- Kategori
- Futbol
Değerlerimize sahip çıkabilsek!

Galatasaray maçı şimdi bitti. Skor hiçte önemli değil. Bu maçın bitiş düdüğü ile beraber, yarın tüm gazeteler Ardayı yazacak. Tüm televizyon kanallarında Arda konuşulacak, Arda yorumlanacak.
Rakibinin göğsüne tos’u vurduktan sonra, kırmızı kart görüp gülerek ayrıldığı sahadan, soyunma odasının yalnızlığında hüngür hüngür ağladığına kalıbımı basarım.
Fransızların Tribünleri yıkarcasına Zuzi Zuzi sesleriyle destekleri Zidana mı? Özendi Medyanın dolduruşlarıyla kendine çok fazla güvendi de, rakibine kafa atabileceğini mi? Düşündü.Yoksa çarçabuk şımardı mı Arda? Belki de hepsi birden. Son dönemlerde bizlerden pek fazla kahraman çıkmıyor. Belki kahraman çıkartmayışımız içimize yara oldu da. Aldık bu küçük adamı kafamızda çok farklı bir yere koyduk. Taşıyamayacağı misyonlar yükledik.
Kim bilir? Sorun; İşimizi yaparken eğlenemiyor olmamızdan kaynaklanıyor. Ah bir eğlenmeye başlasak, ah bir yaptığımız işe kalbimizi koyduğumuz kadar aklımızı koyabilsek. Hırslarımızın, beklentilerimizin girdaplarında kaybolmasak daYenilgilerimizden faydalanmaya başlasak. Kaybedişleri olduğu gibi, bahane üretmeden paldır kültür kabullenebilsek.
Oyunun sonunda yenilsek dahi, partiyi versek dahi, sıcak bir gülümseme ile rakibimizi tebrik edebilsek, sahadan ayrılırken formaları değiştirip mağlup olduklarımızın ellerini sıkıca, mertçe sıkabilsek.
Yenilişlerde başımızı öne eğmesek. Sürekli bir sonraki maçlara bakabilsek! Değerlerimize sahip çıkabilsek…