- Kategori
- Güncel
Denizler durulmaz

http://www.milliyet.com.tr/Guncel
Deniz’in dalgaları vurdukça kıyıya,
Bir martıdır uçan havada.
Özgürlük diyorlar adına ama uçup gittikçe ulaşılamayan martılar gibi ardından baktığıma,
O çocuğun adı Deniz’di.
Duruyordu Laleli’de Edebiyat Fakültesi’nin merdivenlerinde onu gördüğümde…
İlk kez mi görmüştüm yoksa onu son görüşüm müydü?
Çıkmış usumdan, ama ben onu hep oradaki haliyle anımsıyorum
Elinde bir çanta, sırtında onunla özdeşleşen parkası vardı…
Gözlerinde umut, sevgi, yaşamdı gördüğüm.
Aradan geçen 37 yıl…
O hiç yaşlanmadı belleğimde hala o merdivenlerde gördüğüm gibi.
O çocuk gül ağacına dileğini bağlayacaktı.
Bağlayamadı…
Darağacının altında “Özgürlük” dedi.
37 yıldır düşünürüm Hızır’la İlyas gül ağacı yerine darağacının altına uğramışlar mıdır?
Diye…
Denizin dalgaları dövüyor kıyıyı, bir martı avaz avaz bağırıyor…
“Siz susanlar konuşun artık, nasıl kıydınız o üç fidana?
O fidanlar dünya durdukça her 6 Mayıs'ta yeniden kök salacak.
Onlar ölüm ömrünü verenleri ise tarih asla affetmeyecek.
Hani, neredeler?
Anımsıyor musunuz adlarını…
Kimdi onlar?
Ama o üç fidan hiç unutulmayacak…
Tarihi yeniden yazmaya çalışanlar beni iyi dinlesinler.
Hepsi bir gün yok olup gidecekler, sonsuzluğun gerisinde…
Asla anmayacak onların adlarını gelecekteki insanlar…
Ama o üç fidan hep anımsanacaklar,
Deniz, Yusuf ve Hüseyin…
Size kıyan eller çok kirli…
Onları temizleyecek tarih sayfası yok…
Denizin dalgası kıyıyı dövüyor ben sonsuzluğa uçuyorum sizinle…”
Ve ben annemi özlüyorum.
“O çocuklar bana gelseydi yaşadığım sürece saklardım” diyen…