Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1409
 

Deprem ve yaşadıklarım -4 (Depremden korunma yolları)

Deprem ve yaşadıklarım -4  (Depremden korunma yolları)
 

Deprem değil, çürük bina öldürür


Son birkaç günden beridir yeniden deprem konuşulur oldu. Nedeni ise bir iki uyarı niteliğinde sarsıntının yaşanması ve bizim yıllara rağmen halen hazırlıksız oluşumuzdur.

İşte bu durum içimizdeki korku ateşini iyice körüklüyor. Bugün deprem oldu olacak manşetlerinin yerini, bir zaman sonra facia manşetleri alacak! Hiç şüphesiz on binlerce insan hayatını kaybedecek. Bir o kadar insanın da yüreğinde kapanmaz yaralar açılacak. Hem de pek yakında. O kadar yakın ki “belki yarın, belki yarından da yakın!”

Gölcük depremini yaşamış olmama rağmen 12 Kasım 1999 da Düzce depremini yaşarken de yüreğim durdu. İçinde bulunduğum bina yıkılmamıştı ama belliydi ki bir yerlerde yıkılan binalar, betonlar altında kalan insanlar vardı. Bunu derin bir şekilde hissetmek de insana, üstüne beton çökmüşçesine acı veriyordu.

İlk aklıma eşim gelmişti. Çünkü ben işteydim ama o mazisi çokta güven vermeyen evimizdeydi. Yüreğimin çaresiz çırpınışları arasında hemen telefona sarıldım. Titreyen parmaklarımla tuşlara dokunmaya çalıştım. Tek düşünebildiğim eşimin ne halde olduğu ile ilgili felaket senaryolarıydı. Depremin hemen ardından ne yazık ki daha öncekilerde olduğu gibi, telefon bağlantısı kurmak mümkün olmamıştı. Her geçen dakika gerginliğim ve çaresizliğim artıyor ve bekleyişim sabırsız dakikalarla savaşa dönüyordu. Uzun uğraşlar sonunda eşimden alabildiğim “efendim” kelimesi, bir zamanlar duyduğum “evet” kelimesinden bile kıymetliydi.

Bu depremin ardından artık yeni bir depreme daha dayanamayacağımızı anladık. Gebze’den İstanbul’a, Çengelköy’ün hemen yukarısındaki zeminin kayalık diye bilinen Güzeltepe’ye taşındık. Ardından da yine zemini kayalık diye bilinen Kavacık - Kanlıca - Paşabahçe üçgenindeki Çubuklu’ya! Artık daha rahat ve daha huzurluyum.

Lütfen sizlerde bugünden itibaren hemen önlemlerinizi alın! 1999 yılında yaşadıklarımızın çok daha beterini yaşamak üzereyiz. Psikolojik açıdan hazır olmamız gerektiği gibi, acil eylem planlarımızı da gözden geçirmeliyiz. Medya, hükümet, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve biz bireyler, sorumluluklarımızı yerine getirmek zorundayız. Hem de işimizi yarına bırakmadan.

Çünkü “yarın çok geç olabilir!”

Deprem ve sonrasında yaşadıklarım:

Deprem ve yaşadıklarım-1 : http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=5362

Deprem ve yaşadıklarım-2 : http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=5671

Deprem ve yaşadıklarım-3 : http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=10801

Deprem ve yaşadıklarım-4 : http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=11299

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tüylerim diken diken oldu; evde depremle baş başa kalmış bir eşe ulaşamamanın nasıl bir duygu olabileceğini, zaman zaman evladını "merak" eden bir anne olarak anlayabiliyorum. Tanrı'dan ikinize de, sonsuz güzel bir ömür diliyorum; sevgiyle, maviyle, yeşille...gönlünüzden geçen renklerle, size katılan renklerle...

derinmavi.. 
 17.12.2007 15:57
Cevap :
Bu güzel dilekler için teşekkür edip, bırakıyorum:))  17.12.2007 20:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 66
Toplam yorum
: 792
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 5922
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Anadolu benim, ben de Anadolu'nun canıyım!   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster