​ Defalarca “Delikanlı ayaklarını bırak” dedik, ama dinletemiyoruz… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '08

 
Kategori
Siyaset
 

Defalarca “Delikanlı ayaklarını bırak” dedik, ama dinletemiyoruz…

Defalarca “Delikanlı ayaklarını bırak” dedik, ama dinletemiyoruz…
 

Ülkemizin başbakanı…

Yasalar karşısında kendisi hakkında konuşur ve yazarken son derece dikkatli olmak gerekir. Söyleyeceğimiz her söz, yazacağımız her cümle, Amerikan filmlerinin o ünlü diyalogundaki gibi “Aleyhimize delili olarak” kullanılabilir… O nedenle her yazdığımız cümleyi, kırk düşünüp bir kâğıda geçiriyoruz.

Ama Başbakan ne yapıyor?

Kendisinin “Dokunulmazlık zırhı” içinde olduğunu bildiği için, her yerde istediği gibi konuşuyor, veriyor, veriştiriyor.

Son olay…

Akşam haberlerini izlemek üzere haber kanallarını dolaşıyorum. Bir da baktım ki Başbakan konuşuyor…

Bir basın kuruluşuna “Açıkla...” diyor ve arkasından da “Açıklarım ha…” diyor…

Sayın Başbakan…

Siz ki ülkenin başbakanısınız “Açıklarım ha…” olmaz. Varsa bir suçlu veya suç unsuru olacak bir şey, göreviniz onu yargıya intikal ettirmektir.

Sizin “Açlıklarım ha…“ deme lüksünüz yok ki…

Açıklayacağınız ne varsa, yargı üzerinden gereğini yapacaksınız.

Diğer taraftan; siz yapılan eleştirilerin veya sizinle ilgili yapılan haberlerin dayandırıldığı bir şey yoksa yine yabancısı olmadığınız bir yol var, mahkemeye gitmek ve tazminat talebinde bulunmak…

Bu kez neden yapmıyorsunuz da “Açıklarım ha… “diyorsunuz?...

Burada “Doğan Medya Gurubu”nu savunmuyorum…

Benim öyle bir görevim filan yok. Ancak ülkemin Başbakanı sıfatıyla davranışınızın uygun olmadığını anlatmaya çalışıyorum.

Eğer “Doğan gurubu”nun yasalar karşısında yaptığı bir yanlış, suç varsa ve bunu da biliyorsanız, elinizde belgeniz de varsa, göreviniz olayı tüm boyutları ile yargıya iletmek ve gereğini “Yargının” yapmasını sağlamaktır…

Ama siz ne yapıyorsunuz Başbakan?...

Kürsüye çıkıp “Açıklarım ha…” anlamına gelecek cümleler kuruyor “Tehdit” suçunu işliyorsunuz, diğer taraftan şayet varsa, bildiğiniz “Suç olacak” bilgileri saklayarak görevinizi yapmamış oluyorsunuz…

Farkında mısınız?

Diğer bir anlatımla siz de yasalar karşısında suçu yargıya intikal ettirmemekle “Suça iştirak” suçunu işliyorsunuz.

Gelelim “Fener” meselesine…

Bu “Fener” bildiğimiz Fener değil, yani Fenerbahçe değil…

Bu “Fener” başka fener ve Almanya’da yargıya intikal etmiş, sanıklar “İtiraflarını” yapmış, suç işlediklerini kabul etmişler ve ucu da Türkiye’ye uzanıyor.

Hatta, doğrudur veya yanlıştır, orası Alman yargısının bilgisinde, size de uzandı bile…

Bu durumda yapacağınız şey, haber yapan medya veya medya guruplarına sataşmak değil, eğer “Temiz” iseniz, olayın üzerine üzerine gitmenizdir.

Yani Sayın Başbakan…

Artık bırakın bu “Delikanlı” ayaklarını…

Bunlarla, bu söylemlerle bir yere varamazsınız. Her geçen gün “Yüce divan”a doğru gidiyorsunuz, farkında değil misiniz? Hız keseceğinize, daha beter gaza basıyorsunuz…

Size bir şey olursa, sonucuna elbette siz katlanacaksınız da, sizin bu davranışlarınız sonucu millete bir şey olursa, faturası bize ağır gelecek, bilesiniz.

<ı>08 EYLÜL 2008

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..