- Kategori
- Siyaset
Demek, artık düğmeye basıyorlar…

Sıra geldi provokasyonlara…
Sıra geldi, kuru otları tutuşturacak olan kıvılcımı çakmaya…
Yıllarca ilk kıvılcımda parlayacak bir ortamın oluşması için çalıştılar… Sabırla, inatla ve her olanak ve fırsattan yararlanarak…
Ve kendi hesaplarına göre, sayılı günleri tamamladılar.
Demek ki, [onlara göre] vakit tamam…
Ve demek ki, artık harekat emri verilmek üzeredir!..
Aman dikkat…
Bir gün duvarlara [ırkçı-ayrılıkçı-bölücü] yazılar yazacaklardır.
Bir gün, bu etkinin tepkisini alevleyecek ve sonra da güle oynaya yangına körükle gideceklerdir… Ta ki, bu hunharca savaşı dağdan, ovaya; ovadan kente ve oradan da evlerimizin bahçe duvarlarına getirene kadar…
Ünlü bir düşünür siyaseti şöyle tanımlıyor:
- Siyaset, düşmanı dosttan ayırma sanatıdır!..
Evet siyaset, bu yöndeki bir bilincin adıdır…
İçinde bulunulan süreçte Türkiye insanı; yani Türk vatandaşı, bu bilinci oluşturmak, zenginleştirmek ve siyasi eylem içinde etkin kılmalıdır.
Türk ve Kürt olarak birbirine düşman iki kavim ya da ırk ya da soy, sop yoktur…
Adı Türkiye Cumhuriyeti olan milli ve üniter bir Devlet’in içindeki bir halk vardır.
Bu halk, Türk Milleti’dir.
Nasıl ki, İsviçre’de, Almanya’da ve hatta Amerika’da bir takım eyaletler var olmasına rağmen, bu ülkelerin vatandaşlarının her birisi kendilerini İsviçreli, Alman ya da Amerikalı olarak tanıyor ve bu milli kimliği [hiçbir tereddüde mahal vermeden] şeref ve onurla taşıyor ve savunuyorsa… Bizde de böyledir.
Ya da böyle olmak zorundadır!..
Türk vatandaşlığı ortak paydamızdır.
Bu ülkenin içinde 70 milyon Türk vardır.
Buradaki Türk kavramı, bir ırkı değil, üniter bir milli devlet içindeki vatandaşlık tanımını açıklamaktadır.
Türk, Türkiye Cumhuriyeti içinde var olan [sayısı kalabalık] bir etnik unsur değildir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının adıdır… Bu cumhuriyet içinde yaşayan tüm insanların ortak paydasıdır.
Bu paydanın payında, farklı kültürlerden süzülen türküler, deyişler, farklı mutfak lezzetleri, iklimsel özellikler ve dağ insanı-ova insanı gibi çeşitlemeleri birçok unsur ve nitelikleri ile bağrında barındırarak, bütün bunları birleştiren bir zenginlik vardır…
İşte bizi yoksun kılmak istedikleri bu zenginliktir…
Bu nitelikli çok kültürlülüktür…
Bizi götürmek istedikleri nokta, bölmek/ve sonra da yönetmek anlamına gelen ve sonuç olarak emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmek için kurcalanıp, tahrik edilen ve çeşitli provokasyonlara zemin oluşturması umulan bu kaos ortamıdır…
İşte bu noktada dostun düşmandan ayrıştırılması hem gerektir ve hem de şarttır…
Ve bu anlamda siyasetin içinde ve bilincinde olmak hem gerektir ve hem de şarttır.
Ve bugün her zamankinden fazla birlikte olmak, güçlü olmak, örgütlü olmak hem gerektir ve hem de şarttır…
İşte meselenin aslı ve esası budur.