- Kategori
- Deneme
Deneme

http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/yeni/goster.asp?prm=0,3009705&id=41&galeriid=2082#galeriSt
Şimdiye kadar okuduğum bunca kitaplar içerisinde Montaigne’in denemeler eseri kadar, kendimi bulduğum bir kitap olmadı. Bu kitabı ilk okuduğum da yirmili yaşların başında olmalıyım. Zaman zaman tekrar okur her seferinde gülümseten benlerime ulaşırım.
İlginç olan bir konu; XV. yüzyılda Paris’te doğan ve babasının Paris Belediye Başkanı olmasına rağmen, yaşamı öğrenmesi için aileden ayrı çocukluk çağlarını köyde geçirmesi. Belki de dünyaca ünlü adamı gözümde değişmeyen kılan o zamanın modern yaşamı ile köyü iyice özümsemesi. Babasının böyle bir yöntemi seçmesinin nedeni, iki yaşam biçimi arasında kendisini bulmasına şans tanımaktır. Bu konu da babasına şükran duymadan edemiyor. Bilediğimiz şeyler, bizim şekillerimiz, gördüğümüz sürece.
Hayata dair her şey üzerine hemen hemen kafa yorup kendi üslubu ile yazan bu adam 2000’li yıllar için yazmış sanırsınız. Oysa neredeyse bir asır fark var aramızda. Bu adamın yazdıkları bana insanın devir ne olursa olsun duygu dünyasının değişmediğine ikna ediyor. Bizi biz yapan özellikler duygularımız, düşüncelerimiz, din, devlet, yaşam, ölüm her ne düşünüyorsak.
Bazen törpülenmiş bazen bize makyajlı sunulmuş. Bizler, kendimiz olabildiğimizde, kendimize sansür uygulamadığımızda yaşıyoruz demektir. Üstelik bunu tüm dünya ile paylaşmakta ayrı bir konu. Bu ayrı bir yetenek olmalı.
Madem ben bu adamı bu kadar beğeniyorum. Onun gibi yazdığım şeyler beğenilmese bile sahi olmalı diye düşünüyorum. Kendim ve okumak zorunda kalanlar için yazdıklarım.
Bu yazıya bir konu düşünerek başlamadım o yüzden sonunu nasıl bağlarım bilemiyorum.
Bu aralar aklıma uzun yıllar görmediğim, hakkında haber alamadığım Ekrem Abi geliyor. Sanırım ellili yaşların sonuna gelmiş olmalı. Benim fikir hayatımda çok özel bir yeri vardır. Bekli de öğretmenlerimden daha etkili oldu. Çok düzgün bir adamdı, 1995 yılından sonra irtibatımız şehir değişiklikleri nedeniyle kayboldu. Aslında fırsat olsa görüşmek, sohbet etmek üçüncü kızı gibi dertleşmek isterdim. İşin ilginç yanı soyadı üçüncü ve iki kızı var. Bazen bilmeden yanlış laf eder, karşımızdakini üzeriz. Oysa refleks olarak ağzımızdan çıkan şey söylenebilecek en güzel kelimedir. Üçüncünün üçüncü kızı.
Bunlar sinema şeridi gibi geçince gözümün önünden ne kadar çok insan emeği var benim üzerimde. Biz insanlar meyve ağaçları gibiyiz, her bahar çiçek açarız, lezzetlerimiz başka.
Bu yazı benim için, BENCE.
Türkan Uçar