​ Denedim / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Denedim

Denedim
 

Bir yazı yazmıştım sadece. Elime silah alıp katliam yapmamıştım. Kendi gördüğüm kendi gözlemlediğim doğruları ve yanlışları kendi penceremden aktarmıştım sadece…

Ne faşistliğimiz kaldı, ne milliyetçiliğimiz, ne de statükoculuğumuz.


Bazı kalemler sonradan renk değiştirdi, bazı kalemlerin mürekkebi uçtu gitti, bazı blog yorumları, bazı kişileri küstürmemek üzmemek adına, tarafıma gelen rica mesajının arkasından tarafımdan silindi. Belki bu rica açık açık yapılmamıştı kişiye, belki de özellikle istenmemişti ama yapılan yorumlarla ima edilmiş, hissettirilmişti. Bellikli bu kişi herhangi bir kişiyi üzecek karakterde veya yapıda değildi…

Sanırım en demokratik, en özgürlükçü, en adam gibi adamların, kadınların, insanca yanlarının bedeli idi bunun nedeni... Masum değildik hiç birimiz, egomuz masumiyetimizin sınırlarını zorlamıştı sadece. Bu kadar özgürlük fazla gelmişti belki de… Özgürlük; kişi iradesi: bir üzüntünün, bir alınmanın ertesinde kurban edilmişti isteyerek ya da istemeyerek!


Neyi eleştirmiştim, neyi savunmuştum. Yanlış veya doğru, “bunlar benim yanlış ve doğrularımdı” şu ana kadar gördüklerimin, geçirdiklerimin, uzaktan veya yakından tanık olduklarımın bende bıraktığı izlenimin, bende bıraktığı izlerin, sorgulamaların sonucu idi dile getirmeye çalıştığım. Ve bunu ne bir kimliğin, ne bir ırkın tamamına mal etmemiş, yaftalamamıştım. Bunu da üstüne basa basa vurgulamıştım. Karşı olanlar da kendi doğrularını savunmuştu elbette...


Ben öyle ayrımcı, öyle statükocu bir zihniyet taşıyordum ki; en çok okunan yazım Adıyaman’ lı bir sanatçımız olan ve 20 Haziranda’ da Side de bir konser verecek olan Oğuz Aksaç’ a ait bir parçaydı…

Yine bir başka bloğum olan “Ölüm güzeldir” bloğum, ne tesadüftür ki; her bir satırında aynı acıları, aynı isyanları haykırarak söylediğim, yine çok sevdiğim hala da severek dinlediğim Ahmet Kaya’ ya ait şarkı sözleri ile bezeli idi… Tabii ki onu çok sevmem; bir şarkısında; “vallahi Apo’ yu özledik, vallahi biz dostu özledik” söylemini duyduğum zaman irkilmemi engelleyemedi. http://www.youtube.com/watch?v=pPkSR115vgk


Aldatmak kitabı ile nerdeyse her eve giren Ahmet Altan’ ı büyük bir masumiyetle okuduk ve belki birçok kadın o kitabı okuduktan sonra aldatmanın cazibesine kapılarak kırk yıllık eşini aldattı.

Ahmet Arif’ i çok sevdik. Onun mısralarında; Pirinçte, pamukta ve tütünde,/ Karacadağ, Çukurova ve Cibalide birlikte terledik Akdeniz’in pamuk tarlkarında pamuk toplarken. Yedi kol demiri yedi kapıya inerken yedi koldan, onunla aynı zindan da birlikte yol aldık firari bir sevdanın satır aralarına…

Yılmaz Odabaşı’nı çok sevdik. Analar mağrur mabetler gibi susarken eyvânlarda serin yaz geceleri, aynı rüzgar tokuşturdu Toros dağlarında tek göz odada sekiz çocuğuna kışlık hazırlayan hatça kadının kurutulmuş patlıcanlarını.

Nevzat Çelik; Beni burada arama anne/ Kapıda adımı sorma/ Saçlarına yıldız düşmüş/ Koparma anne/ Ağlama/… derken aksine daha da çok ağladık, yüreklerimiz dağlanırcasına. Bir gün olsun sormadık, aklımıza gelmedi, nereli, kim, neci olduğu. Şimdi yurtdışında burjuva hayatı yaşıyor deseler de biz hep eskide kaldık. Bir gün olsun helal getirmedik, kara sürmedik, lanetlemedik, şartlar öyle gerektirmiştir dedik.

Ve bugüne geldiğimizde gördüğümüz bazı yanlışları vurguladığımızda acımasızca suçlandık. Daha hiçbir silahın namlusuna elimiz değmemişken, daha hiçbir canlının kuyruğuna bile basıp incitmemişken, tüm bunlar yok sayıldı. En demokratlar tarafından en demokrat biçimde sansürlendik, ya da sansürlettirildik.

Türkiye bölünsün demedik, Kürtler sürülsün demedik. Düne kadar olduğu gibi bugünde Türkiye üzerinde yaşayan her bir canlının selameti için ortak doğrularda buluşabilmenin umuduyla yanlışları göz önüne sermeyi, ortak doğrularda buluşabilmeyi diledik.

Olmadı… Yapamadık.

Olsundu... Yine de canı sağ olsundu herkesin. En azından tartışmayı denemiştik.

Bu bloğumu yoruma açmayacağım. Hem işlerim çok yoğun, hem de gerçekten bir arpa boyu bile yol alamamanın üzüntüsü içindeyim. Umarım daha demokratik ortamlarda tartışmayı deneyeceğimiz günler de gelir. Gelen kasırga pek öyle demese de…

Hepiniz kalın sağlıcakla…

 
Toplam blog
: 669
: 1503
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..