​ Dindarlar sandıkta hile yapar mı? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '15

 
Kategori
Güncel
 

Dindarlar sandıkta hile yapar mı?

Dindarlar sandıkta hile yapar mı?
 

Sizler, “seçim sürecinde cumhurbaşkanının bir parti adına il il gezmesi, seçim adaleti açısından doğru değildir” diyebilen bir AKP’li görebildiniz mi? Ben görmedim ve bugüne kadar tanık olmadım. Hangi AKP’li ile konuşsam, bunun cumhurbaşkanının hakkı olduğunu ve ters bir durum olmadığını söylüyor. Böyle bir yorumda benim AKP’lilerin dürüst, adil ve objektif olduğunu düşünme olasılığım var mı?

 

Uzun zamandır Milliyet Blog’da yazmıyor ve yazıları takip etmiyorum. Geçen gün nasıl oldu ise Milliyet Blog yazarlarından Hüseyin Atacan’ın bir yazısını okudum; “Seçimlerde Hile Paranoyası” başlıklı. Hüseyin Atacan’a göre AKP’lilerin ve onun tabanını oluşturan dindar, Müslüman, hacı, hoca ekibinin tamamına yönelik üçkağıtçı yaftası yapıştırmak büyük bir haksızlık.

 

Seçimde hile yapılma olasılığı var mıdır? Elbette vardır. Niyet her zaman belirleyicidir. Türk zekası buna fazlası ile müsaade eder. Müslüman vicdanı da buna müsaade eder. Kimse alınmasın kırılmasın. Biz Türklerin ilkeli olma vasfı son derece düşüktür ve hedefe en kısa yoldan ulaşma çabası takdire şayandır. Müslümanlar için ise Allah adına atılacak bir adım için beşeri kurallara saplanmanın kendisi günahtır. Eğer Müslümanlığa hizmet edecek bir iktidarın yoluna açacak ise seçimde hile yapmak kurallara göre suç olsa da ilahi kurallara göre sevaptır. Bu mantığın sıradan her Müslümanda olduğunu söylemek abes olmaz.

 

Eğer bunun tersi olsa idi, AKP’ye gönül vermiş, ona oy atmayı tercih eden ama hukuku, adaleti önemseyen her bir bireyin Cumhurbaşkanının il il gezip, devletin parası ile muhalefete muhalefet etmeye çalışmasına karşı gelmesi gerekirdi. Ama ben bu dürüstlüğü gösteren kimseyi görmedim. Çünkü cumhurbaşkanı hala AKP’nin ve dolayısı ile bu ülkede oluşmuş din sektörünün geleceğinin kurtarıcısı durumunda.

 

Bu ülkede, özellikle son 5 yılda devlet geleneği, hukuk ve adalet adına bir şey kalmadı. “Kanun Benim” uygulamasının geçerli olduğu bir sistemde yönetiliyoruz. Hüseyin Atacan’ın bahsettiği, AKP’ye oy atan Müslüman, dindar, Hacı ve Hoca ekibinin (dolayısı ile) Hüseyin Atacan’ın anlamadığı ve anlayamayacağı şey şu, bu düzen Müslümanlığa hizmet etmez, en çok dini ve dini simgeleri kirletir. Bir din iktidara bulaştıkça çamura batar.

 

Bugün dini her cemaat bir holdinge dönüştü ise ve her dini cemaat önderi birer holdingin sahibi ise dinin ruhani bir yanı kalmış mıdır?

 

Olaylara bakış açısına uzunca bir örnek vermek istiyorum;

 

Facebook sayfamda takip ettiğim bir AKP taraftarı bayan var. Zannedersem sol ve laiklik taraftarı bir aileden geliyor ama büyük bir AKP taraftarına dönüşmüş durumda. Bu arkadaşımız bir paylaşımında, bir arkadaşının, parkta karşılaştığı yaşlı bir amca ile sohbet ederken, amcanın arkadaşına “iki yıldan beri rahmet çok iyi yağıyor, bu Suriyelileri misafir ettiğimiz için Allah bize bir lütfüdür” dediğini aktardı. Elbette paylaşımın altında ülkemizin ortalama dindar profilinden birkaç vatandaşın amcanın yaklaşımına övgü dolu mesajlar geldi. Ben ise bu paylaşıma şu yorumu yaptım;

“Biz onu amcamızın yaşlılığına verelim. "Son iki senedir yağışlar iyi" ifadesi biraz sıkıntılı. Çünkü 2014 kuraklığı son 10 yılın en büyük kuraklığı idi. Türkiye genelinde yağışlar %50'ye yakın oranda azaldı. Barajların doluluk oranları %20'lerin altına düştü. Birçok tarım sahasında DSİ ziraatçılara sulama suyu temin edemedi. Verimlilik düştü. Suriyeliler 2011 yılından beridir ülkemizdeler ve bu mantıkla bakacak olursak 2014 yılında ülkemiz, Suriye'nin içişlerini karıştırmaktan ve milyonlarca insanını vatanından etmenin suçlusu olarak Yaradan tarafından cezalandırmış olabilir ancak. Tabi affedici olduğu için bu sene tekrar yağış ortalamasını tutturduğumuz da düşünebiliriz. Doğa olayları ile Yaradan’ın ödül ve ceza kavramlarını eşleştireceksek eğer, mesela geçen sene yerel seçimlerin yapıldığı 30 Mart akşamında, AKP'nin yeniden seçimleri kazandığı belli olduğu anlarda ülkenin özellikle Orta Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşanan aşırı soğuk ve donlardan dolayı çiftçiler 2014 yılında hasat alamadılar. Kayısı, Şeftali, Kiraz, Zeytin gibi değerli tarım ürünleri için 2014 yılı yok yılı oldu. Acaba yüce Rabbim bu ülkeyi AKP'ye oy verdi diye cezalandırmış olabilir mi o vakit. Tüm bunlar bir kenara, AKP'lilerin tamamında bir akıl kaybı olayı yaşadığımız kesin. Öyle saçma vakalardan öyle anlamsız sonuçlar üretip, onlara yaslanmaya çalışıyorsunuz ki.”

 

Yorumuma yönelik eleştiriler gelmeye başlayınca ikinci bir yorumda daha bulundum;

 

“Değerli arkadaşlar,

Anlamadığım şey şu; kazanın doğduğuna inanıyorsunuz da, neden öldüğüne inanmıyorsunuz?

İnançlı birisi olmasam da, sizlerin gözünden ve dilinden bir yorum geliştirmeye çalıştım. Eli öpülesi amcamız bir yorum yapmış ve iki yıl boyunca yağan verimli yağmuru, Suriyeli dostlarımızı misafir etmemize bağlamıştı.

Ben ise, geçen yıl verimli bir yağış olmadığını, aksine çok büyük bir kuraklık yaşadığımızı dile getirdim. İnançta Yaradan’ın ödülünün olduğuna inanan kişilerin cezaya ve helak edilmeye de inanması gerekmez mi? Eğer verimli yağış ödül ise kuraklık da ceza değil midir?


Eli öpülesi amcamız, (bence) yanlış değerlendirdiği ödül işini Suriyeli dostlarımızı misafir etmemize bağlamış. Ben ise onun yanlış değerlendirmesini doğru güzergâhına çevirdim ve kuraklıkla cezalandırıldığımıza göre Suriye politikasında ödüllendirildiğimizi değil cezalandırıldığımızı düşündüm. Ki eğer cezalandırıldı isek bu son derece doğru bir cezalandırmadır. Çünkü bir ülkenin içişlerine karıştık, ülkeyi karıştırdık, devleti yıkmaya çalışanlara destek verdik, kamyon kamyon silah ve lojistik destek verdik. Milyonlarca insanın evsiz, yurtsuz ve vatansız kalmasına neden olduk. Hatta bu kaçışların önemli bir kısmı yıkılması istenen merkezi devletten dolayı değil, desteklenen muhaliflerden dolayı oldu.

Bunca kötülük yapan, milyonları evsiz bırakan politikalar üreten bir devletin yaradan tarafından cezalandırılması doğal değil mi?

Ama nedense sizler, ödüllendirilmenizi kabul ediyor ama cezalandırılmanızı kabul edemiyorsunuz. Kazan doğrunca keyfiniz yerinde ama kazan ölünce “olur mu öyle şey?” halet-i ruhiyesindesiniz.

Ben size bu kabullenemeyişinizin nedenini de söyleyeyim. Çünkü sizler Yaradanı tapulu malınıza çevirdiniz. Sizin Yaradanınız sadece sizin doğrularını ödüllendirmekle mükellef olan bir varlık. Doğal olarak gerçek bir Yaradan değil. Sizler dine değil, kendi doğrularınıza inanıyorsunuz. Doğrularınızı din yapmışsınız. Bu nedenle kendi gerçekliğinizin ötesini kabullenemiyorsunuz.

Bana soracak olursanız, ben yaradanın ödül ve ceza sistemi ile çalıştığına inanmıyorum. Eğer buna inansa idim, Müslümanların Allah tarafından lanetlenmiş bir topluluk olduğunu düşünmek zorunda kalırdım.


Neyse ki bu işin detay kısmı. Problem, sizin kendi gönül gözünüzden olaya yaklaşan, Yaradanın ödüllerinden ve cezalarından bahseden birisini bile kabullenmemeniz. Sizin, yanlış dış politikanız yüzünden altüst edilen milyonlarca hayata rağmen, ödüllendirilmeniz gerektiğine inanan kişiler olmanız.”

Hüseyin Atacan’ın yazısına cevap olarak şunu söylemek isterim. Eğer sandıkta bir hileden bahsedeceksek, elbette ilk şüpheli iktidarlardır, çünkü tüm kurullar ve komisyonlar iktidarlar tarafından belirlenir. İktidarlar arasında hangi iktidarlardan şüphelenmek gerekir diye soracak olursanız. Elbette giderel totaliter eğilimler gösteren, tek adam yönetimine dönüşen, “ben dedim oldu” mantığı ile idare edilen iktidarlardan şüphelenmek gerekir. Bu durumda ülkemizdeki bu şüphe durumu hiç de garip değil, son derece olağandır. Kendi iktidarları döneminde Devlet Memurluğu Alım sınavlarında, Üniversite sınavlarında ve Polis okulları sınavlarında şaibe oluşmuş bir iktidar için (bunları bir cemaatin yapmış olması, başkalarının yapamayacağı anlamına gelmez, sadece bu yönteme göz yumulduğu ve bu işlerin yapılabilir olduğu mantığının hakim olduğu anlamına gelir) seçimlerde hile iddiası hiç de olağan dışı değildir.

 

Az önce örneğini verdiğim, dindar bir tabanı olan bir cemaat tarafından birçok sınava hile karıştırılması örneği bile dindarların, amaca hizmet ettiği müddetçe bu tip girişimlere ne kadar yatkın olduğunu gösterir. Gülen cemaatini diğer cemaatlerden ayırt edecek ciddi bir ayrım olmadığını sadece Gülen cemaatinin kendisini iktidar olmaya daha yakın olduğu için daha da pervasız olduğunu ve bu pervasızlığı iktidara yaklaşacak her cemaatin kolaylıkla yaşayacağını kolaylıkla söyleyebilirim.

 

Bugün, olaylara adaletli ve objektif yaklaşmayan hiçbir dindar benim için, uhrevi bir dine inanan dindar değil, sadece bu dünyadaki çıkarları çerçevesinde dizayn edilmiş bir dine inanmış dindardır.

 
Toplam blog
: 453
: 1826
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..