- Kategori
- İnançlar
Dilimizdeki Fatiha..

Öncelikle anlamını paylaşalım hep birlikte ;
1.Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
2.Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
3.O, rahmândır ve rahîmdir.
4.Ceza gününün mâlikidir.
5.Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
6.Bize doğru yolu göster.
7.Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
O kadar net ve açık bir haber ki!
Her namaz kılışımızda, kabir ziyaretlerimizde ve her sıkıntılı olduğumuz anda dilimizin ucundadır bu sure. Hele bir de anlamını bilerek okunduğunda daha bir ahenk katar duamıza.
Ancak, dilden gönüle inmeyen sözün tesiri azdır. yani söz sahibi bile kendi dediğine inanmıyorsa, karşısındakine ne anlatabilir ki? İşte bu anda çok ama çok fazla önem kazanıyor ne dediğimizi bilmek.İşte bu yüzden dilimizde ki Fatiha'dan gönlümüzde ki Fatiha'ya giden bir mana ahengi istiyorsak, bir bütünlük yakalamak istiyorsak, anlamını mutlaka idrak etmeliyiz.
Yoksa, dil söyler gönül bilmez. Dil başka alemde gezinir, gönül başka alemde.. Kendimiz muhakemeden yoksun kalırız. O zamanda samimiyetten ve teslimiyetten uzaklaşır duamız, ibadetimiz. Günün belli zaman dilimlerinde rutinleşmiş bir hal alır ibadet. Özü gölgede kalır. Manayı kavramak ise samimiyeti doğurur.
Mesela ;5 (Rabbimiz!) Ancak Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden medet umarız dediğimizde, teslimiyetin zirvesindedir insan. Kul olmanın bilinci ile dosdoğru bir kabullenmişlik çıkar ortaya. ''Yalnızca Sana kulluk ederiz!'' Bütün sosyal statüleri, kimlikleri tek bir eşikte toplayan muazzam bir denge içerir ayetin bu bölümü. Bütün toplumsal görüşlerin ortak noktası olarak asırladır savunula gelen eşitlik, bütün ihtişamı ile ve ilahi bir buyruk olarak karşımızdadır. İnsanın, insana olan üstünlüğünün sıfır noktası. İşte bu güzel mesajı dil söylerken, her bir kelimesini, her bir harfini gönül örsünde dövmeli ki, ortaya keskinliğinden korkulmayan bir adalet kılıcı çıksın.