bunu alışkanlık edinmişim. 
 
Sonrasında onlar bir şekil gazete ortamından çekilip, gazetenin bütün sorumluluğunu kendim alınca ve başka gazeteleri okudukça "Ben yanlış yapıyorum" dedim. Benden sonrakilere bu hususta dikkatli olmayı öğütledim. Kendim de imla kurallarını uygulamaya koyuldum. 
Ne var ki yaş geçip de, gözler zayıflayınca, adeta beynim otomatik olarak, eski yazma alışkanlığına döndü. 
 
Benim durumumda olan kalem sahiplerine birazcık hoşgörü diliyorum. Gençler beni örnek almasınlar diyorum. Yazım hatalarım çok fazla biliyorum, daha dikkatli olmaya gayret ediyorum.
 
Umarım gençleri bu konuda uyarmamı ukalalık saymazsınız. Bizler gazetecilik eğitimi almadık. Alaylılardanım. Bilir kişiden yazım kuralları dersleri görmedik. Devlet okullarında neyi ne kadar öğrendiysek o. 
 
Günümüz gençlerinin pek çoğu eğitimli, Türkçe dil bilgisine ve yazım kurallarına daha bir dikkatli olmaları hususunda uyarılar yapılmasını önemsiyorum. Anlayışınız için teşekkür ediyorum.
 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com
 
 
Toplam blog
: 622
: 205
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..