- Kategori
- Gündelik Yaşam
Delikanlılara tüyolar…
Bir oğul annesi olarak, olabildiğince kadınları anlamasını sağlamak istiyorum ve bazı tüyolar veriyorum, elbette…
Kadın-erkek diye bir fark var, zira!
İnsan olarak değil de, ikili ilişkilerde kendini gösteren bazı minik detaylar…
Minik detaylar erkekler için problem teşkil etmez de, kızlar için eder işte!
Mesela, erkek çocukları birbirlerinin yanında pırrrtttt diye gaz çıkarırlar ve de, ilginçtir, bu işe pek gülerler! Kızların kendi aralarında böyle bir durumda gülmeleri enderdir.
Hele ki kızlar, hoşlandıkları delikanlıların böyle bir durumuna tanık olmayı bırakın,düşünmek dahi istemezler!
İçleri kabarır, gülümsemelerine aldanmayın sakın; o an bilmem kaç puan kaybetmişsinizdir!
Eve gittiklerinde en mutlu-mesut anlarınızı hatırlayarak kendilerini tedavi etmeye çalışırlar, “Gayet doğal” diyerek tiksintilerini atlatmaya çalışırlar ama bir gerçek vardır ki kızlar hoşlandıkları gencin boşaltım sistemlerinin varlığını kabul etmek istemezler!
Erkekler kendilerini en güvenli, en kabul gördükleri yerde; yani en rahat hissettiklerinde, aynı arkadaşları arasındaki gibi diye düşünüp, koyverdikleri zaman genellikle evliliklerinin ya da birlikteliklerin üç-beş hafta sonrasına rast gelir.
Erkekler gibi gülemez bu duruma kızlar, benden size söylemesi delikanlılar!
******
Bir de tuvalet konusu var! (Pek berbat konular elbet, lakin bir o kadar da gerçek!)
Oğluma dedim ki: Senin pisliğini kimseye temizletme!
Bak, orada temizleyici deterjanlar var, aha burada da fırça!
Arkanda b.k izi bırakma!
Bir anne için sorun değildir pek, altlarını temizlemişizdir zaten, ama karşı cins için berbat bir şeydir; aklınızda bulunsun genç beyler!
******
Dişi cins yaşadıklarını, düşündüklerini anlatmayı sever; erkek cins ise bundan görev çıkarmak ister!
Kız sıkıntılarını anlatır, erkek çözüm yolları arar durur.
Erkeğin bulduğu çözüm yolları genellikle reddedilir; zira kıza o çözüm yolları fazla absürd gelir…
Erkek bozulur çözüm yolları reddedildiği için, kız “Keşke anlatmasaydım, burnumdan geldi” diye hayıflanır, içinden.
Hey, delikanlılar!
Kızlar paylaşmak için konuşurlar!
Sizden bir isteyecekleri zaman “Şeyyy, bir şey söyleceğim ama…” diye giriş yaparlar. Yoksa o öyle oldu, bu böyle diye anlattıklarından kendinize görev çıkartırsanız sonuç her ikiniz için de hüsran olur, benden söylemesi!
Yani, ne yapıyormuşsunuz: Yalnızca dinleyip, omuzunu, saçlarını okşuyormuşuz!
O içini boşalttıktan sonra soruyoruz: Tatlım, yapmamı istediğin ne varsa söyle!
Aklı başında ve seven kiç bir kız “Git ümüğünü sık!” demez!
Diyorsa, ya aklı başında değildir ya da gerçekten sevmiyordur! Nokta!
******
Bir de “Beni seviyor musun?” sorusu var!
Yıllardır arıyorum, tarıyorum, ıhhh, bu sorunun düzgün bir cevabı yok!
Ciddiyim, bir kadın olarak, ergenliğini hali hazırda unutmamış bir kız olarak yazıyorum ki: Bu sorunun makul bir cevabı yok!...
Çok seviyorum dersin, “Yalancısın!” der… (Aslında daha da fazlasını söyle demek ister!)
“Buuuu kadar çok seviyorum!” diyerek kollarını ardına kadar açarsın, “Bu kadarcık mı yani?” diye bir cevap alırsın, muhtemelen!
“Herşeyden çok!” dersin, “Mesela, annenden de mi fazla?” diye bir soru gelebilir; apışıp kalırsın!
O apışma salisesi şrak diye kaydedilmiştir belleğe, farkında dahi değilsindir, günlerini, gecelerini heba eder o salise uğruna; bir bölümünü bilirsin, el mahkum, tümünü bilmen olanaksız!
Bu soruya, delikanlılar, ne yanıt verseniz tam karşılığı olur diye bir tüyo vermem imkansız; seven bir dişi cins için bu soruya karşılık bir yanıt, maalesef, henüz bulunamadı!
Laf aramızda, en iyisi değil de, etkililerinden bir-kaçı şöyle:
Hiçbir şey demeden yalnızca sımsıkı sarılmak…
Gözlerinin içine aşkla bakarak “Hadi sen söyle, seviyor muyum?” demek…
Muzipçe “Sevmesem katlanılacak şey misin sanki sen!”
Maçoca “Seviyorum lan!” demek…
Naifce… “Hala anlayamadıysan, diyecek bir şeyim yok…” deyip, mel-mel gözlerini uzaklara devirmek…
Felsefice: Senin beni sevdiğini sorgulamıyorum, zira içimde hissediyorum! Sen sorguluyorsan, demek ki hislerimiz karşılıklı değil! Yoksa… Bu soruyu sorma gereksinimi dahi duymazdın… (Gerçekten seven bir kız bu laf karşısında “Yok… Yani… Hani… Ben…” diye başlayan bir girişte bulunup da, kendi sevgi dolu duygularını anlatmıyorsa bilin ki iletişim problemi vardır, ya da sözümün başladığı yere döneriz: Gerçekten sevmiyordur!
Neyse…
Şimdilik bu kadar!
Aklıma estikçe devam ederim tüyolara; maksat amme hizmeti!
gulgun_2006@hotmail.com
http://twitter.com/Gulgunkaraoglu