- Kategori
- Futbol
Değişen hiç bir şey yok
Uzun süre sonra sayfamı ziyaret edip neler yazmışım diye bir göz gezdirirken en son yazımı 4 Mart 2010 tarihinde yazdığımı farkına vardım. O günden bu güne Fenerbahçe'de değişen neler var diye düşündüm ve bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Kabaca bakıldığında 2010-2011, 2013-2014 şampiyonlukları, 2011-2012, 2012-2013 Türkiye Kupası 2015 Süper Kupa, 1 Avrupa Ligi Yarı finali gibi başarıların olduğu gerçeğini göz ardı etmeden 3 Temmuz şike sürecinide yaşadığımızı da düşündüğümde bir çok farklılık olduğu görülmekte.
Başkanı ve hocası değişmiş Galatasaray'a 4.yıldızı kaptırmak, stadı olmayan 8 senedir şampiyon olamayan Beşiktaş'a tarihin en iddialı kadrosu ile geçen sene verilen şampiyonluk, Alex gibi bir efsanenin suçlanarak gönderilmesi, tercümanı ile kameralar önünde yaşananlar, bilet fiyatları, dolmayan stad, hemen hemen her kulüp ve başkanla bitmeyen kavgalar, Avrupa ve Türkiye'de yaşanan bariz hakem hatalarına rağmen sorumlulardan sorulamayan hesaplar, sadece forma almakla olmaz diyerek taraftarı tam olarak müşteri görmek, istediğini gönderip kulüpten içeri giremez demek, tribünden idari menajere telefon edip taktik vermek bunlarda bana diğer yazılarımdan tanıdık gelen sadece isimlerin değiştiği olaylar değil mi ?
2008'den 2010'a eleştiri getirdiğim ne değişmiş ki diye baktım ne yönetim şekli ne transfer politikası ne teknik direktör seçimi olumlu değişen hiç bir şey bulamadım. 3 Temmuzda tek başına camiayı ayakta tutan Aykut Kocamana sahip çıkılmayıp birde arkasından benden sonra belki gelebilir ben varken olmaz denmesi, şampiyon olan Ersun Yanal'ın zampara diye gönderilip hocanın bir önemi yok evladımız İsmail Kartal da yapar dendikten sonra 1 senemizi bir stajere ayırıp sezon sonu hocanın önemli olduğu hatırlanıp gönderilmesi, artık kurumsallaştık Sportif Direktör olacak diyip Terrenao'yu getirip 12-13 transfer yaptırıp 1 ay sonra görevden el çektirip sonra sessizce ülkeden yollayıp kendinden başka kimsenin getirmeyeceği Vitor Pereira'nın kulüp tarihinin en büyük bütçeli takımına verdiği hasarı 1 sezon boyu izleyip yeni sezona onla başlamayı tercih edip Şampiyonlar Ligi ön elemesinde kaybedince lig başlamadan 1 hafta önce adamı ülkesine kaçırtmak ilk bakışta akıllara gelenler.
İdari kısımda böyle tutarsızlıklar yaşanırken transferler çok mu başarılıydı ki şu anda kulüp finansal fair play sayesinde transfer yapamaz hale geldi diye sormadan edemiyorum. Şike sürecinden sonra ki 1-2 sezon gerçekci olmak gerekirse zaten bir başarı ve transfer beklentisine girmemişti camia. Ama bir şekilde Aykut ve Ersun Hocalarla başarıda gelmişti. Eldeki oyuncular örneğin Egemen Korkmaz, Emre Belezoğlu gibi Fenerbahçe formasının anlamını bilen yürekli futbolcular gönderilirken kadroda düşünülmeyen disiplinsiz, formusuz ya da yetersiz diye kiralanan Stoch, Salih, Emenike kurtarıcı olarak geri getirilmiş durumda. Geçen seneyi kaybetme nedenlerinden belkide en büyük öneme sahip orta saha merkez ve forvet arkası pozizyona ısrarla transfer yapılmamış, 7,5- 8 Milyon Euroya alınan ama yanındakine pas verip maç başı 4-5 top kapma dışında bir fazlasını göremediğimiz Josef De Souza 2. yılında da orta sahada görev almaya devam etmiştir. İç transferde belkide Volkan Demirel ile beraber taraftarın en çok sevdiği isimler Gökhan ve Caner inat uğuruna ezeli rakibe kaptırılmış sol kanat birisi Beşiktaş'ta 8 senedir göze giremeyen İsmail Köybaşı'na diğeri Fenerbahçe'de 5 senede göze giremeyen Hasan Ali'ye teslim edilmiştir. Dick Advocaat tercihi ise eleştirilemeyecek bir isim olmasına rağmen malesef Vitor Pereira ile sezona başlama inadı yüzünden kendisininde zorlanacağı bir sürece denk gelmiştir.
Uzun bir aradan sonra hızlıca bu arada olanlar ile günümüzde yaşananların üzerinden geçmeye çalıştım. Bu kadar olaya karşı benim için en güzel şeyler ise 3 Temmuz 2011 de camianın göstermiş olduğu duruş, başkanın boyun eğmemesi ve 2013 yılından bu yana Obradovic yönetiminde ki basketbol takımıdır.