- Kategori
- Şiir
Destan-ı ölüm

Geceler habis, geceler kara, geceler bedbin,
bir görünür alem-i berzah ki;
zinciri yerde her ölü kalbin
Ondandır destursuz her rüya gezişleri
terki dünya ettiler lakin
yarım kalmış işleri
solgun fotoğraflarda bin türlü "imdat"
yeryüzünde kimde var size yarar istidat?
Bir anlık devrim ile "cahil" oldu onca dil
can dediğin neydi ki
sönmeye mahkum kandil...
Bir rüzgar üflediler ve biçare söndünüz
vakit hatıra kaldı size
Artık ne gece ne de gündüz
bir gri heyulanın baharatı bin bir "ah"
gitti gayri beklemeyin
seferde ölmüş son padişah
Kabristanlar ki kor bir hiçlik denizi
hani can dedikleriniz
çoktan unuttu sizi
Kime yedirmiştiniz o son " bir lokma" aşı
işte size mükafat,
bir eğri mezar taşı...
Bir işaret parmağı, arşa değen şu sedir
bekçidir ahınıza
bilmem ki kaç senedir...
Hep bakiyiz sandınız, tükenirken azar azar
oysa aç bekliyordu
sizi şu beton mezar
Bir gün sonranız yarın, bir gün önceniz dündü
güneş sandığınız kandil
ne de vakitsiz söndü
Sen! ey hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan
kaç yüz yıl andı seni
soy ismini taşıyan?
Hep zengin olmalıydı bu yaşam sergüzeşti
bak ne garip değil mi?
kabrini yoksul eşti...
Işıklı pencerelerde bitimsiz bir hayat vardı
şimdi bir çiçek gibi
saksını toprak sardı... ...
ENGİNDENİZ...