​ Darbecilik ve Cuntacılık Faaliyetleri Tarih Oluyor / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Şubat '10

 
Kategori
Siyaset
 

Darbecilik ve Cuntacılık Faaliyetleri Tarih Oluyor

Darbecilik ve Cuntacılık Faaliyetleri Tarih Oluyor
 

Gecenin rengi, zifiri hale dönüştüğü saatlerde, Konyaaltı Plajının Liman’a doğru olan mevkiinde yüzümü denize çevirip, dalgaların o kendine özgü ince çığlıklarını dinlemeye koyuldum. Güzel bir geceydi. Yanı başımda bira, biranın yanında çıtır leblebi ve gökyüzünde ışıldayan yıldızlar eşliğinde soğuk biranın tadına varmak keyiflerin en güzeliydi.

Gün güzel geçmişti ama, tutmuş olduğum takım ağır bir yenilgi alarak hafifte olsa üzüntü duymama neden olmuştu. Lakin günün güzel geçmesinin asıl nedeni, gün içerisinde yaşana gelen siyasal gelişmelerdi. Çünkü bu gelişmeler, sıradan gelişmeler değildi ve TSK içerisinde orgeneralliğe kadar yükselmiş olan ordu mensupları darbecilik, cuntacılık gibi faaliyetleri sebebi ile gözaltına alınıyorlardı. Dört bir yanda gözaltılar sürmüş, darbecilikle, cuntacılıkla halvet olan ordu mensupları bir bir toplanarak haklarındaki iddiaları sorgulanmaya başlamıştı. Türkiye’de somut anlamda yaşanan gelişmeler değildi bunlar. Şirazesinden çıkmış olan onca cunta faaliyetleri ilk kez doğru düzgün bir şekilde sorgulanıyordu ve bu sorgulardan sonra iddialar ispat edilirse, bu tip demokrasi dışı faaliyetler içerisinde bulunan cuntacılar hak ettikleri cezalara çarptırılacaklardır.

Kendilerini memleketin asli sahipleri olarak gören zihniyetin, bu zihniyet sayesinde şirazesinden çıkarmış olduğu memleket, cunta faaliyetlerine karışanların sorgulanması süreci ile birlikte kendi normal seyrine dönecektir. Cunta faaliyetlerinin sorgulanması ve iddiaların ispatı halinde, ülkede birçok şeyin somut anlamda değişeceği muhakkak.

O eski günler bitti ve deniz tükendi. Birilerinin artık orduyu denetlediği, orduyu takip ettiği ve kanunsuzluklarını an be an kamuoyuna duyurduğu bu günkü süreçten sonra TSK, kendisine çeki düzen vermek zorundadır. Ülkede üç adet darbe yapıp, çeşitli muhtıralarla ülke siyasetine yön verme çabası içerisinde olan ve canı istediğini iktidardan indirip, canının çektiğini iktidara taşıyan bu ilkel zihniyetin tez elden tasfiye edilmesi ve demokrasinin olağan şekli ile yürümesi memleketin hayrınadır. Olmadık spekülasyonlarla insanların zihnine olmadık yalanları sokma çabası içerisinde olan bu ilkel zihniyetin şüphesizki tez elden tasfiye edilmesi gerekir. Aksi halde sürekli olarak bölünme ve şeriat korkusu ile adeta bir milli güvenlik devleti olan ülkemizde insanlar, zihinsel travmalar yaşar hale geldi. Herkeste aslı astarı olmayan bu gerçek dışı söylemlere inanıp ülke geleceğini sorgulamaya yönelerek mevcut iktidara yanlış bir perdeden cephe alır noktaya taşıdı zihinsel dünyasını.

Türkiye’de en önemli sorun TSK’nın ve Yüksek Yargının ülkeyi yönetme sevdasında oluşudur. Bu zihniyet dünyası bizlere hayli pahalıya mal oluyor. Siyasallaşmaması gereken bu iki kurum ve özellikle Yüksek Yargı vermiş olduğu kararlarda idelojik çizgisinin dışına çıkmaksızın olmadık yanlışlıkların altına imza atıyorlar. Ülkenin bu iki önemli kurumunun ciddi anlamda demokrasiye saygılı olmalarını sağlamak ve demokrasiye saygıda kusuru olacak olan siyasal iktidarın ise yine seçmence ve aydınlarca demokrasi sınırları

içerisine çekilmesi ayrı bir mücadele sürecini gerektirir.

Bu günkü süreç hayli tuhaf bir şekilde seyrediyor. Özellikle bu süreci bir ilüzyon olarak da niteleyebiliriz. Zira, demokrasi kültüründen hayli uzak bir geleneğin, bu gün demokrasiyi sahipleniyor olması ne kadar tuhafsa, halen ülkede yaşana gelen siyasal olayları değerlendirmekten uzak bir kesimin iktidara karşı asker ve yüsek yargı sevdalısı olması da o derece tuhaf. Aslında o ikinci kesimin mutlu olması gerekir. Biat kültürünün egemen olduğu bir geleneğin temsilcileri, gerçeği görerek bu gün demokrasinin yanında yer alıyor olmalarını gelecek açısından hayli sevindirici olarak nitelemek hiçde yanlış olmaz. Ne varki o biat kültürünün memleketi olmadık mecraların içerisine çekeceği kaygısını güderek ve sadece korku psikolojisi ile ülkeye şeriat geleceği endişesini taşıyarak demokrasiyi hiçe saymak ve TSK’nın içerisinde yaşanan anti demokratik taleplere kucak açmak çokda sağlıklı olmayan bir davranıştır. Bu ülke ne çektiyse darbelerden çekti. Onbinlerce insanını kodeslere tıkarak, işkencelerden geçirerek ülke insanına kan kusturan darbelerin tekrarlarının yaşanmaması adına cunta faaliyetlerine bulaşmış olan askerlerin ve komutanlarının cezalandırılması şarttır. Cunta faaliyetlerinin dışında olan TSK mensuplarını tenzih ediyorum. Konumuzun dışındadır bu tip TSK mensupları.

Gelişmeleri serinkanlı bir şekilde izlemek doğru olandır. Orgeneralliğe kadar yükselmiş olan kimi TSK mensuplarının gözaltına alınmalarını anormal karşılamamak gerekiyor. Kimi apoletli medyanın köşe kadısı olmuş tiplerinin, etmiş olduğu laflara itibar etmemek gerek. Çünkü o apoletli medya kadıları için, bir orgeneralin savcının karşısında ifade vermesi akıl ve mantık dışıdır. Kendilerini öyle bir kaptırmışki muhteremler, dün akşam bir tanesi ekrandan bas bas bağırıyor, “Olmaz böyle şey” diye. “Bir orgeneralin, gözaltına alınarak savcının karşısında ifade vermesi TSK’nın itibarını zedelemektedir” yollu veciz düşüncesinin iflas ettiğini ve artık o eski günlerin geride kaldığını, çağdaş dünyanın bu tip düşünceleri reddettiğini anlaması için bilmemki daha ne kadar dünyadaki gelişmeleri izlemesi gerekiyor?

 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..