​ Daha önce hiç Esperanto kelimesini duydunuz mu? / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '16

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Daha önce hiç Esperanto kelimesini duydunuz mu?

Daha önce hiç Esperanto kelimesini duydunuz mu?
 

Esperanto bayrağı


Eğer bu dünyanın 7 milyarı aşkın kişisinden biriyseniz muhtemelen siz de dünya üzerindeki yaklaşık 3,000 dilden birini konuşuyorsunuzdur.  Hatta içinizden çoğuna ikinci bir dilin, bir yabancı dilin, de eğitimi verilmiştir, ama o dili öğrenmenin zorlukları bir yana çoğunlukla okulda bu konuya pek de önem vermemişsinizdir. Öyle değil mi?
 
Her şeyden önce size öğretilmeye çalışılan o dilin fiil çekimleri bir felaketti, bir sürü istisnası vardı ve hepsini de hatırlamak gerekiyordu, öğretmenin kalitesini bir kenara bırakın, o dili kavramak bile çok zordu, binlerce kelime ezberlemek gerekiyordu, telaffuzu da başka bir mesele idi. Hem grameri kim sever ki? Ayrıca herkesin yabancı bir dili öğrenme kabiliyeti de aynı değildir. Bilimsel araştırmalara göre en iyi dil öğrenme çağı 7-11 yaş arasıdır, ama size kalkmışlar bu saatten sonra başka bir dili öğretmeye çalışıyorlar! 
 
 
Evet başka bir dili öğrenmek çoğumuz için çok zor bir şey, ama tabi ki bu dil Esperanto değilse eğer. Esperanto tam da bu zorluğu aşmak, dünyada herkesin bir biri ile kolaylıkla anlaşmasını sağlamak, ana dilinden sonra herkesin öğreneceği, hem de hızlıca öğrenebileceği bir dil olarak tasarlanmıştır. Üstelik ustalıkla tasarlanmıştır. Tasarlayan kişi ise Polonya’nın Bialystok kasabasında doğup büyüyen Dr. L.L.Zamenhof bu konudan çok muzdarip bir kişi idi. Etrafında dil yüzünden bir sürü anlaşmazlıklar görüyordu ve de insanların arasında bu konudan dolayı sorunlar yaşanıyordu o yörede. O, daha gençliğinde henüz okulda okurken, 1873 yılında, Uluslararası Yardımcı Dil adını verdiği dilini tasarlamaya başlamıştı bile.  Yapmaya çalıştığı herkesin kolaylıkla öğrenebileceği ve dünya üzerinde anlaşmak için kullanacağı basit bir dil tasarlamak idi. Zamenhof o kadar ilginç bir buluşa yol açtı ki, denildiğine göre, Japonya’nın Ootomo dininde dünyadaki iyi ruhlardan, ya da meleklerden diyelim, biri olarak bile kabul ediliyormuş.
 
 
Bugün dünya üzerinde en basit olduğu kabul edilen ve anlaşmak için kullandığımız İngilizce gibi bir dil olacaktı bu Uluslararası dil. Aslında İngilizce hiç de bahsedildiği gibi kolay bir dil değildir. Ben mesela 6 sene İnilizce okudum hem de iyi bir öğretmenve tedrisat dışı kaliteli kitaplarla, gene de İngilizceyi üniversiteden önce  öğrenemedim. O tarihte dünya dili olarak kullanılan daha çok Fransızca idi. İngilizce ise daha sonraları ancak Birinci Dünya Savaşından sonra dünya dili haline gelmeye başladı. Başbakanımızı, bakanlarımızı, işadamlarımızı görüyorsunuz TV’lerde nasıl İngilizce konuştuklarını, bir de yanlarında zaten ana dili İngilizce olan diğer devlet adamlarını da dinliyorsunuz. Bu demektir ki dünya arenasında daha başlangıçta 1-0 yenik durumda başlıyoruz. Halbuki bu Uluslararası dil herkese eşit mesafede ve adil bir dil olmalıydı.
 
Zamenhof, 1887 yılında, o zaman adı henüz Uluslararası Dil (Internacia Lingvo) olan bu dilin ilk sürümünü  bir kitapçık şeklinde bastırarak (buna İlk Kitap veya “Unua Libro” deniliyor) zamanının dünyasına tanıtmaya çalıştı, önemli kişilere osta ile gönderdi. Kitabın ekinde 900 kelimelik bir de sözlük vardı ve iddiası bu kelimelerle hemen hemen her istediğinizi ifade edebilirsiniz diyordu. Kendisi dilin grameri dışında bazı önemli metinleri de bu dile çevirip kitabına ekledi. Enteresandır o kitap daha başka şeyler de var içinde, tam bir reklam işi.
 
Zamenhof kitapçığını Dr.Esperanto yani “umut eden doktor” olarak imzaladığından dilin adı sonradan Esperanto olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Bugün Esperanto tasarlanmış ya da yapay dillerden dünyada en çok konuşulan dildir. Yaklaşık 2,000,000 kişinin bu dili konuştuğu tahmin ediliyor, ve yaklaşık 2,000 kişi de ana dili Esperanto olarak dünyaya geldiği biliniyor.
 
Yukarıda “yapay diller” diye çoğul ek kullandığımdan, yahu bu diller birden fazla mı diye şaşırıp kaldığınızı duyar gibiyim. Evet bugüne kadar tasarlanan yapay diller çok fazla sayıdadır. Şaşıracaksınız ama 1575’te Osmanlı’da tasarlanan Baleybelen dilinden bugünkü  Türkiye’mizde iki üniversite öğrencimizin deneysel olarak tasarladığı Olesi ve Nomuli adlı yapay diller bile bunların arasındadır. Baleybelen için  bknz: 
 
En bilinen yapay dillerden bazıları için ise bu ingilizce sayfaya bakabilirsiniz 
 
Tabloda görmemişsinizdir ama Star Trek (Uzay Yolu) dizisinde Klingon’luların konuştuğu “Klingon” dili, gene J.R.R.Tolkien’in ünlü Hobit, Yüzüklerin Efendisi ve diğer kitaplarındaki orta dünyada Elf’lerin konuştuğu “Sindarin” dili de, limitli tasarlanmış olsa da, yapay dil kategorisindeki dillerdendir ve bir çok kişi tarafından özel gruplarda ve buluşmalarda konuşulmaktadır. Gene geçen senelerde Kanada’nın Toronto kentinde Sonja Lang tarafından geliştirilen “minimalist”  dil “Toki Pona” da bir yapay dildir. İsterseniz bir deneyin : 
 
 
Anlatmaya çalıştığım herkesin zannettiği gibi bir dilin ortaya çıkması zor bir süreçten geçmediyidir. Farklı dilleri konuşan bir kaç 7-11 yaş arası çocuğu bir araya getirip kapalı bir ortamda bırakın ve bakın kısa bir zaman sonra nasıl yepyeni bir dil ortaya çıkacaktır. Olmaz diyorsunuz ama dünyada bunun çok fazla örneği vardır. Mesela pidgin dilleri var ki bunlardan bir kaçı bazı ülkelerin resmi dili haline gelmişlerdir.  Bir örnek olarak Endonezya’nın kullandığı resmi dil Bahasa Indonesia dili tasarlanarak oluşturulmuş ortak bir dildir, yoksa ülkede konuşulan 700 ‘den fazla dille başa çıkmak mümkün olur muydu?
 
Tabi ki doğal dillerin ortaya çıkış süreçlerinden, ya da aynı dili konuşan inasnların bir birinden farklı coğrafi noktalardaki dili farklı şekilde geliştirmelerinden kaynaklanan farklılıklar sonradan bir araya geldiğinde, dilde kargaşalar, istisnalar ortaya çıkmaktadır. Ama tasarlanan planlanan bir dilde böyle istisnalar asla yoktur. Dolayısı ile böyle bir dilin öğrenilmesi de çok kolaydır.
 
Peki diyeceksiniz ki Esperanto bir dil ama arkasında bir kültür barındırıyor mu ? bugüne kadar bu dilin etrafında bir şeyler üretilmiş mi? Kimler ne için kullanmış ki bu dili? Sadece bir oyuncak mı?
 
Hiç de öyle bir oyuncak dil değil. Kültür mü ? Hem de nasıl bir kültür! Elbette daha sınırlı ve dünya yüzeyinde dağılmış bir konuşmacı  kitlesine sahip olduğundan, diğer dillerdeki gibi her gün aynı dili konuşan insanların bir arada olması ile üretilen bir kültürden bir nebze daha sınırlı bir kültürden bahsediyoruz. Ama şimdilerde Internet çağı Esperanto diline ve konuşmacılarına bir ivme sağlamış son on yılda Esperanto adeta uçmuştur.
 
Esperanto barışın dilidir, herkese nötr ve eşit mesafeden yaklaşır. Politik, dini, ırkçı eğilimleri asla içinde barındırmaz. Ama her politik görüşe sahip, her din inancından olan kişileri barış içerisinde içinde barındırır. Bir ülkesi yoktur, ülkesi tüm dünyadır, vatandaşları da tüm bu dili konuşanlarıdır. Bu makalenin başında gördüğünüz gibi bir bayrağı vardır, ve ayrıca La Espero (umut) adında bir marşı vardır. Merak edenler için Youtube’da yazıları olan bir tane video buldum:
 
Esperanto kültürüne dair bazı detayları aşağıda vermeye çalışayım :
 
Herşey den önce Bahai inancı  resmi dili olarak bir uluslararası dil seçmek istemiştir ve sonradan da bu Esperanto dili olmuştur, ancak Esperanto’nun bu konu ile hiç bir ilgisi yoktur. 
 
Bir çok Esperanto müzik grubu vardır ve binlerce bestelenmiş şarkı ve yüzlerce CD mevcuttur. Bunlar Internet üzerinden satın alınabiliyor, ayrıca Youtube, Spotify ve benzeri sayfalarda bunların bir çoğu dinlenebilmektedir. Bu gruplardan bazıları şunlardır. Finlandiya’dan Dolchamar (resimdeki) , Hollanda’dan Kajto, Brezilya’dan Merlin, Polonya’dan Krio de Morto, Fransa’dan Kore ve JoMo, İsveç’ten Persone, Almanya’dan La Kuracistoj, Arjantin’den La Porkoj, Slovakya’dan Team vs.
 
 
1905 yılından beri Dünya Esperantistleri, birinci ve ikinci dünya savaşı yılları dışında, tam 100 tane dünya kongresi tertiplemişlerdir. Birincisi 1905 yılında Fransa’nın  Boulogne sur Mer kasabasında tertiplenmiş, 100.’sü de gene Fransa’da, bu kasabanın yakınlarındaki Lille kentinde jübile mahiyetinde 24 Temmuz-1 Ağustos 2015 tarihleri arasında 80 ülkeden 2698 katılımcı ile UEA (Universala Esperanto Asocio – Evrensel Esperanto Birliği) tarafından tertiplenmiştir. 
 
 
Esperanto dilindeki Wikipedia (Vikipedio)  217,000 ‘den fazla makalesi ile dünyanın 32. En büyük Wikipedia’sıdır. İngilizce, Fransızca gibi bir Avrupa dili konuşanlar Esperanto bilmeksizin bu makalelerin belki de yarısına yakınını anlayabilecek durumdadırlar. İsteyen deneyebilir :https://eo.wikipedia.org
 
 
Edebiyat konusuna girdiğimizde Esperanto dilinde orijinal ve Esperanto diline çevrilmiş tonlarca kitap bulunmaktadır. Bir çok edebiyat profesörü ve yazar Esperanto’yu öğrenmeyi seçmiş sonra da bu dilde eserler vermişlerdir. Nobel ödülüne aday gösterilen ingiliz William Auld da bunlardan birisidir. Belki inanmayacaksınız ama burada 25,000 ‘den fazla kitaptan söz etmekteyiz! Bu kitaplar Internet ortamından birden fazla Esperanto kitap satış sayfasından ve hatta Amazon’dan bile satın alınabilmektedirler. Ayrıca yılda dünyanın bir çok yerinde düzenlenen kongreler, seminerler, toplantılar, buluşmalar gibi noktalardan da katılımcılar kendilerine kitap temin edebilmektedirler. Tercüme edilmiş kitaplar arasında “Alice Harikalar Diyarı”ndan, “İncil” ve “Kuran”a kadar bir çok kitap bulabilirsiniz.
 
 
Bunun dışında az da olsa bir miktar ya  tamamen ya da kısmen Esperanto dilinde çevrilmiş filmler bulunmaktadır. Örnek olarak Charli Chaplin’in “Büyük Diktatör” (The Great Dictator) filminin içinde kısmen Esperanto  dili kullanılıyordu. Gene William Shatner’ın yani Star Trek’teki Kaptan Kirk’ün, gençliğinde çevirdiği “Incubus” adlı filmde ise dil tamamen Esperanto dili idi.
 
 
Elbette ki Esperanto tüm dünyadaki milletlere uygun bir lisan olarak tasarlanamamıştır. Dünya üzerinde 3,000 civarında dil mevcuttur ve bunlar yapıları itibari ile özellikleri çok farklı olan aile ve kategorilere bağlıdırlar. 1800’lerin sonundaki dünya ise Avrupa merkezliydi ve Esperanto da temelde Avrupa’nın Germanic, Slavic ve Romance dillerine dayanılarak tasarlanmıştı. Kelime haznesi ve gramer yaklaşımı da bu dillerden çekip alınmıştı. Sözün kısası Esperanto bir Batı dilidir ancak Doğu dilleri konuşan kişilerin (Japon, Çin, Kore, Vietnam, Hindistan vs) onlar için öğrenmesi çok zor olsa bile Esperanto’ya ne kadar önem verdiklerini, nasıl sevdiklerini Dünya Kongrelerine yüksek sayıdaki katılımlarından anlaşılabilmektedir. Öte yandan Batı dillerinden birini konuşanlar ise, öğrenme işine Esperanto’nun  bayağı bir kısmını zaten bilerek başlamaktadırlar. Bir Batı dili, mesela İngilizce konuşanlar Esperanto dilindeki “kato”, “lingvo” ve “persono” kelimelerinin ne olduğunu tahmin etmeye çalışsınlar hele! 
 
Esperanto öğrenmek isteyenler için bir çok web sayfası ve de kitap mevcuttur. Bunlardan en önemli web sayfası “Lernu!” yani “Öğren!” sayfasıdır ve birden fazla dilde kullanılabilmektedir www.lernu.net . Bu yılın Mayıs ayında ünlü Duolingo’nun web sayfasında devreye giren Esperanto öğrenme kursu ise rekordan rekora koşmaktadır
 
 
Kurs halen beta sürümünde ama açıldığı haftanın sonunda kullanıcı sayısı 10,000’e ulaşmıştı bile. Bazıları bunlar zaten Esperanto bilenler demişti o zamanlar ama şimdi kurs henüz üç ayını tamamlamadan 100,000 kullanıcıya ulaştı bile. Duolingo’daki Ukrayna dili kursundan çok daha fazlası kullanıcı burada Esperanto öğrenmektedirler. Tek sıkıntı şu anda Duolingo’nun Esperanto’yu sadece İngilizce’den öğretmesidir.
 
Türkler için bu sene Türkçe’ye çevrilip baskıya giren ve toplamda 37’dile çevrilen “Doğrudan Metod ile Esperanto” (Esperanto per Rekta Metodo) kitabını tavsiye ederim :http://katalogo.uea.org/katalogo.php?inf=9154
 
 
Ya da merak edenleri facebook’taki Türk Esperantistlerin grubu ile letişim kurmalarını tavsiye ederim (ESPERANTO TÜRKİYE):  
    
Esperanto’yu öğrenip konuşmaya başlamak için diğer dillerdeki gibi yıllar değil, kişiye göre değişen bir ile bir kaç ay arasındaki süreler yeterlidir. Çünkü Esperanto’da kelime değil kök kelime kavramı vardır, kelime oluşturma denilen bir imkan ile bu köklerin birleştirilmesiyle yeni kelimeler oluşturulabilmektedir ve daha fazlası olarak dildeki 50 civarında ön ve arka eklerle bu kök kelimelerden çok sayıda yeni kelimeler türetilebilmektedir. Bu sayede öğrenme eğrisi çok hızlı olmaktadır. Yani Esperanto’da bir kök öğrenen on civarında kelimeyi otomatik olarak öğrenmiş demektir. Öğrenmedeki ekonomiyi ve hızı siz düşünün artık! Tabi ki dili mükemmelleştirmek için bol sayıda kitap okumak gereklidir ve bu da bir çok dilde olduğu gibi belli  bir zaman gerektirmektedir. Ben bu kadarını söyleyeyim, sizlerse liseyi bitirip 6 sene boyunca ders almalarına rağmen İngilizce konuşamayan öğrencilerimizi bir düşünün.
 
Kıssadan hisse bir yabancı dil bilmiyorsanız ve bu konuda zaman ve para harcamak konusunda bir şey yapamıyorsanız Esperanto’yu bir deneyin derim. Bu şekilde dünyadaki 2,000,000 kişi ile kontak kurabilir ister email ile, isterseniz facebook grupları ile, isterseniz Skype ya da daha başka imkanlar ile iletişime geçin derim. Hem Esperanto dilini ilk önce öğrenmek, özellikle çocuklarda, diğer dilleri öğrenmek için bir basamak tahtasıdır. Bu konuda Manchester Universitesinde araştırmalar ve deneyler yapılmıştır.
 
Dünya’da bir çok okulda ve Üniversitede Esperanto dili öğretilmektedir. Bir kaç Üniversitede Esperanto kürsüsü vardır. Bir üniveristede Esperanto dilinde gene Esperanto için yüksek lisans programı mevcuttur. Yüksek Lisans programı veren bir üniversitenin ise eğitim dili Esperanto’dur.
 
Esperantist’lerin dediği gibi 
yani tekrar görüşene kadar!
 
 
 
 
--------------------
ESPERANTO TÜRKİYE için : https://www.facebook.com/groups/7121509722/
 
 
Toplam blog
: 10
: 153
Kayıt tarihi
: 27.06.15
 
 

1959 Istanbul doğumluyum. BÜ İŞletme ve Bilgisayar Bilimleri Yuksek Lisans bölümülerini bitirdim...