Değirmenyeri Masalı / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '11

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Değirmenyeri Masalı

Değirmenyeri Masalı
 

Değirmen Yeri Dağ Evleri


"Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde Kilözü Köyünde bir değirmen varmış. Gel zaman git zaman değirmen yıkılmış. Adı kalmış yadigar; DEĞİRMENYERİ Hani her zaman deriz "Şu şehrin gürültüsünden kaçacak bir yer olsa, zaman , zaman kaçıp gitsem, yalnız kalsam, kafamı dinlesem" İşte burası bu düşüncelerle oluştu. Geldik – Gittik Geldik – Gittik Geldik- Gidemedik Yerleşmeye karar verdik. Eş, dost, akraba derken bu güzelliği herkesle paylaşalım istedik. İşte bu masal böyle başladı. Hırs ve kibirden uzak, abartısız, amatör, biraz nostaljik, rahat ve sıcak, en önemlisi güler yüzlü, kendine özgü bir yer olsun istedik. Keyif işi.(zaman zaman keyfimizde kaçmadı değil) Anladık ki herkesle paylaşamayız. Sonra… Güzel insanlar tanıdık, dostluklar kurduk.Yıllar yılı görmediğimiz dostları bulduk. Kurulan dostluklara, eski dostların karşılaşma anlarındaki sevince ve inanılmaz tesadüflere tanık olduk. Hep iyiyi yapmak istedik, yaptık sevindik, yapamadık üzüldük. Biliyoruz her masalın bir sonu var. Ancak biz istiyoruz ki bu masal sizlerle yaşasın, asla bitmesin… Doğruları - yanlışları, duyguları – düşünceleri her zaman paylaşmak adına… "SEVGİYLE" diyor kendileri, yaşadıklarını paylaşırken... Değirmen Yeri Dağ Evleri, İstanbul'a yaklaşık 3 saat uzaklıkta, gürültüden uzak İstanbul'un tüm stresini, kalabalığını, işi gücü, sıkıntıyı unutturacak, gelenin kapıda karşılandığı kendi içinde muhteşem bir yer! Kendi içinde çünkü peyzajı, düzeni bir harika... Çevreye bakınca tepeler ve yamaçlar var sadece; pek bir şey vaat etmiyor gibi görünüyor, sakinlikten başka ama insana bu yerin bahçesinde dolaşmak bile huzur veriyor, yetiyor! Dağdan ince bir şerit gibi inen suyun oluşturduğu ve etrafı çevrilmiş küçük ötesi göletler, ördek sesleri, ağaçlar, küçük bitkilerin çizdiği dar bir yol, değirmenden gelen su sesiyle uyumak... O kadar iyi geliyor ki insana... Sevimli küçük bir Güney Koreli torunu ve çok güler yüzlü bir Güney Koreli damadı olan misafirperver bir anneanne- dede/ kayınvalide- kayınpeder tarafından işletiliyor burası... Yemekleri yapan anneanne hoş giyimli, kibar bir hanım. Dede çok okuyan, görmüş geçirmiş birine benziyor. Kızı, damadı ve torunu muhtemelen tatil amaçlı oradaydı; siz gidince görür müsünüz bilmem. Akasya, Kızılcık ve Ihlamur adını verdikleri 8 kişilik, Ceviz adlı iki-üç kişilik ve Fındık adlı iki kişilik odaları ve bir de restoranları mevcut. Diğer odaları bilmiyorum ama benim kaldığım odada (Kızılcık) ve restoranda televizyon yoktu, sessizliği bozmamak için bulundurmadıklarını düşündüm. Size müşteri olduğunuzu hissettirmiyorlar; eve girdiğinizde duvarda asılı panoda "Evinize Hoşgeldiniz" yazısı insanı gülümsetiyor. Sizden istedikleri birkaç şey var: eve ve restorana girerken galoş giymeniz, sigara içip mangal yakarken evlerin ahşap olduğunu unutmamanız, evi 12: 00 de boşaltmanız ve dışarıdan yiyecek- içecek getirmemeniz! Daha önceki tecrübelerine dayanarak da 6 yaşın altındaki çocukları kabul edemeyeceklerini önceden belirtiyorlar. Mangal, şömine, odaya kahvaltı-akşam yemeği ekstra olup güler yüzü, verilen hizmeti görünce kahvaltı ve akşam yemeği dahil olan konaklama ücreti inanın göze görünmüyor. Neler yapabileceğinize gelirsek, sabah çok da erken olmayacak saatte yola çıkarsanız öğlene doğru Değirmenyeri'nde olursunuz. Evinize yerleşip, biraz da eşyaları kurcaladıktan sonra restorana çay ya da kahve içmeye gidebilirsiniz. İşletme sahipleriyle biraz sohbet edip onları yakından tanıyabilirsiniz. Öğleden sonra evinizin balkonuna mangal rica edip bir yandan etlerinizi pişirirken bir yandan şarabınızı yudumlayabilirsiniz. Daha önce de söylediğim gibi, evde televizyon olmadığı için bilgisayarınızı yanınızda götürüp en azından müzik dinleyebilirsiniz. Kablosuz internet bağlantısı da mevcut. İnsan oradayken hiç kasılmadan eşofmanlarını giyip atıveriyor kendini dışarı; hatta ben eşofmanın altına dev ayak botlarımı giyebilecek kadar kasılmadım :). Biraz dinlendikten, sohbet ettikten sonra saat 19 :30- 22: 00 saatleri arasında verilen akşam yemeği için tekrar restorana gidip Güney Koreli damadın güler yüzlü servisiyle karşılaşma ihtimaliniz var. Yemeğin ardından dinlenirken yorulduğunu farkediyor insan ve şöminenin karşısında şarabından son yudumu alırken miskin bir hal alıyor. Sabah uyanınca ilk işiniz kendinizi temiz havaya bırakmak olsun, bence. Soğuk ve temiz havayı derin derin içinize çekip rahatlayın. Kahvaltıda çeşit çeşit jambonlar aramayın; fakat petekli bal, reçeller, domates-salatalık, tereyağı, peynir, meyve, ceviz, kuru üzümü içeren çok zengin olmayan fakat yeterli gelen bir kahvaltı sunuyorlar. Kahvaltı sonrası kahve içip kendinize bir güzellik yapın... Değirmenyeri Dağ Evleri, eşinizle, sevgilinizle, arkadaş grubunuzla, annenizle, hatta tek başınıza gidebileceğiniz ve benim kesinlikle tavsiye edebileceğim bir yer! Çok uzun süre kalabileceğinizi sanmıyorum, şehrin gürültüsüne o kadar alışmışken bu kadar sakinliğe insan bir gün dayanabiliyor, o da çok iyi geliyor. Ben işletmecilerin o dinlenmişliğini görünce turizmin içinde büyüyen ve turizmin göbeğinde çalışan biri olarak bu sektörün stressiz yanını gördüm ve ileride kendim için de böyle bir yer hayal ettim. Gittim - geldim, gidip - geleceğim, gidip gelemeyeceğim günü umut ederek oradan ayrıldım... Anlattıklarımın daha detaylı halini, ev resimlerini, Değirmenyeri'ne nasıl ulaşabileceğinizi kendi websitelerinden bulabilirsiniz: http://www.degirmenyeri.com.tr/ 

Sevgiler... 

 
Toplam blog
: 22
: 794
Kayıt tarihi
: 19.01.11
 
 

İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık bölümünden mezun oldum. Ege Üniversitesi'nde İngiliz..