​ DALDA FINDIK KALMADI / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

kevser şekercioğlu akın

http://blog.milliyet.com.tr/kevser

18 Mayıs '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

DALDA FINDIK KALMADI

DALDA FINDIK KALMADI
 

internetten alıntıdır


Seni düşündüm dün, normal gördüğümüz, yaşarken gülüp geçtiğimiz bir sürü küçük yaşanmışlıklar birden daha da değerlendi. Yaşarken de anladığımız ve inan her zaman kıymetini bildiğimiz anılar canlandı. Büyümedik mi? Öyle bir büyüdük ki sessizce bekliyoruz olası olacakları. 
 
Çocukluklarımız da yaptığımız kaytarmalar, kaçamaklar hepsi peşpeşe, sırasız doluştular beynime, babam ve senden korkularımız yüreğime akarken taşanlar gözyaşı şekline dönüştü. İçim acıdı. Hayır sadece sana değildi bu acı. Seninle birlikte yaşarken kendi yaşadıklarımıza da aktı billurlarım. Taaa ilk çocukluğumda, dedemin size zorla namaz kıldırmaya çalışmaları. Senin, Ali amcamla üst kata namaz kılmaya çıktığınız halde, kılmayıp yavaşça tvist dansı yapma denemeleriniz ve aşağı ses duyurmamak için sessizce gülmeleriniz. Babaannemin arada kalmaları sırasında, kendi dilinde küfürlü konuşmaları. 
 
Şimdi düşünüyorum siz de çocukmuşsunuz o zaman aslında. İnsanlar en çok büyüklerini kaybettiklerinde büyüyorlar galiba. Dönemler kapanıyor ve eksiklerle devam eden yaşam içinde yeniden biçimleniyor yaşamaya çalışılanlar. Alışılmaya çalışılıyor acılara ve özlemlerle başetme çabaları. Gidenin bıraktığı sevgi ölçüsünde şekilleniyor yaşanmışlıklar ve ölüm her şeye anlatılmaz bir yumuşaklık getiriyor beraberinde ama o bile zamanlı sandıklarımız için geçerli. Yaşarken zor görünenler bile "O da öyle olsun istemezdi ama..."larla dile geliyor. 
 
Artık olmayan, harmandaki koskocaman dut ağacı o bile gitti zamanı geldiğinde. Sekiz dokuz yıl önce kalabalıkla mezarlık ziyaretini hatırladım. Hani senin, anneni-babanı-kardeşini-çocuğunu işaret ederek "Öyle özledim ki izin verseler bir gece gidip yanlarında kalsam" demen ve benim "Biraz sabret yakında temelli yanlarında olacaksın da dedemin orada olduğunu unutma!" demem ve hepimizin gülmesi. Biz her zaman rahatça konuştuk konuşmak istediklerimizi, birbirimizin ne demek istediğini bilecek kadar tanımak birbirini öyle güvenli ve sıcak ki. 
 
Benim ve kardeşlerimin ne babası, ne küçük amcası, ne dayıları kaldı bu dünyada. Bir seferde bize mandalina-kivi ağaçlarını göstermek için arka bahçeye götürmüştün canımın can yongasıyla.  İstediğiniz kadar toplayın yavrum sizler için diktim bunları demiştin ben de sana etrafı gösterip -Sağ tarafında Ahmet Dağı yemyeşil, karşında deniz masmavi, etrafında cennet meyveleri Mehmet Şeker herkes beş vakit kılıyorsa sen on vakit namaz kılmalısın ona göre demiştim. Artık bacaklarının ağrılarından bezdiğini, zamanın çok çabuk geçtiğinden bahsedip ne zaman bu kadar yaşlı oldum anlamadım demiştin. Aslında yaşlı değilsin biliyorum. 
 
Bir sen vardın. Yarın kısmetse, bu lafı çok sık kullanır oldum son yıllarda, biliyorum ki kısmetten ötesi yok. Yani yarın seni görmeye geleceğiz lütfen kendinde ol. Sen kendinde olduğun sürece ben kendimi hala küçük hissedeceğim. Sende gidersen biz bir daha hiç çocuk olamayacağız biliyorsun değil mi? Ne kadar saklanırsak saklanalım sana göstermemek için sigara içtiğimizi hep bilerek takip ettin ve yakaladın. Zişan ablamın "Baba yeter bari bitirmek üzereyken gel" demeleri geliyor aklıma bir yandan da sigarasını söndürmeye çalışması. 
 
Telefon konuşmasında "Kocanı benim yerime de öp ama sakın sıkı öpmeyesin haa" tembihlerin. Annem, yengem ve senin o tatlı sataşmalı sohbetleriniz ve onca kaybın ardından birbirinize kenetlenmeleriniz. Sen olduğun için kış başlarına kadar  rahatça kalıyorlardı annemle Hanife yenge köyümüzde. Kiraz ağacının altındaki kalabalık sohbetler... Kıyıda bucakta ne varsa getirin de yiyelim demelerin... Kalabalıklarımızda çok fazla kayıp, çok fazla hüzün var. 
 
Her fındık zamanı, babamın rahatlıkları senin aşırı panik ve sinirli hallerin her iki aileyi de huzursuz ederdi. Annem "Allahım, birindeki panikten diğerine, öbüründeki rahatlığı da ikisine bölüştürseydin de iki ailede rahat yaşasa olmaz mıydı?" diye söylenirken babamın "Şimdiye kadar hiç fındık dalda kaldı mı?" diye açıklama yapması. 
 
Hakikaten hiç fındık dalda kalmadı, tarlada kalanları da telaşlı fareler götürdü evlerine. Büyüğümüz olarak bir sen varsın elimizde.  Ben, bu sebeplerle büyümekten hiç hoşlanmıyorum amca. 
 
 
 
Toplam blog
: 374
: 869
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

1965 Akçakoca doğumluyum. Evli ve dört kız annesiyim, küçük bir kızın  anneannesiyim. A.Ü. Halkla..