​ Dengeleyici Güç olarak ABD / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '08

 
Kategori
Siyaset
 

Dengeleyici Güç olarak ABD

Dengeleyici Güç olarak ABD
 

Vestfalya Antlaşması Avrupa’da 30 yıl ve 80 yıl savaşlarının sonunda imzalandığında uluslararası ilişkilerin yapısını kendiliğinden ortaya çıkarmıştır.

Bu barış antlaşması ile beraber Avrupa için modern çağ başlamıştır. Egemen düşünce olan ulus-devlet anlayışının yerleşmesi açısından da bu antlaşma oldukça önemlidir.

Uluslararası ilişkiler kuramcıları Westphalia Barışı'nın çok önemli birkaç ilkesinin olduğunu belirtir, bugün dünyada bu barışın önemli etkilerinden bazıları:

    Devletlerin egemenliği ve siyasal Self Determinasyon (Geleceklik Hakkı) esasları prensibi, Devletlerarası (yasal) eşitlik prensibi, Bir devletin iç işlerine başka bir devletin karışmaması prensibi,

Bu prensipler bugünkü uluslararası sistemde baskın uluslararası ilişkiler paradigması (siyasi realizm) yaygın bir görüştür ve bu devletler sisteminde neden "Westphalia Sistemine" başvurulduğunu açıklar.

Avrupa’da 1648’lerde gelişmeye başlayan bu düzenin ardından yakın tarihte oluşan güç dengeleri dünyadaki düzene etkisini göstermiştir. Özellikle 1790’lardan sonra uluslararası ilişkilere bakış anlayışı barış odağından sapınca sömürgecilik ve güç dengesi kavramları ortaya çıktı.

Siyasi dengelere yeni bakış sağlayan olay Fransız Devrimi olurken, dünya ekonomik siteminin temeli ise sanayi devrimi ile yerleşti.

Merkantilist Doktrin’in “hammaddeyi ucuza al işle pahalıya sat kavramı” güç dengesi kavramıyla birleşti.

Fransız Devrimi ile ortaya çıkan milliyetçi ulus devletler diğer ülkelerle olan sınır ve ilişkilerini tayin etti. Bu tayin rekabetin sınırlarını da belirledi. Bu dönemde kurulan deniz filoları sömürgecilik ve ticaretten pay alabilmenin temel koşulu oldu. Aynı zamanda güç dengesi olabilmek için bu varlıklara sahip olmak gerekiyordu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun ticaret yolları üzerindeki egemenliği Avrupa’nın yeni yollarla ABD’yi ve toprakları keşfetmesine yol açtı. Bu keşifler ile sömürgeciliğin hızı artarken, kıyım başladı.

Artan sömürgecilik ile çokça dile getirilen güç dengesi kavramı genellikle tek rakamlı sistemler üzerinde yoğunlaşmıştır. Çift rakamlı dengelerin oluşabileceği anlarda güç dengesi kurmak mümkün değildir.

Güç dengesi kavramı çatışmalardan uzak bir kavram olup, genellikle psikolojik bir harptır. Devletlerin birbirleri üzerine baskı kurmaları ve birbirlerini uzaktan etkilemelerini sağlar.

Güç dengesi olma özelliğini elinde bulunduran ABD ile devam eden güç dengesi unsurları soğuk savaşın sonuna dek sürmüştür.

Savaş meydanlarından uzak bir konumda bulunan ABD ve İngiltere uzun yıllar güç dengesi olmayı başarmışlardır. Doğal savaş alanı konumundaki Osmanlı Devleti ile Sovyet Rusya ise güç dengesi olamamıştır.

ABD’nin gün geçtikçe etkisini arttırması ile beraber İngiltere gücünü kaybetmiştir. Dünya üzerindeki tüm savaşların ABD etkisinde, ABD kontrolünde; ancak ABD toprakları dışında meydana gelmesi güç dengesi olarak ABD’nin ömrünü uzatmıştır.

Sovyetler Birliği’nin 2.Dünya Savaşı’nda 25 milyon insan kaybettiği göz önüne alınırsa ABD’nin tüm kayıpları Sovyetler Birliği’nin %1’i kadar bile olmamıştır.

Bu kayıplar oranında ülkelerin ekonomileri olumsuz etkilenirken, ABD bu olumsuz tablodan en az etkilenen ülkelerden biri olmuştur. Hatta savaş ekonomisi sayesinde ekonomi olumlu ölçüde büyüme kaydetmiştir.

Günümüzde ABD bir güç dengesi olmaktan öte farklı coğrafyalarda dengeleyici güç olarak karşımıza çıkarken; kendi yarattığı savaş ekonomisi ile farklı kaynaklardan beslenmeye devam etmektedir.

 
Toplam blog
: 430
: 2186
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..