- Kategori
- Deneme
Dağılmış!

Dağıttıklarını toplama vaktinin geldiğini biliyordu. Birileri gelip; sen dur. Ben toparlarım senin yerine demiyecekti sonuçta... Bu defaki öyle bildiğiniz dağınıklıklardan değildi... Mutfak, yatak, dolap, ev, vs.
Kafası karmakarışıktı...
Bunların arasında neredeydi, bilemez durumdaydı sadece susmak geçiyordu aklından. Olmadık olaylara bile tepkisi sessiz kalmaktı. Oysa mizacına uygun değildi put kesilmek...
Kimdi?
Hayattaki rolü neydi?
Sormak istediği onca soru varken hangi sorunun öncelikte olması gerektiğini bilmiyordu.
Önce nerden başlasa toparlamaya....
Ev işi olsa, dolap derdi.
Giyinmediklerimi bir bir çıkarıp ihtiyacı olana verirdi.
İçinden, bana faydası olmayan şeyin başkasına olur mu derdi...Hatta utana sıkıla verir, üstünede özür dilerdi...
Eskiden kendisini kırmış sözleri çıkarmak istedi dağarcığından...
En çok yaralayanları, ezenleri...
Yuttuğu sözleri tek tek tükürse ama nereye...
Çevreye olmaz. Sonra birine denk gelir de onuda bulaşırsa...
Kimsenin görmeyeceği, uğramayacağı bir yer olmalı... Belki de derin bir mezar kazıp, tüm kırılmışlıklarını, örselenmişliklerini, gereksizliklerini gömüp kapamalıydı. Birilerinin aklına gelmezdi mezara bakmak...
İçimdeki tüm gebelikleri tırnaklarıyla kazıyıp atası vardı...
Atıp, atıp rahatlayıp hafifleyip kuş olası...
Birgün biri gelip hayatında birine ihtiyaç duymadan yaşayacaksın deseydi buna inanmazdı. Onun için olanaksız bir durumdu.Bugünse...
Ayıklamak derdindeydi...
Gereksiz hiç kimse olmamalıydı kafasında, dolabında, evinde, hayatında....
Ve lüzumsuz hiç bir eşyaya yer olmamalıydı...
Tüketmek için var olmamalıydı.
Yaşamda yok gibiydi. Rengi soluk, omuzları düşük, başı eğik hallerdeydi...
Bilinçsiz...
Aklından yeni doğan bebeğe ilişkin ebenin hareketi geçiyordu, ağlamayınca bebecik; ebe, bacaklarından tutup havaya kaldırıyor ve poposuna tokat atınca bebeğin dünyaya ilk sesi yayılıyordu... Çevresindekilerse derin bir iç çekip rahatlıyor, sevinçten gözleri yaşarıyordu...
Bugünse yaşam fonksiyonları normalken sesi çıkmıyordu...
Varolmak, sesszilik miydi?
Yoksa yaş ilerledikçe hiç olmadık şeylere normal gözüyle bakmak mıydı?
Bildiği tek şeyse bu sorduklarını hiçkimsenin yanıtlayamayacağıydı. Ve cevaplanamamış sorularla bitip tükenecekti yaşam... Belkide yaşamın asıl işvesi; soruların yanıtsız kalışında gizliydi...
Resim;http://www.bebekresimlerim.com/img785.htm sitesinden alınmıştır.