- Kategori
- Öykü
Dağda vurulmak.

http://www.resimcenter.com/r-kis-manzaralari-ve-resimleri-49-4499.html
Seleyi saldı, burçları doldurduğu tepedeki ağacın yanından.
Akıl ettiği dümen sayesinde, kar üzerinde istediği yöne döndüre biliyordu seleyi.
Gecikler beslenecekti.
Güze yakın kesip koydukları saplı meşe yaprakları gecikleri beslerken, dalları da odunları tutuşturmada iyi işe yarıyordu.
Hele güzüne de hafif kar suyu ile ıslanmış meşe dalının kokusu müthiş bir haz bırakıyordu, sanki bahar gelmiş de gül açmış gibi…
Yamaçtaki eve varmıştı.
Seleyi boşaltı. Hafif samanla burçları karıştırdı beslenmeleri için geciklerin önüne döktü.
Bir süre yemelerini seyretti.
Bahara az kalmıştı belki on beş, yirmi gün sonra hayvanları otlatmaya çıkartırdı.
Bayağı zayıflamıştı hayvanlar.
Haber alamadığı abisi ile evlenen iki kız kardeşi hariç altı kardeş kalmıştı.
Bazen babasına kızıyordu.
Hiç mi düşünmedi bu kadar çocuk ne olacak diye?
Anneyi söylemişti bir düşük, iki de küçükken hastalıktan ölen kardeşi vardı.
Paramız yetmiyor demişti Muharremi göstererek babası onu ortaokula yazdırmadığı zaman.
Muharrem de tedavi için hastaneye gidiyordu. Duhring hastalığı varmış. Derisinde sürekli su toplanmaları oluyordu.
Kendisinin de ara sıra karnı ağrıyordu ama erkek adam bu acıya vız geçerdi.
Sonra sıcak tuğlayı karnının üstüne bırakınca ağrı geçiyordu.
Karnı da bayağı acıkmıştı.
Ağıl kenarındaki çeşmede elerini yıkadı. Üstünü başını temizledi. Eve çıktı.
Güzünenin yandığı odanın kapısını açtı. Sofra hazırlanmıştı.
Testiyi aldı, bıçakla içini kanırdı, büyükçe bir parça peyniri çıkarttı.
Maşanın üstüne yerleştirdi, güzünenin üstüne koydu.
Varmıydı dünyada acaba böyle tat veren başka bir yiyecek diye düşündü?
Kapı vuruluyordu.
Kalktı baktı, kahrolasıya karın acısı aldığı haber ile depreşti.
Haber alamadığı abisi dağda vurulmuştu.