- Kategori
- Siyaset
Devlet Kürtlerden özür dilemeli (ymiş) !

Pkk affedilsin !. Hapishaneye değil, evlere dönülsün, devlet özür dilesin diyenler. Ya bunlar ?
Daha durun, çok şey görmediniz, okumadınız !. Daha ne özür kampanyaları açılacak! Daha kimlerden özür dilenecek ve devlet suçlanacak, kamuoyu oluşturulmaya çalışılacak.. Bekleyin, görün ve izleyin !.. Bu seferki bir kampanya değil ama yakında bunu da kampanya haline getir birileri, hiç merak buyurmayınız..
Bu seferki görüşü ortaya atan TESEV adında bir kurum. Kısa adı TESEV olan Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı, kendilerince oturup 35 sayfalık bir rapor hazırlamışlar ve bir basın toplantısı ile bunu önce kamuoyuna, sonra hükümete sunmuşlar. Her maddesini ayrı tartışmak gerektiği hemen belli olan bu rapor, hükümet tarafından kabul görür, ilgili birimlerce değerlendirilir mi bilemem ama epeyce ses getireceğine eminim.
Bu Tesev’in hazırladığı bu rapor Kürt sorununu hakkında hazırlanmış bir rapor. Ama içeriğini okuduğunuzda belki fikriniz değişebilir. Ne kadar tarafsızca kaleme alındığı da tartışılabilir. Ama birçok kesimin rahatsız olacağı da aşikar gibi. Tesev’in Kürt sorunu için acil önlem paketi gibi olan bu rapor “devletin Kürtlere özür borçlu olduğunu” belirtmekle kalmıyor, şuan olduğu iddia edilen Kürt sorununun maddeler halinde sıralanan bazı dikkat çekici çalışmalarla önlenebileceği vurgulanıyor.
Peki, ne diyor bu rapor ? Bu rapor çok şey diyor da, belli başlı konular şöyle diyor..
1- PKK’lılara sicil affı çıkarılmalı : Ülke içi ve sınır ötesi bütün operasyonlar bir an önce durdurulmalıdır. PKK’ya silah bırakması çağrısında bulunmak amacıyla STK temsilcilerinin ve siyasi partilerin aracılığına başvurulmalıdır. PKK militanlarının silah bırakması ‘pişman olmalarına’ koşullandırılmamalı. Beyaz bir sayfa açmak adına, bütün militanları kapsayan bir sicil affı çıkarılmalıdır.
2- Kürtçe ikinci dil olarak okutulmalı: Yeni Anayasa herhangi bir resmi ideolojiye atıfta bulunmamalı; devleti değil, bireyi korumayı amaçlamalı; demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarının korunması dışında ‘değiştirilemez ilkeler’ barındırmamalı. Bölgedeki camilerde vaazlar Türkçe ve Kürtçe verilmeli. Kürtçe ikinci dil ve seçmeli dil olarak okutulmalı.
3- Türk’üm, doğruyum’ andı kaldırılmalı : İlköğretim okullarında her hafta başında ve sonunda yapılan törenlerde okutulan ‘Türk’üm, doğruyum’ diye başlayan ant kaldırılmalıdır. Kürt çocuklarına verilecek her türlü sosyal hizmette, ana dile duyarlı olunması çok önemlidir. Devletin bölgedeki çocuklara bir sosyal atılım borcu bulunmaktadır.
4- Sulama kanallarıyla GAP sonlandırılmalı: Bölge halkının plana olan güvensizliği göz önünde bulundurularak, GAP projesi sulama kanallarının tamamlanmasının ardından son bulmalı. Bölgenin ekonomik ve ticari potansiyelinin açığa çıkması için Türkiye’nin Ermenistan sınır kapısı açılmalı. Bölgede acilen mayın temizleme çalışması başlatılmalı.
5- Hakikati araştırma komisyonu kurulmalı: Koruculuk sistemi bir an önce kaldırılmalıdır. Tazminat yasası olarak bilinen 5233 sayılı ‘Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun’a başvuru süresi bir kez daha uzatılmalıdır.
Ayrıca, <ı>“Devlet genel olarak topluma, özel olarak Kürt halkına yönelik en azından bir özür borcu olduğunu unutmamalıdır. Tarafsız, bağımsız bir hakikatleri araştırma komisyonu oluşturulmalıdır. Valiliklerin, belediyeler üzerinde oluşturduğu vesayet sona erdirilmeli. Yerel yönetimlerde Türkçe dışındaki diller kullanılmalı”ı> da denilmekte bu raporda..
Tüm bunlarla birlikte, TESEV’in “Kürt Sorununun Çözümüne Dair Bir Yol Haritası” olarak değerlendirdiği bu rapor ayrıca <ı>“ı><ı>PKK’ya silah bırakma çağrısında bulunmak için sivil toplum örgütlerinin ve partilerin aracılığına başvurulması, bütün örgüt üyelerini kapsayan sicil affı çıkarılması, Kürtçe’nin ikinci dil olması, koruculuğun kaldırılması gerektiğini”ı> de sıraladığı öneriler arasına koymuşlar..
Görüldüğü üzere, bu rapor çok ses getirecek. Ama benim birkaç sorum var elbette.. Bu rapor gerçekten objektif bir bakış açısıyla mı oluşturuldu ? Bunu oluştururken, belli bir kesimden maddi ve manevi bir yardım alındı mı ? Böyle bir rapor yazılması ricasında (!) bulunuldu mu ? Neden bu rapor, içeriğinde Pkk’lıları haklı konuma getiriyor da, mağdur olanların yalnızca Kürtler ve Pkk’lılar olduğu savunuluyor ?
Evet bugün, Pkk’nın estirdiği terör olaylarından dolayı bu ülkede 50-60 binin üzerinde insan hayatını kaybetmiştir. Bunların 40 bini asker, polis, sivil vatandaş, köylü, çocuk, öğretmen, mühendis, dağdaki çobandır. Geri kalanı’da askerler polisle çatışan teröristlerdir. Bu ülkede Kürt vatandaşlar elbetteki çeşitli sebeplerden dolayı mağdur olmuşlar, olmaktadırlar. Ama ya hayatlarını kaybedenler ? O hiçbir günahı olmayan siviller ? Şehit ve gazi olanlar ? Onların aileleri ? Pkk’ya karşı savaşıp, uzuvlarını kaybedip te hayata tutunmaya çalışan şerefli gaziler ? Onlardan da özür dilenmeli mi ? Kim dileyecek bu özrü ?
TESEV Başkanı Can Paker, raporun Doğu ve Güneydoğu’da görev yapan STK temsilcileri, yerel yöneticiler ve kamu görevlileriyle yapılan mülakatlar sonucunda oluşturulduğunu belirterek, “Gözettiğimiz temel amaç, Kürt sorununa barışçı bir çözüm bulunmasına katkıda bulunmak. PKK aslında bölge halkının kendisi. Oradaki her evde ailenin bir ferdi ya dağda ya da hapiste” derken bence biraz daha sağlam düşünmeliydi.
Evet, bu coğrafyada, bu topraklarda barış olmalı. Güneş her zamankinden daha güzel doğmalı. Ama bu ülke vatandaşları, bu coğrafya insanı, bence hiçbir zaman güneşin doğudan doğduğunu unutmadı. Türkiye’deki terör olayları bu ülkede 30 yıldır aktif. Ve otuz yıldır da bu rapor gibi raporlar, kurumlar, kuruluşlar, birçok siyasi, terörü devletin bu hale getirdiğini söylediler. Şimdi de özür dilesin istiyorlar. Bu ne çifte standarttır. Bu nasıl savunulabilir.
../..