​ Deniz Çoban, 'devrim' yapmadı mı? / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '15

 
Kategori
Futbol
 

Deniz Çoban, 'devrim' yapmadı mı?

Deniz Çoban, 'devrim' yapmadı mı?
 

Ey, her girişime, karar değişikliğine “devrim” diyenler; neredesin?

(“Devrim”, “devirmek” eyleminin “-im” yapım eki almasıyla oluşmuş, Öz Türkçe akımının dilimize kazandırdığı güzelim sözcüklerden biridir:

devir-im, devrim...

Görülüyor ki, dilimizin yapısına uygun olarak, “i” düşüyor. Devrim sözcüğünü ağızlarına yerli yersiz alanların, o düşen “ı” kadar değerleri yoktur.)

Bakın, Türk futbol  tarihinde, bir hakem maçtan sonra çıkıyor, verdiği yanlış kararlardan ötürü özür diliyor, sonra hakemliği bıraktığını ilan ediyor.

Hani, bilmem hangi ülkede, bir “devlet adamı”, hakkındaki iddialar üzerine istifa ediyor ya... Bir siyasi parti başkanı, seçimi yitiriyor, başkanlıktan oluyor, basıyor istifayı ya.... Bir sorumlu, özellikle Japonlar, sorumluluk alanına giren yerde ölümlere yol açan bir kaza sonrası, intihara kadar gidiyor ya...

Batı’ya özenenler, bizde demokrasinin yerleşmediğinden, özeleştiri ve istifa etme kültürü olmadığından dem vurarak, ha babam, o örnekleri gözümüze sokarcasına önümüze koyarlar.

Ama...

Bir Deniz Çoban’ın tavrını “kötü örnek” sayarak, bunun öteki hakemlere de yansıyacağını, her hata yapana istifa etme yolunun açılacağını dile getirenler oluyor. Onlar, kafaları biraz daha atarsa, bu tavrı, “hainlik”le eşdeğer tutacaklar!.

Deniz Çoban’ın, “maç sonu durduk yerde bir bardak suda fırtınalar kopardığını”, “psikolojisinin bozuk olduğunu” düşünenler de vardı.

Oysa, her girişime, karar değişikliğine “devrim” diyenler, Deniz Çoban’ın tavrını “devrim” diye sunmalıydılar.

Ama olmuyor, olamıyor; o tavra başka gözle bakıyorlar:

Türk hakemliğin dibine“dinamit” koymak...

Hakem camiasının ortasına “bomba” bırakmak...

"Profesyonel hakemlik”e bir darbe vurmak...

*****

Deniz Çoban, Türk hakemlik tarihinde “devrim" yapmıştır.

Açılan yolun tehlikeli yol olduğunu dile getirenler, süren rezillikleri görmüyorlar mı?

Deniz Çoban'ın açtığı yolun devamı, “inadına hata” yapanları ve uzantılarını tek tek “ayıklanmak" olmalı.

(Eskiden KİT’ler vardı, tam bir “arpalık”tı. Siyasi yandaş, eş dost, hısım akraba... buralara dolgun maaşlarla yerleştirildi. Çoğu da işe gitmez, gitse bile yan gelir yatardı. İşe göre adam değil, adama göre iş bulunurdu.

Söylenenlere bakıldığında, futbola çöreklenmiş olanlar da bunlardan farklı değil!. Azınlıkta olanlara yönelik eleştirelere bakarak, bu eleştirilerin kurumları yıptaracağını düşünenler, kurumları gerçekten düşünüyorsalar, onları geri plana iter, "ayıklama" yolunu seçerler. )

Herkes sözle, yazıyla kendine yakın olanı kolluyor.

Sahalarda ve saha dışında rezillikler sürüp gidiyor.

“Deneyimli hakemleri” küstürmeyelim, diyenler de var.

(Bu “deneyimli” sıfatı, “yetenekli” anlamında kullanılıyor. Bunu kullananlar, aslında, “kıdemli” demek istiyorlar. Bir işte uzun yıllar çalışmış olana “deneyimli” demek, hiçbir zaman “yetenekli” anlamına gelmez. Kuşkusuz, “kıdemli” olanların içinde gerçekten “yetenekli” olanlar vardır. Ama “deneyimli” denenlerin önemli bir bölümünün “yeteneksiz” olduğunu görüyoruz. Bunları koruyan ya da korunmasını isteyenler, geriden gelen, ilerisi için umut verenlerin önünü kestiklerinin farkında değiller mi?)

*****

Bütün gözler, “Büyükler”in maçlarında olduğu için, sadece o maçlardaki hakemlerin “doğrama” ve “kollamalar”ı gündeme geliyor. Artık, futbolda “ayıklama” zamanı gelmiştir.

Futbolda, öyle “6 hakem uygulaması”, “profesyonel hakemlik”, kimi kulüpleri kurtarmak, kimilerini “zapturapt" altına almak için, “A.Ş” gibi yapılanmaya gitmeye “devrim” demek yetmiyor. Çünkü yapılanların, bırakın “devrim”le "reform"la bile ilgisi yok.

Futbolda, artık, gerçek bir “devrim”e gereksinim var.

Aziz Yıldırım’ın deyişiyle, ne kadar “kaşarlanmış”, futbola yön verdiğini sanan "eski", irili ufaklı “muhterem” varsa, onlardan başlamalı.

"Ayıklama", geriden gelecek, yetenekli hakemlerin, gözlemcilerin, temsilcilerin, bilmem kimlerin önünü açacaktır.

*****

Geçen hafta da hakemler, açıktan açığa “hata” yaptılar:

Gözünün önünde topun elle alınması görmeyen 3 hakem...

Ofsaytı ve faulün ceza sahasının dışında olduğunu süzemeyen yan hakem...

Ve pozisyonların golle sonuçlanması..

Sonrası?

İnadına savunma, “yedirmeyiz” türü yaklaşım... 

Bir önceki maçta olanları “sportif anlamda önünü kesmek” olarak görmemek, sonrakini görmek...

Yanlışı söylemek doğru; yanlış olanlardan birini “es” geçerken, ötekinin üstüne gitmek ise, düşündüren bir yanlış...

Son söz:

Caydırıcı önlemler almak yerine, Deniz Çoban’ın yanlış yaptığını söylemek, ona yüklenmek; hakemlik kurumundaki çürümeyi iyice derinleştirir.

 

https://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com

 

 

 

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..