​ DİRENİŞ / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '20

 
Kategori
Öykü
 

DİRENİŞ

Rutubetli havanın etkisiyle terlemiş bir vaziyette uyumaya çalışıyordu. Bir süre yatağın kendine ayrılan bölümünde sağa ve sola küçük çapta manevralar yaptıktan sonra uyuyamayacağını düşündüğünden eşini rahatsız etmeden yataktan kalktı. Terliklerini giyip yatak odasından mutfağa doğru yürüdü.

El yordamıyla ilerleyerek aspiratörün ışığını açtı. Sandalyesini yanaştırdığı mutfak penceresinden sokağı izlemeye başladı. Sokak lambasının ışığıyla aydınlanan arabaları, devriye atarcasına dolaşan kedileri izlerken kendince bir kritik yapıyordu.

Merhamet duygusunu yitirmiş insanların zorlaştırdığı hayatı, arabanın kredi borçlarını, kızının okul taksitini, karısının evin geçimine katkı sağlamak için kendi gereksinimlerinden feragat ederek tutumlu davranmasını düşündü.

Ailesi tarafından okula gönderilmemiş hayat arkadaşının sağ cebinden beş sol cebinden altı üniversiteliyi cebinden çıkarıp futbol sahasına sürecek kadar akıllı ve bir o kadar da fedakâr olduğunu düşündükçe bir nebze olsun rahatlıyordu. Öte yandan kendini rahatsız eden başka durumlar aklına gelmekten geri durmuyordu. İşi icabı mecburen tanık olduğu hadiseler zihninde yüksek voltajla cereyan ediyordu.

Meslekte yirmi yılını geride bırakmıştı. Operasyonlara katılmış, cinayetler görmüş, ölümlerden dönmüş bir polis olmanın verdiği deneyimlere rağmen yaşadığı bazı olayları unutamamıştı. Söz gelimi bugün yaşadığı olay aklına geldikçe değişik bir ruh haline bürünüyordu.

Çapraz sorguya alınan insan görünümlü zanlının vicdan yoksunu davranışları gözünün önüne geldikçe kan beynine sıçrıyordu. Tanımadığı üniversiteli genç kızı tecavüz ettikten sonra boğarak öldüren döl israfına neden bunu yaptığını sorunca ‘O da akşamın bir vakti sokakta mini etekle tek başına dolaşmayaymış!’ demesinin ardından kendini tutamadı ve herifin gırtlağını sıkmaya başladı. Eğer meslektaşları yetişip kavgayı ayırmasa belki de katil olacaktı. Neyse ki olay büyümeden sorguyu başka bir arkadaşı devraldı.

Öfkesine hâkim olamadığı olay üzerinden birkaç saat geçtikten sonra sakinleşince hatalı davranışının farkına vardı. ‘’O ırz düşmanı katili gebertseydim ondan hiçbir farkım kalmazdı’’ diye düşündü.

Kafasından geçenleri gerçekçi bir tavırla analiz ederken zanlının savcılığa sevk edildikten sonra ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılacağını düşündükçe bir nebze olsun teselli olmuştu. Meselenin asıl önem arz eden kısmı olan geride kalanları düşündükçe başına ağrılar giriyordu. Maktulün annesinin ve babasının feryatları kulaklarından gitmiyordu. Maktulün babası yerinde olma olasılığını düşünmek bile istemiyordu.

Zihnini istila eden olasılıklar zincirinin oluşturduğu kaygılı ruh haliyle kızının odasına gitti. Pembe renkli ayıcığına sarılarak uyuyan sekiz yaşındaki kızının saçını usulca okşadıktan sonra sessiz adımlarla odadan uzaklaşıp yatağına doğru gitti.

Gördükleri karşısında etkilenmemiş gibi davranmaya çalışsa da içinde fırtınalar kopuyordu. Fırtınaların ruhundaki hasarlarına rağmen güçlü olmak zorundaydı. Kendisi için olmasa bile eşi ve dünya tatlısı kızı için direnmeye mecburdu

 
Toplam blog
: 93
: 87
Kayıt tarihi
: 25.02.19
 
 

     TCDD'de makine mühendisiyim. Sanatın iyileştirici gücüne inanan bir insanım.    ..