Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
789
 

Dini felsefi akımlar-2

Tanrı'nın varlığı sorgulanır mı?

Din, tüm toplumların, başlangıçtan günümüze yaşam düzenlerini en fazla etkileyen kurumdur. "Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu ya da ona inanıp inanmamak sorununun çözümlenmesi, din felesefesinin kapsamı içine girer

Bir insanın, kendisine öğretilmek istenen değerleri sorgulaması ve mantık süzgecinden süzgecinden geçirmesi aklının bir gereğidir. İnsanı diğer varlıklardan ayıran en başta gelen özelliği, düşünen ve sorgulayan, olayların sebep ve sonuçlarını inceleyen aklıdır.

İslam'ın 10-12. yüzyıllarında, akıl ve inancı(ya da imanı) kesin olarak birbirinden ayıran Müslüman kimlikli bazı düşünürler(Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Rüşt), eski Yunan düşünürlerinin eserlerinden de yararlanarak dini sorgulamışlar; bir anlamda, dine felsefi bir bakış açısıyla yaklaşarak yorumlar getirmişlerdir.

Aynı yüzyıllarda, inancı, aklın önüne koyan düşünürler de olmuştur. Bunlardan biri olan ve bugünkü toplum yaşamımızda bile izleri görülan Gazzali'den de, sonraki bloglarımda söz edeceğim.

Bu çalışmalar, dinde önce mezheplerin, sonra da mezheplerin sosyal ve coğrafi koşulllara göre ayrılmasından meydana gelen tarikatların ortaya çıkmasına neden olmuşlardır.

Fakat bunlar, daha sonraları ne yazık ki, dinin esasını bozan girişimler olarak değerlendirilmiş ve 16.yüzyıldan sonra İslam'ın "akılcı" yorumunun önüne set çekilerek "nakilci" teslimiyetçilik, topluma egemen olmuştur.

Günümüzdeki İslami yorumlar, bence İslamlığın 10-12. yüzyıllarınki yorumlarının da gerisinde olduğu söylenebilir. Yukarıda değindiğim gibi, 16.yüzyıldan itibaren, dini bozduğu düşüncesiyle, akılcı yorumlardan uzaklaşılması, dinin çağa uydurulmasını önlemiştir.

Dinin, akılcı yorumlardan uzaklaştırılmasının en önemli nedenlerinden biri, bir önceki bloğumda da belirttiğim gibi, topluma ve devlete egemen olan güçlerin ve yöneticilerin siyasal çıkarlarıdır.

Not : Yarın, inanç(ya da iman) ve düşünce konularındaki görüş ve yorum farklılıklarına geçmeden önce, onlaın ortaya çıkışlarına neden olan "kelam", bir sonraki gün de "tasavvuf" konularına değineceğim.

cdenizkent

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ama yetmedi...

sezar pan 
 13.09.2008 21:22
Cevap :
Merhaba...Umarım yettireceğim. Pazartesi günü "tasavvuf" konusun işleyeceğiz. Bu blogta,Tanrı'nın nerede olduğunu düşüneceğiz. Selamlar.  14.09.2008 14:15
 

Dini aklıcı algılamaktan kasıt nedir..? Günümüz siyasileriyle nasıl bir ilgisi var..Bunları daha açık ve örnekli yazmalısınız..Örneğin; içinde kim olduğu pek de malum olmayan türbelerde insanların tuhaf hareketlerle dilek tutmaları gibi bir cehaletin, siyasetle nasıl bir ilgisi olabilir..? Kastettiğiniz bütünüyle Cumhuriyet döneminin din siyaseti ise, o zaman onu ayrı bir bağlamda tartışmak gerekir..Yazının devamını bekliyoruz..Selamlar..

ali açıköz 
 13.09.2008 0:48
Cevap :
Merhaba Ali Bey...Bu blog, bu konuda yazdığım 7. blog; diğerlerini okudunuz mu bilemiyorum.Ayrıca, bu konuda yazdığım blogları(sizi tenzih ediyorum) çok dikkatli okunması gerektiğini söylemem gerekir. Bu bloglar, birbirini izlerken aynı zamanda birbirini tamamlayan bloglardır.Bazı arkadaşlar, bunlardan birini okuyarak yorum getiriyor ya da soru soruyor. Çoğunun sorduğu soru ve getirdiği yorum ya öncekilerde vardır ya da sonraki blokta değinilecektir. Şimdi sizin birinci sorunuza yanıt vermeye çalışayım. Dini akılcı algılamak ya da yorumlamak, sebep ve sonuç ilişkilerinden gerçeğe ulaşmaktır. Mesela, İslam dinine mensup insanlarımızdan acaba kaçı " Tanrı nerededir?" diye kendine sormuştur. Bu konuda akılcı bir yaklaşım, insanı Tanrı'nın nerede olduğu bilgisine ulaştırır. Tanrı'nın farklı yerlerde olduğu sorusuna aranan yanıt, İslam'da felsefi düşünce akımlarının doğmasına neden olmuştur. Sonraki bloglarımda bu felsefi akımları konu edeceğim. İkinci sorunuz...  13.09.2008 13:44
 

Değerli cdenizkent, ağaçtan beklenen meyve, insandan beklenen çevresine yararlı olmasıdır. Semavi dinler bu anlayış üzerine bina edilmiştir. Bunu çok açık "kul hakkı" ile açıklayabilir, "Allah'ın rızası, kulunun rızasından geçer" ifadesi ile pekiştirebiliriz. Din güzel ahlaktır. Bu doğrultuda iki cihan güneşi "Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim" demektedir. Bu anlayışı Anadolu düşünürleri; "Elinden belinden ve dilinden insanlar zarar görmemeli" İle bir gönül yıkarsan, kıldığın namaz ve yaptığın ibadetlerinin anlamlı olmaz denilmektedir. Özetle din çevresel bir olgudur. Din ve gereği açıklanırken üzerinde durulması gerekenler insanın çevre ile olan ilişkisindeki kalitedir. Ancak ve maalesef günümüzde üzerinde durulanların dinin ruhu ile nerede ise hiç ilgisi kalmamıştır. Arabasını yayaların geçtiği kaldırıma park ederek oradan geçen insanlara sıkıntı veren birisinin yaptığı ibadetlerin ona ne getirdiğini ve ne yarar sağladığını düşünmesi gerekir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 12.09.2008 17:38
Cevap :
Merhaba...Sabah gazetesine dönen Haşmet Babaoğlu şöyle diyordu: "Benim gibi düşünmeniz ve hissetmeniz için değil, düşündüklerimi ve hissettiklerimi paylaşmak için buradayım" diyordu. Ben de aynı düşünceyle buradayım. Benim burada dile getirdiklerimin kişiliğimle olan ilgisi bende saklıdır. Ben burada, dine farklı bakış açılarını ya da düşünceleri yazıyorum. Ben, insanlarımızın çok yönlü bilgilenmesinden yanayım. "Dinimizde, bunlar da konuşuluyor, böyle düşünenler de var" demeye getiriyorum. Ramazan ayını seçmemin nedeni de bu. İftar ve sahur programlarını bir izleyin. Hala Ortaçağ düşüncesinin din anlayışını savunuyorlar. Yüksek binaların çoğalmasının kıyametin belirtisi olduğunu söylüyorlar.Med ve cezirin, denizlerden sorumlu meleğin ayağını denize sokup çıkarmasıyla olacağına inanılıyor. Ve bunlar, bazı üniversite öğrencileri tarafından da kabul ediliyor.Bunları, üniversitede hocalık yaptığım sırada bizzat gördüm. İnancımızı aklımızı kullanarak perçinlesek daha iyi değil mi?Selamlar.  13.09.2008 9:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 975
Toplam yorum
: 2479
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 1405
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster