- Kategori
- İlişkiler
deli rüzgar ve azgın dalgaların dostluğu !

Arkadaşlıklar, çok ince bir çizgide bulunan bir kavram gibi, dostluklar ise ebedidir, güvendir, içtenliktir, aynadaki görüntüne açılabilmedir. En büyük düşmanı ise yalan, samimiyetsizlik, içten pazarlıklı hallerdir. En acısı da dostum diye uzanan bir elin, bir yüreğin sahte gülüşleri.
Bu kavramı veya duygu'yu neye benzetebilirim diye düşünüyorum bir kaç saattir.
Ve buldum sanırım, kıyıda bulunan kayalıklara benzettim sonunda.
Kişilerin birini deli rüzgara, diğerini ise azgın dalgalara. Dostluk heybetiyle duruyordur kıyıda, kişiler yani arkadaşlığın iki tarafı, kişi veya kişiler o kayalıklara vurur, aşındırır her fırsatta ve bir süre geçtiğinde ya o kayalıklar çöker ve önce kıyıya sonra denizin dalgalarına yem olur. Veya kalır orada, yıkılmaz ama o deli rüzgar rahat bırakmaz ve delicesine eserek yok etmeye devam eder.
Artık, ne o deli rüzgar ıslık çalarak esmiyordur ne de dalgaların eski çoşkusu yoktur. O bütünleştikleri kaya'da yoktur artık. Kendileri yok etmiştir, elleriyle, duyguları ile, ilgisizlikleriyle yavaş yavaş yoketmişlerdir. İçin için bir sızı duyarsın, gittikçe artan bir sızı ama ne yapsan sanki boştur, boşlukta çırpınırsın ve hala diğeri belki farkında olarak veya olmayarak kırılmalara neden olmaktadır.
Veya bir zaman sonra o kayalıklar öyle bir heybetle durur ki orada, sanki bir heykeltraşın elinden çıkmışcasına kendisini hayranlıkla seyrettirir. Muhteşem bir görüntüsü vardır, muhteşem bir sanat eseri olmuştur, iki insanın yapabileceği en güzel duyguların eseri gibi, her geçen imrenerek bakar o kayalıkların duruşuna. İmrenirsiniz. Kıskanırsınız. Yakınlık, uzaklık, mevsim, diğer arkadaşlıklar, zaman vs. fark etmez. Dünyanın bir ucunda da olsa dostluk sıcaklığı hep yüreğindedir bu eserin mimarlarının.
İşte o dostluğun simgesidir. O dostluktur. Dosttur.
Daha nice rüzgar delice esecektir, deniz hırçınlaşacaktır ama o dostlugun simgesi kayalıklar daha da sağlamlaşacak, dünya harikası gibi gururla, heybetiyle duracaktır orada.
Dostluk arkadaşına pamuk helva tutmak değildir, ara sıra dudaklarına birazcık bal sürmek hiç değildir. Yüreğini vermektir, içtenliğini vermektir, yüreğinde bir sıcaklık hissetmektir. Ama beklentisiz, içten, samimi ve yalansız.
Mutlaka herkesin söyleyeceği, ekleyeceği bir kelime vardır ama dileğim o kelimeler sizlerde kalsın, sıkıca sarılın ve eksik kelimelerimizi ben dahil tamamlayalım.
Yazan : Erol ASLAN
Resim :www.psu.edu