- Kategori
- Deneme
Dalgalar ve gençlik

Akşam karanlıkta göz göze geldik denizle... Yanına çağırdı beni… ’’Dokun ellerinle bana’’ dedi.
Terliydi, tuzluydu... Kabarmıştı, nefes nefeseydi... ’’Hep siz mi bakacaksınız bana...
Ben de size bakıyorum işte’’ dedi… ’’Işıltılara koşuyorum bende’’ dedi…
O güne kadar onun tek olduğunu sanırdım... Meğer ne kadar yanılmışım... İçinde binlerce deniz varmış... Dalgalara binmişler, binlerce denizatını köpürte köpürte koşuyorlardı, sahildeki ışıklara… Çok güzellerdi ışıklar... Binlerce deniz koşuyordu, dalgadan atların üstünde; Işıklara koşuyorladı…
Koşmayın! dedim, ama dinletemedim... O ışıklar sahte dedim, sesimi duyan olmadı... İçinde ışık yoksa, ışığa koşarsın sadece diyecektim onlara, beni dinleselerdi… Kendi ışığınız var sizin, gitmeyin diyecektim.... Kendinizi sahile vura vura parçalamayın... Dedim ama duyuramadım...
On binlercesi telef oldu... Oysa onlar benim yıllardır ışığımdı... Mavimdi... Sahte ışıkların gücü gözlerini kararttı…
Gençleri düşündüm, hiç genç olamamışları düşündüm, içindeki ışığı hiç bilemeyenleri düşündüm… Yüz binlercesinin, milyonlarcasının telef olacağı baştan bilinen koşturmacalarını düşündüm… Koştukları ışıkları düşündüm…