- Kategori
- Gezi Rehberleri
Dağa Kaçtım~~ Nepal – Tibet – Bhutan gezi notları

Boudnat Stupa’da Buda’nın dua bayrakları
İbrahim Fidanoğlu
Nepal İzlenimleri
11 Kasım 2010’da akşamüstüne doğru, kışın bir türlü gelemediği bir coğrafyadan; Katar Havayolları’nın Airbus tipi uçağı ile Katar’ın başşehri Doha’ya gitmek üzere İstanbul’dan havalandık. Irak üzerinden Bağdat yakınlarından geçen uçak, Abadan üzerinden Doha’ya yöneldi. Yaklaşık 4 saat süren bir yolculuktan sonra, insana sanki bütün rotaların kesiştiği yer gibi gelen Doha’ya indik. Transit yolcu salonunda yaklaşık 5 saatlik bir bekleyiş sonrası yerel saatle 4.45’de Katar Havayollarına ait bir başka Airbus uçağı ile Katmandu’ya havalandık. Bulutların üzerinden devam eden yolculuğumuzda Nepal’e doğru Himalayalar’ın karlı zirveleri bizlere yoldaş oldular. Bulutları delerek bizleri selamlayan zirvelere saygı duymamak imkânsızdı. 4 saat süren bir yolculuk sonrası, yerel saatle 11.45’de Katmandu Trimbuvah Uluslararası Havaalanı’na indik. Ama ne havaalanıydı yarabbi; tam bir karmaşa; içerisi ayrı; dışarısı ayrı… Bizim bir taşra kentinin otogarından farklı değildi. Son derece ufak ve düzensiz bir yapıdaydı. Genel helâlar bir felaketti. Hijyen konusunda gelmeden önceki bilgilenmelerimizin de etkisiyle hiçbir şeye dokunmamaya gayret ettik. Ancak havaalanından dışarı adımımızı atar atmaz zaten ok yaydan çıktı; sokaklarda Katmandu’nun dayanılmaz karmaşası ve pisliğine teslim olduk.
Katmandu Durbar Square
Katmandu, çevresi ile birlikte (Patan ve Bakthapur dâhil edilerek söylenirse) yaklaşık 3 milyon nüfusa sahip bir kent. Kent merkezinde 1,5 milyon insan yaşıyor. Gerek ülkedeki hâkim inanç sistemleri olan Hinduizm ve Budizmin her şeyi kabullenme üzerine bina edilmiş dinsel yaklaşımları, gerekse on yıllardır süre gelen iç savaş ve politik kargaşa nedeniyle toplumdaki çıkar grupları arasındaki derinleşen fay hatları ve belki de en başta sayılması gereken yoksulluk, gündelik yaşamı maksimum düzensizlik üzerine oturtuyor. Halkın %90’a yakın kesimi yoksulluk standardı olan günlük 2,5 doların altında bir iaşe ile geçinmek zorunda kalıyor. Böyle bir gündelik yaşam, Katmandu’ya ilk geldiğinizde sizi derinden sarsıyor, etkiliyor. Şehrin merkezine doğru ilerlerken; İngilizlerden kalma soldan akan trafik, yollarda hiçbir trafik ışığının olmayışı; kavşaklarda tozdan ve egzoz gazlarından korunmak amacıyla ağızlarını maske ile kapatan trafik polislerinin trafiği kestiği noktalarda bekleşen yüzlerce motosiklet sürücüsünün oluşturduğu “kasklılar ordusu”; hepsi ama hepsi çok tuhaf geliyor insana. Yol boyunca her yer pazar sanki. Sokakta akan trafiğin hemen yanında yere atılmış bir örtünün üzerinde kadınlı erkekli binlerce Nepalli, meyveden sebzeye, giysiden hırdavata sanki bir bitpazarı rehavetinde her şeyleri alıp satıyorlar. Bu arada hemen yanlarından sokağa akan portatif lokantaların bulaşık suları kimseyi rahatsız etmiyor. Bu pislik ve kargaşa içinde sokak satıcılarının son derece sağlıksız koşullarda elleri ile hazırladıkları yiyecekleri de yüzlerce insan afiyetle mideye indiriyor. Bu manzara, insanı gerçekten şaşırtıyor ve bağışıklık sistemlerinin çıtasının bu kadar yüksek olmasına da insan inanamıyor. Nereye giderseniz gidin, şehirde genel manzara hep böyle… Sadece bir gece konakladığımız ve oldukça tarihi bir mekan olan Yak and Yeti Oteli’nin bulunduğu semt, diğer dolaştığımız sokaklardan daha farklı bir görünüme sahipti. Burada Batılı tarzda mağaza ve restoranlara rastlamak daha olasıydı.
Hindu Derviş Sadu’lar; Katmandu Durbar Square
Katmandu, 1968’lerde Batıdan gelen hippilerin bir anlamda kapitalizmin tükettiği insanlığı tekrar arama ve kendilerini yeniden üretme güdüsüyle keşfettikleri bir kent olarak dikkati çekiyor. Bu ana eksende gelişen turizm faaliyetleri, yoksul Nepal’in yegâne gelir kaynağı olmuş. On yılı aşkın devam ede gelen iç savaş sırasında dahi taraflar, Nepal için hayati öneme haiz bu altın yumurtlayan tavuğu (turistleri kastediyoruz) sakınarak korumuşlar ve savaşlarına malzeme yapmamışlar. 1968’lerdeki mistik ortam, o günkü tazeliğini ve heyecanını korumasa ve hippilerin Katmandu’nun Hindu tapınaklarıyla süslü meşhur meydanlarında uyuşturucu ile hemhal oluşlarının aleni manzaralarına pek rastlanmazsa da, Katmandu’nun meydanlarında ve sokaklarında Batının ve Doğunun; hayatı birlikte yaşayışlarına ve algılayışlarına hala tanıklık etmek mümkün oluyor.
Devamı için http://dagakactim.blogspot.com/2010/10/nepal-tibet-bhutan-gezi-notlari.html
Yazan: İbrahim Fidanoğlu
Düzenleyen: M.YC